"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3581 E., 2025/791 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/44 E., 2022/372 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 5 42... parsel sayılı 203,14 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın ... ve ...'ın müştereken ve musavatan kullanımlarında bulunduğu şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve 23.03.2000 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir.
2. Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu 5 42... parsel sayılı taşınmazın 101,57 metrekarelik kısmının ve üzerindeki binanın başından beri yaklaşık 25 yıldır müştereken müvekkili olan davacıların fiili kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhinin iptali ile taşınmazın 1/2'si 101,57 metrekare alanlı kısmı ve üzerindeki binanın müştereken ve eşit olarak davacıların kullanımında olduğu şerhinin yazılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
2. Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... dava konusu edilen taşınmazın 1/2'sine tekabül eden 101,57 metrekarelik alanda davacılara ait toplam 4 katlı binanın bir bölümü ile bahçe olarak kullanılan kısmın bulunduğu, bu alanın zilyetliğinin davacılara ait olduğu, ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 5 42... parsel sayılı 203,14 metrekare miktarlı taşınmazın fen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere (A) harfiyle gösterilen 101,57 metrekarelik alanın fiili kullanıcısının davacılar ... ve ... olduğunun tespiti ile beyanlar hanesine şerh edilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kanunun aradığı şartları taşımayan davacının davasının reddedilmesi gerekirken kabule karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mevcut şerhte herhangi bir değişiklik veya iptal yapılmadan kurulan hükmün infazda karışıklığa neden olacağını belirterek ve dilekçesinde yer alan diğer nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davacıların kullanım hakkının bulunup bulunmadığı ve davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı hususuna ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 5 42... parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 101,57 metrekarelik kısmının davacıların kullanımında bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçeyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Dava konusu 5 42... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti 01.06.1998 tarihinde yapılmış, tutanağın beyanlar hanesine, taşınmazın ... ve ...'ın kullanımında bulunduğuna dair şerh verilmiş ve tespit 23.03.2000 tarihinde kesinleşmiştir. Davacılar, kadastro tespit tarihi öncesinden beri dava konusu taşınmazın 101,57 metrekarelik kısmının kendi kullanımlarında bulunduğunu ileri sürerek 10.01.2018 tarihinde dava açmıştır. Dolayısıyla, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.