"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2212 E., 2024/2242 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kaş Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/50 E., 2021/48 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kullanım kadastrosu sırasında, Antalya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 73... parsel sayılı 1.054,11 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 2001 yılından beri ...'ın kullanımında olup, taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının kendisine ait olduğu, taşınmazın tamamının 3. derece sit alanı içerisinde kaldığından korunması gereken tabiat ve kültür varlığı olduğu, kıyı kenar içerisinde kaldığı şerhi verilerek, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1 73... parsel sayılı taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisinde ve 3. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı iddiasına dayanarak, davalı adına verilen zilyetlik şerhinin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili beyan dilekçesinde; davacının davasında dayanak oluşturduğu kıyı kenar çizgisi tespitine esas idari işlemin taraflarına tebliğ edilmemiş olduğundan bağlayıcı olmadığını, kıyı kenar çizgisi tespitinin hatalı ve fiili durumu yansıtmamakta olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı Hazinenin davasının reddine, asli müdahil ...'nın davasının kesin hüküm sebebi ile reddine, dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... köyü büyük çakıl mevkiinde kain 1 73... parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde "5 numaralı şerh ile belirtilen taşınmazın tamamı kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmaktadır" şerhinin iptaline; diğer 1, 2, 3 ve 4 numaralı şerhlerin korunarak Hazine adına aynı yüzölçüm ve vasıfla tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Her ne kadar 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi ile 6831 sayılı Kanun'un 20.06.1973 tarihli kanunla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanun'un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceğine ilişkin hüküm nedeniyle fiili kullanıcının tespit edilmesi amacıyla kadastro çalışması sonucundaki tesbite 6292 sayılı Kanun'un 9/2. maddesinin yürürlük tarihinden sonraki tarihte Hazine tarafından dava açılamayacağı, bu yöndeki Hazinenin talebi yönünden belirtilen kanun uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği yerleşik Yargıtay içtihatı haline almışsa da, eldeki davada davacı Hazine tarafından taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı iddia edildiğinden ve kıyı kenar çizgisi içinde kalan taşınmazlarında özel mülkiyete konu olamayacaklarından, Hazinenin dava açmakta hukuki yararı bulunduğu kabul edilerek uyuşmazlığın esasına olarak inceleme yapılması gerektiği oyçokluğu ile kabul edilmiştir.
Bilindiği üzere; Yargıtay'ın 28.11.1997 tarihli 5/3 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararındaki kararında kıyı kenar çizgisinin belirlenmesine ilişkin idari işlem ilgili tarafa usulen yazılı olarak Anayasa'ın 125/3 ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş ve yasal süre içinde idari işleme karşı dava açılmamış ve idari yargı yolu kapanmış ise idari işlemin o kişi veya kurum yönünden bağlayıcı nitelik kazanacağı, yazılı bildirime rağmen idari yargıya başvurmayan ve yargı hakkını kullanmayan gerçek veya tüzel kişinin o kararı kabul ettiği, bu kararın artık idari yargıda tartışılmasının da mümkün olmadığından, kesinleşen karara göre kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi gerektiği, ayrıca, idare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisine karşı dava açılmış ve bu çizgi idari yargının kesinleşen kararı ile saptanmış ise yargı bütünlüğü uyarınca kesinleşen yargı kararlarının tartışma konusu yapılmaması, yargıya güven ve hukuki emniyetin sağlanması amacıyla kıyı kenar çizgisinin belirlenmesinde idari yargıca belirlenen çizginin adli yargıca esas alınmasının zorunlu bulunduğu, Aksi halde 3621 sayılı Kanun ile 13.03.1972 tarih ve 7/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararındaki (İBK) kural ve yöntemler doğrultusunda kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Yargıtay'ın İçtihatları Birleştirme Kararındaki kararları tüm Mahkemeleri bağlayıcı niteliktedir.
Bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında; ileri sürülen istinaf nedenlerine, kamu düzenine ve tüm dosya kapsamına göre; İlk Derece Mahkemesince verilen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin ilgili kamu tüzel kişileri Orman İdaresi ve Hazineye ve taşınmazda kullanıcı bulunan kişilere yazılı olarak tebliğ edilmediği ve idari yargıda açılan davaya konu edilmediği, bu nedenle uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kıyı kenar çizgisinin adli yargıda belirlenmesi gerektiği, Mahkemece jeolog bilirkişi, ziraat bilirkişi ve harita bilirkişi katılımı ile oluşturulan bilirkişi heyeti aracılığıyla usulünce belirlenen taşınmazın bulunduğu yerin özelliğinden kaynaklı dar kıyı kenar çizgisinin dışında kaldığı, taşınmazın nitelik yitirdiği gerekçesiyle orman sınırı dışına çıkarılmasına gerek davacı Hazinenin gerekse de Orman İdaresinin itiraz etmediği, 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastro çalışma sınırına da Hazinenin itirazının bulunmadığı, taşınmazda kullanıcı olarak belirlenen kişiler yönünden yapılan tesbit işlemlerinin kıyı kenar çizgisi dışında olduğu nedeniyle yapıldığından ve kendilerine tebliğ edilen bir kıyı kenar çizgisi çalışması bulunmadığından kıyı kenara karşı dava açmalarının düşünülemeyeceğine göre Mahkemece az yukarıda belirtilen İçtihatları Birleştirme Kararındaki kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26. maddesi uyarınca bir davada hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, bu talebin azına karar verilebilmesine rağmen daha fazlasına veya talepten başka bir şeye karar verilemeyeceği gözetilmeyerek taşınmaza ilişkin kadastro tesbit tutanağının beyanlar hanesinde bulunan "5-Tamamı kıyı kenar çizgisi içinde kalmaktadır" şerhinin silinmesine ilişkin hüküm kurulması doğru değildir. Bu nedenle Hazine vekilinin istinaf başvurusunun bu yöne ilişkin kabulü ile hükmün kaldırılması gerekmiş ise de, bu hususun dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilerek yeniden yargılamayı gerektirmediği," gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davacı Hazinenin davasının reddine, asli müdahil ...'nın davasının kesin hüküm sebebi ile reddine, dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... köyü ... çakıl mevkiinde kain 1 73... parsel sayılı 1054,11 m² yüzölçümlü ve tarla vasıflı taşınmazın 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesi uyarınca belirlenen beyanlar hanesindeki tüm şerhler korunmak suretiyle Hazine adına tesciline dair esas hakkında yeniden hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kalmakta olup, 3. derece sit alanı içerisinde olduğunu, kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında, kamuya açık ve hiçbir şekilde mülkiyete konu olmayacak alanlardan olduğunu, kıyı kenar çizgisi çalışmasının taşınmazda kullanıcı bulunan kişilere tebliğ edilmesinin beklenilmesinin hayatın olağan akışına aykırı oluğunu, söz konusu kişilerin kıyı kenar çizgisinin tebliğ edilmesi beklenen tarihten yıllar sonra kullanıcı olarak tespit edilmiş olup, kıyı kenar çizgisine ilişkin kararın zamanında dava konusu taşınmazla bağlantısı bulunan kurumlara tebliğ edildiğini beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 4. maddesine göre kullanım kadastrosuna tabi tutulan taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalıp kalmadığına bağlı olarak, kullanıcı şerhi itirazının yerinde olup olmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.