Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4542 E. 2026/106 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 1998/153 E., 1999/239 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen ek karar davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar ve müdahil davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 897 parsel (yeni 282 54... parsel) sayılı Hazine adına kayıtlı taşınmazla ilgili Orman Bakanlığı Hak Sahipleri Tespit Komisyonunca, 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun (2924 sayılı Kanun) uyarınca yapılan çalışmada, taşınmaz üzerinde hak sahibi olarak davalıların tespit edildiğini, bu belirlemenin hatalı olduğunu ileri sürerek, tespitin iptali ile müvekkilleri adına tespit yapılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 01.01.1999 tarihli ve 1998/153 Esas, 1999/239 Karar sayılı kararı ile davacının davasının feragat nedeniyle reddine, müdahil davacının davasının ise Antalya İdare Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, temyiz edilmeksizin 22.12.1999 tarihinde kesinleşmiştir.

IV. EK KARAR

A. Ek Karar Talebi

... mirasçıları vekili 03.05.2023 havale tarihli dilekçesi ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2022/1624 Esas, 2022/1017 Karar sayılı kararında; 1998/153 Esasında görülen ve kesinleşen eldeki davanın hüküm kısmında 2/B ve kullanıcı şerhlerine ilişkin belirtme olmadığının ve kararın eksik bırakıldığının belirtildiğini açıklayarak, kararda eksik bırakılan 2/B ve kullanıcı şerhleri hakkında ek karar verilmesini talep etmiştir.

