Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3279 E. 2026/183 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2704 E., 2025/262 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Kullanım kadastrosu sırasında, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 83... parsel sayılı 461,40 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın bahçe olarak ve üzerindeki 4 katlı binanın davacı ...'ın fiili kullanımında olduğu şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla Hazine adına; 1 83... parsel sayılı 287,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın bahçe olarak ve üzerindeki 3 katlı binanın davalı ...'ın fiili kullanımında olduğu şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edildikten sonra, davalı ...'ın kadastro tespitine itirazı üzerine, İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesinin 24.10.2013 tarihli ve 2013/105 Esas, 2013/206 Karar sayılı kararıyla, 1 83... parselin yüzölçümünün 370,22 m² olarak, 1 83... parselin yüzölçümünün ise 378,18 m² olarak düzeltilmesine, taşınmazların beyanlar hanesindeki şerhin aynen tesciline karar verilmiş; daha sonra, 1 83... parsel sayılı taşınmaz 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun)

gereği 10.07.2014 tarihli satış işlemi ile davacı ... adına, 1 83... parsel sayılı taşınmaz ise 24.07.2017 tarihli satış işlemi ile davalı ... adına tescil edilmiştir.

2. Davacı ... dava dilekçesinde; 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, dava konusu 1 83... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 370,22 m² olarak kendi kullanımında olduğunun yazıldığını ve tapuda adına bu şekilde intikal ettiğini, İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesinin 24.10.2013 tarihli kararı ile taşınmazından 91 m² alınarak komşu parsele yazıldığını, ancak her iki taşınmazın ölçümlerinde kendi taşınmazının 461 m² olarak görüldüğünü belirterek, 1 83... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümün 461 m² olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli ve 2015/ 47... /248 Karar sayılı kararı ile bilirkişi raporunun olaya uygun ve kanaat verici bulunduğu belirtilerek, hükme elverişli rapor doğrultusunda davanın kabulüne, davaya konu İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 83... nolu parselin, 18.02.2019 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde belirtildiği üzere gösterilen 468,00 m² olarak yüzölçümünün düzeltilmesine, (A) harfi ile gösterilen alanın dava konusu parsele eklenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli ve 2020/1503 Esas, 2022/733 Karar sayılı kararı ile davacının eksik yazım iddiasının hükme esas alınan bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen yol boşluğuna ilişkin olduğu, dava konusu 2/B bloğunda kalan yol boşluğu üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4. maddesi çerçevesinde kullanım kadastrosu çalışması yapılmadığı, kullanım kadastrosu yapılmayan yerde zilyet olduğunun tespiti istemi ile açılan davalarda ise davacının hukuki yararı bulunmadığı, ayrıca adli yargı merciilerince, idari işlemin konusunu oluşturan hususlarda ve idareyi zorlayıcı nitelikte tespit kararı verilebilmesinin de mümkün olmadığı, davalı ...'ın dava konusu yol boşluğuna ilişkin hak iddiasının bulunmadığı anlaşılmakla, yerel mahkemece davacının davalı Hazineye yönelik tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davalı Hazine yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... yönünden ise husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, kabule göre de, davanın niteliği gereği çaplı taşınmazla ilgili olarak taşınmazın yüzölçümünün düzeltilmesine ilişkin infaza elverişli olmayan hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, davalı Hazine yönünden dava şartı yokluğundan, davalı ... yönünden husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bölge Adliye Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 12.04.2023 tarihli ve 2022/5035 Esas, 2023/2335 karar sayılı ilamı ile ''... Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu 2/B bloğunda kalan yol boşluğu üzerinde 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi çerçevesinde kullanım kadastrosu çalışması yapılmadığı, kullanım kadastrosu yapılmayan yerde zilyet olduğunun tespiti istemi ile açılan davalarda ise davacının hukuki yararı bulunmadığı, ayrıca adli yargı merciilerince, idari işlemin konusunu oluşturan hususlarda ve idareyi zorlayıcı nitelikte tespit kararı verilebilmesinin de mümkün olmadığı, davalı ...'ın dava konusu yol boşluğuna ilişkin hak iddiasının bulunmadığı gerekçeleriyle, davacının, davalı Hazineye yönelik tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığından davalı Hazine yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... yönünden ise husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 4. maddesinde, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 20.6.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi ile 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5.6.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir." hükmüne yer verilmiş olup, anılan yasa maddesi uyarınca, kullanım kadastrosu yapılırken fiili kullanım durumlarının dikkate alınması yasal zorunluluktur.

