"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2025/1 E., 2025/1 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında, Ordu ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 03... , 1 58... , 1 62... , 35, 48... ada 20 parsel sayılı taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ...'in Kullanımında olduğu" şerhi yazılmak suretiyle fındık bahçesi vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Ordu ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 03... , 1 58... , 1 62... , 35, 48... ada 20 parsel sayılı taşınmazların, davacı ve davalının babası ...'ten intikal ettiğini, bu nedenle davalıyla birlikte davacı lehinede kullanıcı şerhi verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile davacı adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili ve davalı ... cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.05.2023 tarihli ve 2022/ 12... /18 Karar sayılı kararı ile "...tüm dosya kapsamında bulunan beyanlar ve belgelerin incelenmesinde, dava konusu taşınmazın tespit öncesinde davalıların babası olan ...'in kullanımında olduğu, ...'e de bu taşınmazların kendi babası ...'den kaldığının anlaşıldığı, ... Seçenin sağlığında bu taşınmazları mirasçıları arasında paylaştırmadığı ve ölümü sonrasında da mirasçıların kendi aralarında geçerli miras taksimi yapmadıklarının anlaşıldığı, geçerli bir miras taksimi olmadığında mirasçılardan birinin murisin taşınmazları kullanması, tereke adına kullanmış sayılacağından, davalının taşınmazları murisin ölümünden sonra kullanmış olması yalnızca kendi adına kullanıcı şerhi tespitine olanak sağlamayacağı, davacının dava konusu taşınmazın kullanımına ilişkin dosyada bulunan nüfus kayıt örnekleri ile dosyaya taraflarca sunulan veraset ilamları doğrultusunda miras hissesinin bulunduğu ve davasını ispat ettiği ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, Ordu ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 03... parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4. maddesine göre yapılan kadastro tespitinin iptali ile "1-6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. 2-1 03... nolu parselin 1/3 hissesi ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır. 3-1 03... nolu parselin 2/3 hissesi ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır." belirtmesi yapılarak tespit gibi tarla olarak Hazine adına tapuya tesciline, 1 62... parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesine göre yapılan kadastro tespitinin iptali ile "1-6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. 2-1 62... nolu parselin 1/3 hissesi ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır. 3-1 62... nolu parselin 2/3 hissesi ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır." belirtmesi yapılarak tespit gibi tarla olarak Hazine adına tapuya tesciline, 1 58... parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesine göre yapılan kadastro tespitinin iptali ile "1-6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. 2-1 58... nolu parselin 1/3 hissesi ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır. 3-1 58... nolu parselin 2/3 hissesi ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır." belirtmesi yapılarak tespit gibi tarla olarak Hazine adına tapuya tesciline, 1 62... parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesine göre yapılan kadastro tespitinin iptali ile "1-6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. 2-1 62... nolu parselin 1/3 hissesi ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır. 3-1 62... nolu parselin 2/3 hissesi ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır." belirtmesi yapılarak tespit gibi tarla olarak Hazine adına tapuya tesciline, 1 62... parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesine göre yapılan kadastro tespitinin iptali ile "1. 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. 2. 1 62... nolu parselin 1/3 hissesi ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır. 3. 1 62... nolu parselin 2/3 hissesi ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır." belirtmesi yapılarak tespit gibi tarla olarak Hazine adına tapuya tesciline, 1 67... parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesine göre yapılan kadastro tespitinin iptali ile "1-6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. 