Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2025/564 E. 2026/11 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/701 E., 2024/1652 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2021/117 E., 2023/23 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 29... parsel sayılı 3.123,80 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tek katlı ev ve cevizlik vasfıyla davalı ... kızı ... adına tespit edilmiştir.

2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 2 29... parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını belirterek, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın ilk tesis kadastrosu sırasında tapulama dışı orman olarak tescil harici bırakıldığı, mahalli bilirkişi beyanlarından davalının babası ile eklemeli olarak zilyetlik süresini doldurduğu, senetsizden kazanım sınırının aşılmadığı, teknik bilirkişi raporlarına göre; eski tarihli hava fotoğraflarından taşınmazın orman olmadığı, sonradan ormana dönüşmediği, orman sayılan yerlerden olmadığı, konumu ve çevresi itibarıyla orman içi açıklık olmadığı, taşınmaz üzerinde çok eski yıllardan beri tarım yapıldığı, taşınmazın 1957 yılında zilyetlik altına alınarak 1957-1970 yılları arasında imar ve ihyasının tamamlandığı ve 1970 yılından 1980 yılına kadar tarla olarak kullanıldığı ve yine 1980 yılından itibaren elma ve ceviz fidanları dikilerek tespit tarihine kadar meyvelik olarak kullanıldığı, zilyetliğin kesintiye uğramadığı ve uzun süreden beri ekonomik katkı sağlanan bir yer olduğu 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddelerine engel bir hususun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile teknik bilirkişilerce düzenlenen raporlarda; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan dava konusu taşınmazın, bölgede 1981 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakıldığı, aynı bölgede yapılıp 24.11.1987 tarihinde kesinleşen orman tahdit çalışmaları sonunda orman sınırları dışında bırakıldığı, bölgede 3402 sayılı Kanun'un geçici 8.maddesi gereğince 2021 yılında yapılan kadastro tespit çalışması sonunda 2 29... parsel numarası alarak 3.123,80 m² yüzölçümüyle tek katlı ev ve cevizlik niteliğinde tespit edilen taşınmazın, en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritaları, uydu fotoğraflarının incelenmesinde; orman sayılmayan yerlerden olduğu, toprak yapısı ve bitki örtüsü dikkate alındığında cevizlik niteliğinde tarım arazisi olduğu, taşınmaz üzerindeki imar ihya faaliyetlerinin 1957 yılında başlayarak 1970 yılında tamamlandığı ve tespit tarihine kadar yaklaşık 45-50 yıla yakın zamandır sürülüp ekilen tarla ve meyve bahçesi olarak kesintisiz şekilde tarımsal faaliyet yapılarak kullanıldığı, dava konusu taşınmazın çevre parsellerle birlikte 8, 9 hektarlık alan içinde bulunmakta olup, tarım alanı olarak kendi ekolojik dengesini kurması, civar orman ağaçlarının etkisi altında olmaması, mevcut yol ile yaz-kış ulaşım sağlanan yer olması ve orman bütünlüğünü bozmaması nedeniyle dava konusu taşınmazın ormancılık bilim ve tekniği yönünden 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde düzenlenen orman içi açıklık niteliğinde olmadığının belirtildiği, dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığı, imar ihya faaliyeti tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl öncesinden tamamlanan ve davalı tarafından nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullanılan taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının davalı lehine gerçekleştiğinin anlaşılması üzerine mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazda imar ve ihyanın 1970 yılında tamamlandığının belirtildiğini, taşınmazın bulunduğu yerde 1981 yılında arazi kadastrosu, 1987 yılında orman kadastrosu yapılarak kesinleştiğini, bu nedenle dava konusu taşınmazda imar ve ihyanın 1970 yılında tamamlanması hukuken mümkün olmadığını, Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre, imar ve ihya; Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen işlenmemiş arazinin, yoğun emek ve masraf edilerek, tarıma elverişli hale getirilmesi ve bitkisel üretimin düzenli bir şekilde yapılmasını sağlayan hukuki bir fiil olduğunu ve taşınmazı imar ve ihya eden adına kadastro tespitinin yapılabilmesi için imar ve ihyanın tamamlanmasından itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin aralıksız ve nizasız geçmesi gerektiğini, hava fotoğrafı ve Google Earth 2004 - 2010 fotoğraflarına bakıldığında davalının taşınmazın tamamındaki zilyetliğinin süreklilik arz etmediğini, taşınmazın son yıllarda kullanılmadığını, davanın esasını oluşturan imar, ihya ve zilyetlik koşullarının somut olayda davalı yararına gerçekleşmediğini beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, yapılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§