Mahallinde yapılan keşif sonrası alınan ve hükme esas teşkil eden 18.02.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre, (A) harfi ile gösterilen 97,78 metrekarelik kısmın, dava konusu 1 83... parsel sayılı taşınmaz maliki tarafından bina ve bahçe olarak kullanılmasına karşın bu alanın yolda bırakıldığı belirtilmiştir. Başka bir anlatımla; davacının eksik yazım iddiasının, hükme esas alınan bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen yol boşluğuna ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Bilindiği üzere zilyetlik, hukuken korunan fiili bir durumdur. Bu itibarla; davacının dava konusu edilen yol üzerinde kullanım kadastrosu çalışması yapılmamış olsa dahi dava yoluyla 2/B blok parseli içinde bulunan alan üzerinde zilyet olduğunun tespitini istemekte hukuki yararı bulunmaktadır. Bu durumda, genel mahkemelerin yetkili ve görevli olduğu kabul edilerek davacının talebi esastan incelenerek karar verilmesi gerekirken dava şartı yokluğundan usulden reddi doğru olmamıştır. Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince, öncelikle davacıya, davasını ilgili Belediye Başkanlığına da yöneltmek suretiyle taraf teşkilini sağlaması için süre ve imkan tanınması ve sonrasında, toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde, davacının malik olduğu 1 83... parsel sayılı taşınmazın, davacı adına, 6292 sayılı Kanun gereği satış işlemi ile tescil edildiği, bu nedenle, yola ilişkin talebi değerlendirilirken bu parselden ayrı bir talep olarak değerlendirilmesi gerektiği göz önüne alınarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği...'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin hava fotoğraflarının getirtildiği, mahallinde 17.07.2024 tarihinde keşif icra edildiği; nizalı taşınmazın bulunduğu yerde dinlenen mahalli bilirkişiler davacının binası bulunan taşınmazın 1986 yıllarından beri ve halen davacının tasarrufunda bulunduğunu, binanın devamında da bahçesi olduğunu, yola olan sınırın öncesinden beri aynı olduğunu bildirdiği, keşif sonrası sunulan fen bilirkişinin 16.12.2024 tarihli raporunda, dosyada mevcut 18.02.2019 tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide (A) harfiyle gösterilen bina ve sınırlarının mevcut durumunun 2010 yılında yapılan kadastro çalışmaları öncesinden beri 2003 yılı hava fotoğraflarıyla da aynı olduğunun belirlendiği, İlk Derece Mahkemesi yargılama aşamasında yapılan keşfi takiben alınan 18.02.2019 tarihli teknik bilirkişi raporu ve infaza elverişli krokisinde, uyuşmazlık konusu paftada yol olarak gösterilen taşınmaz bölümünün (A) harfiyle gösterilen 97,78 m² lik yer olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın kullanım iddiasının hava fotoğraflarıyla da doğrulandığı belirlenmiş olmakla, davanın Hazine ve Belediyeler yönünden kabulüne, dava konusu İstanbul ... ... Mahallesinde kain 18.02.2019 tarihli bilirkişi raporu ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 97,78 m² lik taşınmaz bölümünün yeni bir parsel numarası verilerek Hazine adına tesciline, 18.02.2019 tarihli rapor ve krokinin kararın eki sayılmasına, bu şekilde oluşturulacak tapu kaydının beyanlar hanesine 97,78 m² lik taşınmaz bölümünün ...'ın fiili kullanımında olduğunun şerh verilmesine, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, usulüne uygun yargılama yapılmadığını beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu yerde Belediyenin hissesinin olmadığını, bilirkişi raporunun eksik olduğunu beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kullanım kadastrosu çalışması yapılmamış ve 2/B blok parseli içinde bulunan dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacının zilyet olduğunun tespitini istemekte hukuki yararının bulunup bulunmadığına ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararın ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalı ...'ndan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§