Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2025/346 E. 2026/438 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/226 E., 2024/325 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Kadastro sonucunda, Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 57... parsel sayılı ve 50.450,90 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla köy tüzel kişiliği adına tespit ve tescil edilmiştir.

2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazı önceleri babasının, ondan önce de diğer aile büyüklerinin kullandığını, daha sonra bu taşınmazı babasından köy satış senedi ile satın aldığını, kendisinin kullandığını, kadastro çalışmaları sırasında bu yerin davalı köy tüzel kişiliği adına tescil edildiğini belirterek, dava konusu ... ... köyünde bulunan 1 57... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

3. Birleşen dosya davacısı ... dava dilekçesinde; ... ilçesi ... Mahallesi ... Mevkiinde kain ve yaklaşık 2.000 metrekare yüzölçümlü taşınmazın kendisine muris ve onlara da kök murislerinden intikalen kaldığını, söz konusu taşınmazın yapılan kadastro çalışmaları sırasında 1 57... parsel numarasını alarak köy tüzel kişiliği adına tescil edildiğini, 2014 yılında Büyükşehir Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile de söz konusu taşınmazın Belediye Başkanlığı adına intikal ettiğini, söz konusu taşınmaz içinde kendisine ait ev, müştemilat, su kaynağı ve elma bahçesinin bulunduğunu, imar ve ihyasının kendisi ve murisleri tarafından yapıldığını beyan ederek söz konusu taşınmazın Belediye Başkanlığı adına olan tapu kaydının iptaliyle adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

2. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli, 2015/204 Esas ve 2016/115 Karar sayılı kararıyla davacılar açısından zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.02.2020 tarihli ve 2016/16122 Esas, 2020/412 Karar sayılı ilamıyla; dava tarihi itibariyle dava konusu 1 57... parsel sayılı taşınmazın ... ve ... adına hisseleri oranında tapuda kayıtlı olduğu, davanın yalnızca ...’na husumet yöneltilmek suretiyle açıldığı, taşınmazın diğer paydaşı ... Belediye Başkanlığının taraf olarak davada yer almadığı, bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlanmadığı, mahkemece bu hususun göz ardı edilerek hüküm kurmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 20.01.2021 tarih, 2020/210 Esas ve 2021/38 Karar sayılı ilam ile; davacılar açısından zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Dairemizin 02.04.2024 tarihli, 2023/4895 Esas ve 2024/2294 karar sayılı ilamıyla; mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında dava konusu taşınmazın ... Yaylası olarak bilindiğinin beyan edildiği ve bu durumun da Mahkemenin kabulünde olduğu, taşınmazın bulunduğu yerin herkesçe bilinen maruf ve meşhur “yayla” olduğu, öncesi yayla olan yerin sakinleri tarafından amacının dışında kullanılarak yazlık evler yapmak sureti ile yapılaşma ve yerleşmeye sebebiyet vermelerinin taşınmazın öncesinin kadim yayla olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacağı ve özel mülkiyete konu hale getirilmesinin doğru olmadığı gibi kazanmayı sağlayan zilyetlik yoluyla yaylanın kazanılamayacağı, taşınmazların öncesi itibarıyla zilyetlik yoluyla kazanmaya elverişli olmayan yayla niteliğinde olduğu gözetilerek davacıların davasının reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesiin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla taşınmazın bulunduğu yerin herkesçe bilinen maruf ve meşhur “yayla” olduğu, öncesi yayla olan yerin sakinleri tarafından amacının dışında kullanılarak yazlık evler yapmak suretiyle yapılaşma ve yerleşmeye sebebiyet vermelerinin taşınmazın öncesinin kadim yayla olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacağı ve özel mülkiyete konu hale getirilmesinin doğru olmadığı gibi kazanmayı sağlayan zilyetlik yoluyla yaylanın kazanılamayacağı, taşınmazların öncesi itibariyle zilyetlik yoluyla kazanmaya elverişli olmayan yayla niteliğinde olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı ... temyiz dilekçesinde; Mahkeme kararının usul, kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 1 57... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları yapılmadan önce uzun yıllar öncesi babası ve sonrasında aile büyükleri tarafından kullanıldığını, bu taşınmazın olduğu yerde birçok mahalle sakininin evlerinin bulunduğunu, burasının yayla olarak tabir edilen bir yer olduğunu, köyün ve belediyelerin dava konusu yerde hizmetlerinin bulunmadığını, taşınmazda imar ve ihya faaliyetlerinin olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı ve davacılar lehine zilyetlikle kazanma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarına ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...'ın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı ...'ın temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacı ...'dan alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§