"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2561 E., 2025/388 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/451 E., 2022/347 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 45... parsel sayılı 166,24 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetliğinin müvekkillerinde olduğunu, 1990 yılında özel satış senedi ve fiilen teslim ile devraldıklarını, emlak vergisi ödediklerini, taşınmazda 4 katlı bina ve birçok ağacın bulunduğu bahçenin ve taş duvarın olduğunu belirterek, kadastro tespitinin iptali ile tapu kaydının beyanlar hanesine 1990 yılından beri taşınmazın zilyedi olarak müvekkilleri adına şerh verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımının geçtiğini, derdestlik ve husumet itirazlarının olduğunu, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanun'a eklenen Ek-4. maddesi gereğince yapılan kadastro tespiti sırasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle Hazine adına tescil edileceğinin düzenlendiği, belirtilen kanun hükmü gereği kullanıcı tespiti yapılan taşınmazlarda kim ya da kimler lehine kullanıcı şerhi verileceği belirlenirken tespit tarihi itibariyle taşınmazda fiili kullanımın bulunması gerekli olup, mevcut deliller, dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde Hazine adına tescil tarihi olan 28.09.2010 tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazın davacılar zilyetliğinde, hüküm ve tasarrufu altında olduğunun anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın ... ve ...'nın zilyetliğinde olduğunun tespitine, taşınmazın zilyet şerhi kısmına "... ve ... zilyedindedir" şerhinin eklenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Kullanım kadastrosuna itiraz davalarında fiili kullanıcı olduğu iddiasında bulunan kişinin samimi sahiplenme arzusu ve fiili kullanımının var olup olmadığının taşınmazın niteliği ve konumuna göre her davaya özgü olarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, somut olayda bu çerçevede yapılan incelemede taşınmazın 28.09.2010 tarihli tesis kadastrosu sonucu orman sınırları dışına çıkarılarak Hazine adına tescil edildiği, yapılan keşifler sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere hava fotoğraflarına göre tespit tarihi itibarıyla taşınmaz üzerinde herhangi yapı bulunmadığı bildirilmiş ise de inşaat mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen 04.01.2022 tarihli raporda taşınmaz üzerinde muhtelif cins ve yaşlarda meyve ağaçlarının bulunduğunun bildirildiği, taşınmaz üzerinde bulunan ceviz, incir, ayva ve elma ağaçlarının yaşları göz önüne alındığında ağaçların tespit tarihinden önce dikildiği ve fiili kullanımının başladığının görüldüğü" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde: zilyetliğin tam araştırılmadığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, kararın hatalı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacıların kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.