2-1 67... nolu parselin 1/3 hissesi ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır. 3-1 67... nolu parselin 2/3 hissesi ... tarafından fındık bahçesi olarak kullanılmaktadır." belirtmesi yapılarak tespit gibi tarla olarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 12.05.2023 tarihli kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.05.2024 tarihli ve 2023/1568 Esas, 2024/834 Karar sayılı kararı ile "... davanın, kullanım kadastrosu sonucu oluşan şerhin düzeltilmesi istemine ilişkin olduğu, 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesinin, '6831 sayılı Kanun'un 20.06.1973 tarihli Kanunla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle bu Kanun'un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir' ihtiva ettiği, kullanım kadastrosu olarak isimlendirilen bu çalışmanın amacının, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamındaki sahaları, fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsellere ayırmak ve bu taşınmazları Hazine adına tescil ederken, taşınmazlar üzerinde tespit günü itibariyle fiili kullanımı bulunanları ve muhdesatları tespit ederek tapunun beyanlar hanesinde göstermek olduğu, bu maddeye dayanılarak açılacak davaların kabul edilebilmesi için, davacı tarafın taşınmazda fiili kullanımı olduğunu kanıtlamasının zorunlu olduğu, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından dava konusu taşınmazların tarafların ortak kök murisi ...'ten geldiği, ölmeden önce onun tarafından ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığı ve sonrasında mirasçılarına intikal ettiği, mirasçılar arasında herhangi bir taksimin olmadığının anlaşıldığı, murisin ölümünden sonraki davalının kullanımının tereke adına olduğunun kabulünün gerektiği, bu hali ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçesiyle davalı tarafın yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.05.2024 tarihli kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.01.2025 tarihli ve 2024/4330 Esas, 2025/360 Karar sayılı ilamı ile "..kullanım kadastrosunun, taşınmazların fiili kullanım durumlarını belirlemeye ve bu fiili durumun hukuki zemine kavuşturulmasını sağlamaya yönelik bir çalışma olduğu gözetildiğinde, muristen kalan ve mirasçılardan bir ya da bir kısmının fiili kullanımında bulunan taşınmazlara yönelik davalarda, bir ya da bir kısım mirasçının uzun süreli kullanımına diğer mirasçılar tarafından karşı çıkıldığı ve bu hususta taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu ispatlanamıyorsa, bir diğer ifade ile taşınmaz üzerindeki fiili kullanımın tereke adına sürdürüldüğü ortaya konulamıyorsa, fiili kullanıma değer verilmesi gerektiği şüphesizdir. Konuya ilişkin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.04.2022 tarihli ve 2023/8 - 561 Esas, 2024/125 Karar sayılı kararında da bu hususlar aynen benimsenmiştir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların tarafların müşterek murisi ...'den kaldığı doğru olarak belirlenmiş olmakla birlikte, dava konusu taşınmazlar, murisin ölüm tarihi olan 19.01.1999 tarihinden itibaren tespit tarihine (2022 yılı) kadar uzun süre ile müstakilen davalı ...'in fiili kullanımında olup, bu kullanıma diğer mirasçının/mirasçıların karşı çıktığına ya da taraflar arasında bu hususta ihtilaf yaşandığına ve yahutta davalının taşınmazdaki fiili kullanımını tereke adına sürdürdüğüne dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığına göre, davalının fiili kullanımına değer verilmesi gerekir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu...
" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Sonuç olarak yapılan yargılamada, ...'in kullanımının tereke adına olduğu ispatlanamamış, dinlenen mahalli bilirkişiler ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde, tespit tarihinde ve 31.12.2011 tarihinden öncede taşınmazın ... tarafından kullanıldığı, bu kullanımın kendi adına olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.11.2022 tarihli, 2023/8-561 E., 2024/125 K., sayılı ilamında, kullanım kadastrosuna ilişkin davalarda esas olanın tespit tarihindeki fiili kullanıcının tespit edilmesi olduğu, mülkiyet bakımından bir değerlendirme yapılamayacağı belirtilmiştir. Detaylarıyla yukarıda izah edildiği üzere dava konusu taşınmazların tarafların ortak murislerinden kaldığı, davalının 20 yılı aşkın süredir taşınmaza tek başına ve kendi adına zilyet olduğu, tespit tarihinde de taşınmazın tek başına fiili kullanıcısı olduğu, davacı tarafından bu kullanıma dava tarihine kadar itiraz edilmediği anlaşılmış, yerleşik içtihatlarda göz önünde bulundurularak..." gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmaların kullanım kadastrosu tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin dosyadaki belgelerle çeliştiğini, keşifte dinlenen tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, yeniden keşif yapılarak taraflar arasında taşınmaz kullanımı hususunda niza bulunup bulunmadığı hususunun detaylı araştırılmadığını, tarafların murisinin tapulu taşınmazları yönünden aralarında devam eden dava bulunduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.