B. Ek Karar Talebi Üzerine Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 25.10.2023 tarihli ek kararı ile "Talepte bulunanlar vekili tarafından Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2022/1624 Esas ve 2022/1017 Karar sayılı kararı ile Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 897 parsel sayılı taşınmaza ilişkin ... Kadastro Mahkemesinin 1998/153 Esas ve 1999/239 Karar sayılı karırında davanın reddine karar verilmesine rağmen Kadastro Komisyon Kararındaki gibi tespit gibi tescil ve kullanıcı şerhlerinin beyanlar hanesinde işlenilmek üzere tescil hükmü kurulması gerekirken hükmün eksik bırakıldığı için bu hususta Kadastro Mahkemesince ek karar alınmasının sağlanılmasına karar verildiğini, ortadan kaldırma kararı incelendiğinde, 897 parsel sayılı taşınmaza ilişkin Antalya Kadastro Mahkemesinin 1992/271 Esas ve 1996/207 Karar sayılı karar ile açılan davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verildiği, fakat ortadan kaldırma kararında belirtilen 2924 sayılı Kanun'a göre hazırlanan 22.06.1998 tarihli hak sahipliği listesine göre konulan şerhler hakkında hüküm kurulmadığı belirtilmiş ise de 22.06.1998 tarihli hak sahipliği listesinin yargılama aşamasından ve kararın kesinleşme tarihi olan 21.02.1997 tarihinden sonra oluşturulduğu nazara alınarak dosya arasına getirtilen ... Kadastro Mahkemesinin 03.12.1996 tarihli ve 1992/271 Esas, 1996/207 Karar sayılı kararındaki tescil hükmünün hatalı olmadığı kanaatine varıldığından Mahkemenin bu dosyası ile ek karar kurulması cihetine gidildiği, Mahkemenin 1998/153 Esas ve 1999/239 Karar sayılı dosyasında davacının davasının feragat nedeniyle reddine, müdahil davacıların davasının görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen dava konusu edilen taşınmazın kullanıcı şerhleri ile beraber tescil hükmünün sehven kurulmadığının anlaşıldığı, kadastro mahkemesinin görevinin, düzenli sicil oluşturmak olup, bu kapsamda davaya konu taşınmazların ada, pafta ve parsel numaraları açıkça belirtilerek taşınmazın kim ya da kimler adına tesciline karar verildiğininin hükümde gösterilmesi gerektiği, bu nedenle dava konusu ... Mahallesi 897 parsel sayılı taşınmazın Hazine adine tescil hükmü ile beraber 22.06.1998 tarihli hak sahipliği listesindeki isimlerin kullanımında olduğunun tespitine ilişkin hüküm eklenmesi gerektiği" gerekçesiyle Mahkemenin gerekçeli kararının 1. bendinden sonra gelmek üzere; dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 897 parsel sayılı taşınmazın 2924 sayılı Kanun'a göre hazırlanan 22.06.1998 tarihli hak sahipliği listesine göre taşınmaz toplam 66 hisse kabul edilerek, 6 hissesi ... (...), 6 hissesi ... (...), 6 hissesi ..., 12 hissesi ..., 12 hissesi ..., 12 hissesi ..., 12 hissesi ... oranında kullanıcı olduklarının tespiti ile Kadastro Komisyon kararındaki gibi çalılık vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline şeklinde ek karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 01.07.2024 tarihli ve 2024/30 Esas, 2024/4406 Karar sayılı ilamı ile "Dava konusu edilen 897 parsel sayılı taşınmazın; 112.700 metrekare yüzölçümlü olarak kullanım kadastrosu çalışması yapılmaksızın çalılık vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, tespite karşı ... tarafından Antalya Kadastro Mahkemesinin 1992/271 Esas ve 1996/207 Karar sayılı dosyasında itiraz edildiği ve taşınmazın bir kısmının davacı adına tescilinin istendiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava konusu taşınmazın 1980 yılında orman sınırları dışına çıkarıldığı ve tespit tarihi olan 1988 tarihine kadar zilyetlik süresinin dolmadığı" gerekçesiyle, davanın reddine, dava konusu 112.700 metrekare büyüklüğündeki 897 parselin tespit gibi Hazine adına tesciline karar verildiği, iş bu kararın da, temyiz edilmeksizin 21.02.1997 kesinleştiği ve taşınmaz tapuya tescil edilerek sicilin oluşturulduğu, daha sonra, dava konusu yerin 2/B alanında kaldığından bahisle 22.06.1998 tarihinde Orman Bakanlığı hak sahipliği tespit komisyonu tarafından hak sahiplerinin belirlendiği ve ilan edildiği, Komisyonca belirlenen hak sahiplerine karşı, davacılar ... ve müşterekleri ile müdahil davacı ... tarafından itiraz edildiği; Antalya Kadastro Mahkemesinin 1998/153 Esas ve 1999/239 Karar sayılı eldeki dava dosyasında yapılan yargılama sonucu, "2924 sayılı Kanun ile uygulama yönetmeliğinde, Orman Kanun'un 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan alanların orman köylülerine verilmesi sırasında uygulanacak usul ve esasların düzenlendiği, bu düzenlemeler gereğince Orman Bakanlığınca oluşturulan hak sahipleri tespit komisyonlarınca hak sahiplerinin belirlendiği, hak sahipliği listelerinin Orman Bakanlığı tarafından onaylanarak yürürlüğe girdiği ve bu listelere göre satış işlemlerinin yapıldığı, belirtilen bu yasal düzenlemeye göre, hak sahipliği tespit komisyonunca hak sahiplerinin belirlenmesine ilişkin işlemin, Orman Bakanlığının idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlemi niteliğinde olduğundan, bu işlem hakkındaki yargısal denetimin idare hukuku kuralları çerçevesinde yapılacağının tartışmasız olduğu, dava konusu işlemin Kadastro Kanunu ile ilgisi bulunmadığı gibi, orman ve kadastro tutanaklarının hak sahibi tespit komisyonunca hak sahipliğinin belirlenmesi sırasında yararlanılacak belgeler arasında sayılmış olmasının, uyuşmazlığın Kadastro Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği sonucunu doğurmayacağı" gerekçesiyle, davacının davasının feragat nedeniyle reddine, müdahil davacının davasının ise Antalya İdare Mahkemesi görevli olduğundan bahisle görevsizlik nedeniyle reddine karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 22.12.1999 tarihinde kesinleştiği, bu doğrultuda anlatılanlar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, dava konusu 897 parsel hakkında kullanım kadastrosu yapılmadığından, başka bir ifade ile kullanım kadastrosuna tabi tutulmadığından bu yerler için kullanıcı şerhi verilebilmesi için idareye başvurularak kullanım kadastrosu yapılmasının sağlanmasının gerektiği, Mahkemenin idare yerine geçerek kullanım kadastrosu yapması mümkün bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu, kaldı ki; ek karar talep edenlerin, eldeki 1998/153 Esas sayılı dosyada dava konusu taşınmaz hakkında kullanıcı şerhleri yönünden sicil oluşturulmadığı iddiasının da yersiz olduğu, zira, eldeki davada uyuşmazlık konusu hususun, teknik anlamda bir kadastro işlemi olmayıp, Orman Bakanlığı tarafından yapılan hak sahiplerinin tespiti yönündeki idari işlem olduğundan ve bu işlemde de herhangi bir kadastro tutanağı düzenlenmediğinden, Antalya Kadastro Mahkemesince 1998/153 Esasında verilen kararda eksik bir husus, diğer bir deyişle, kullanıcı şerhleri yönünden sicil oluşturulacak bir durumun bulunmadığı, yine, 897 parsel sayılı dava konusu taşınmaza ilişkin sicilin de, 1992/271 Esas ve 1996/207 Karar sayılı, kesinleşen kadastro tespitine itiraz davası sonucu oluştuğundan bu yönden de sicil eksikliğinin de söz konusu olmadığı, bu itibarla; yazılı gerekçelerle, ek karar talep edenlerin, bu istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi ek kararı bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2025 tarihli ek kararı ile Dairenin yukarıda belirtilen bozma ilamı doğrultusunda ... mirasçılarının ek karar taleplerinin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerin babalarından başlayarak devam eden zilyetlik ve kullanımları gerek adli gerekse idari kesinleşmiş mahkeme kararları ile çekişmesiz olmakla usul ekonomisi de dikkate alınarak kullanıcı olduklarının tespiti ile şerh verilmesi gerekirken talebin reddinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi ek kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ... Kadastro Mahkemesinin 1998/153 Esas ve 1999/239 Karar sayılı kararının dava konusu taşınmaz hakkında sicil oluşturulması bakımından eksiklik içerip içermediğine ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilâmı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilâmında ve İlk Derece Mahkemesi ek kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2025 tarihli ek kararının ONANMASINA,

615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalı ... ve arkadaşlarından alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§