"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2247 E., 2025/994 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/230 E., 2023/439 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) geçici 1. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sonucunda, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 88 48... parsel sayılı 23,74 metrekare ve 88 48... parsel sayılı 363,92 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanağının beyanlar hanesine ayrı ayrı, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi hükmüne tabi tutulduğu ve 5 yılı aşkın süredir ... oğlu ... ve ... oğlu ...'nun kullanımında olduğu şerhi yazılarak, arsa vasfıyla davalı ... Belediye Başkanlığı adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; eski 1534 parsel sayılı taşınmazın 7143 sayılı Kanun'a göre kullanım kadastrosu yapıldığını, yapılan çalışmada 88 48... ve 15 parsel sayılı taşınmazlara davacının tapu ile maliki olduğunu ve kullandığını, elektrik aboneliği başvurusunda bulunduğunu, izinli su kuyusu açtığını, ağaçlandırma yapıp etrafını çevirdiği halde kullanıcı olarak beyanlar hanesinde gösterilmediğini ileri sürerek müvekkili lehine kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; yasal hasım olduklarını, 7143 sayılı Kanun gereğince taşınmazların Belediye adına tescil edildiğini, davacının Belediyede emlak vergisinin bulunmadığını, arazi ve bina tespit formu ile özel parselasyon haritası bulunmadığını, dava konusu taşınmazlara ait emlak vergi kaydının da olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı müvekkillerinin hak sahibi olduğu parseli de kapsayacak şekilde mahallede bulunan bir çok parsele seri davalar açtığını, dava konusu parsellerde davacının ilgisinin bulunmadığını, Belediye cevap dilekçesinde de belirtildiği gibi dava konusu 88 48... parsele ait davacı adına arazi ve bina tespit formu ya da özel parselasyon haritası bulunmadığı, davalı ... adına bulunduğunu, arazi tespit formu ve krokisinin dosyaya sunulduğunu, gerçek zilyet ve hak sahibinin müvekkilleri olduğunu, müvekkillerinin taşınmazı 1989 yılında satın aldığını, özel parselasyon planı ile de sabit olduğunu, bu güne kadar emlak beyanlarını verip vergilerinin ödendiğini, taşınmazın satın alındığı tarihten bu güne kadar 32 yıldır aralıksız müvekkilleri tarafından kullanıldığını, 88 48... parsel sayılı taşınmazın hali hazırda müvekkilinin kullanımında bulunduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davacının mahkemede dört ayrı dava açtığı, yaklaşık 2000 metrekarelik alanda zilyetlik iddiasında bulunduğu, dayandığı tapu hissesinin 501,04 metrekare olduğu, davacıya ait emlak vergisi kaydının sokak beyanı içermediği, emlak kayıtlarının tek başına fiili kullanım ispatını taşımadığı, her ne kadar dava konusu taşınmazların komşu 13-14 parsellerle birlikte kullanılması sebebi ile etrafın çitlerle çevrili ise de, davacının dava konusu taşınmazın etrafına tek başına çitlerle çevirmesinin ekonomik amaca uygun fiili zilyetlik ispatı için yeterli olmayacağı, 1- 15... -14 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümünün 501,04 metrekareden fazla olduğu, 20 13... tarihli hava fotoğraflarına göre taşınmazın boş arsa olduğu, davacının fiili zilyet bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " dava konusu taşınmazlar başında yapılan keşifte dava konusu taşınmazların etrafının tel örgü ile çevrili olduğu, taşınmazın bir kısmında taşkın şekilde betonarme inşaat temeli olduğu ve taşınmazın etrafının ağaçlarla çevrili olduğunun gözlemlendiği, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından taşınmazın 15-20 yıldır ağaçlar ve tel örgü ile çevrili olduğunun anlaşıldığı, keşifte dinlenen davacı tanıkları beyanında mahalli bilirkişi beyanları ile uyumlu olduğu, taşınmazın davacı tarafça tel örgü ve ağaç ile etrafının çevrildiği, keşifte dinlenen davalı tanığı ... ve ... beyanlarından da taşınmazın etrafının tel örgü ve ağaçlarla çevrili olduğunu beyan edildiği, davalıların kullanımına ilişkin herhangi bir beyan yer almadığı, davalılar ... ve ... dava konusu taşınmazlarda hiç bir zaman fiili kullanımının bulunmadığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporundan da dava konusu taşınmazların komşu 88 48... ve 14 parsellerle bir bütün olarak etrafının tel örgü ve ağaçlarla çevrili olduğu, hava fotoğraflarına göre en az 2013 tarihinden itibaren bu şekilde tek parça olarak etrafının çevrildiği, taşınmazın giriş kapısının anahtarının davacıda bulunduğu, yine 1 nolu parsel içerisinde davacı tarafından yaptırılan su kuyusunun bulunduğu anlaşılmış olup, bire bir aynı durumdaki aynı mahkemenin 2022/227 Esas ve 2023/416 Karar sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verilmiş iken, aynı delillerle bu dosyada davanın farklı gerekçe ile reddine karar verilmesi çelişki oluşturmuş olup, toplanan delillere göre dava konusu 88 48... ve 15 parsel sayılı taşınmazların aynı mahkemenin 2022/227 Esas ve 2023/416 Karar sayılı dosyasında davalı olan 88 48... -14 parsel sayılı taşınmazlarla bir bütün olarak davacının kullanımında olduğunun anlaşıldığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden esasıyla ilgili olarak; davanın kabulüne, dava konusu 88 48... ve 15 parsel sayılı taşınmazların beyanlar hanesinde davalılar ... ve ... lehine yer alan kullanıcı şerhlerinin kaldırılmasına ve bunun yerine "İşbu taşınmaz 2013 yılından beri ... oğlu ...'ın fiili kullanımındadır." şerhinin eklenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazlar üzerinde davacının fiili kullanımının ve taşınmazların etrafında bulunan tel örgüleri davacının yaptırdığının ispat edilemediğini, davacının açtırdığı iddia olunun su kuyusunun bilirkişi tarafından incelenen 20 13... tarihli hava fotoğraflarında görünmediğini açıklamış, resen belirlenecek sair hususlarla birlikte Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.