Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2025/2787 E. 2026/182 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2019/206 E., 2025/16 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Kadastro sırasında, Gaziantep ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 98 parsel sayılı 9.000,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.

2. Davacı ... dava dilekçesinde; Gaziantep ili ... ilçesi ... Mahallesi 98 parsel sayılı taşınmazın 30 yıldan fazla bir süredir zilyetliğinde olduğunu belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tesciline kararı verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "fen bilirkişi raporunda mevcut 1968 yılına ait hava fotoğrafı incelendiğinde hak iddia edilen (B) harfli kısmın sınır hattının belirgin olup sürülü tarımsal faaliyet yapıldığının anlaşıldığı, 1978 yılı hava fotoğrafından ve tespitin yapıldığı 1985 yılı hava fotoğrafından açıkça görüldüğü üzere (B) harfli kısmın sınırlarının belirgin olup tıpkı 96 (yeni 92) parseldeki zirai durum gibi tarımsal faaliyet yapılarak kullanıldığının sabit olduğu, ziraat mühendisi bilirkişi raporunda davalı kısmın 2. sınıf kuru tarım arazisi niteliğinde olduğunun belirlendiği, 1968, 19 78... yılları hava fotoğraflarında sınırlarının belirgin olduğu, hali arazi niteliğinde bulunmadığı, dosyada mevcut 17.05.1991 tarihli ziraat bilirkişi raporuyla da taşınmazın 35 - 40 yıldır kültür arazisi olarak kullanıldığı tespit edilmiş olduğundan kadastro tespit tarihi itibarıyla davalı kısmın hali arazi niteliğinde olmayıp tespitten en az 20 yıl öncesinden beri tarla olarak kullanıldığı, davacının taşınmazdaki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasını mahalli bilirkişi beyanları ve teknik bilirkişi raporları ile ispat ettiği anlaşıldığından, 766 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca 98 parselin (B) harfli kısmına yönelik davasının kabulüne, (A) ve (C) harfleriyle gösterilen kısımlara yönelik davasının reddine dair karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Gaziantep ili ... ilçesi ... Mahallesi eski 98 parsel yeni 1 04... parsel sayılı taşınmazın tapulama tespitinin iptali ile fen bilirkişisinin 06.06.2024 tarihli raporundaki krokisinde (B) harfi ile gösterilen 3.355,81 m²lik kısmın parselden ifrazı ve aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle toplam 44 pay hesap edilerek hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı mirasçıları adına tapuya tesciline, aynı krokide (A) ve (C) harfleri ile gösterilen 1.293,57 m² ve 4.017,30 m²lik kısımların tapulama komisyon tutanağındaki tespit gibi tescillerine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, eksik inceleme ve araştırma yapıldığını, davanın süresinde açılmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, eski 98 parsel yeni 1 04... parsel sayılı taşınmazın tapulama tespitinin iptali ile fen bilirkişisinin raporuna ekli krokisinde (B) harfi ile gösterilen 3.355,81 m²lik kısmın parselden ifrazı ile davacı mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de, dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermek için yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.

Şöyle ki, dava konusu taşınmaz bölümünün niteliğinin belirlenmesinde hususunda en önemli delil hava fotoğrafı incelemesi olup, bu yönde dosya arasına getirtilerek üzerinde inceleme yapılan 1968, 19 78... yıllarına ait hava fotoğraflarından taşınmaz bölümünde tarımsal faaliyete yönelik olarak bir kullanım olup olmadığı net olarak anlaşılamamaktadır.

Öte yandan, dosya içerisinde bulunan 1991/171 Esas numaralı dosyada alınan ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın 9 - 10 yıldır tarım arazisi olarak kullanıldığı kanaatine varıldığı belirtilmiş iken, 27.05.1991 tarihli ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın 35 - 40 senedir kültür arazisi olduğu belirtilerek raporlar arasında çelişki yaratıldığı halde bu çelişki üzerinde durulmadığı gibi, taşınmazın batı yönünde dere bulunmasına rağmen mahallinde yapılan keşifte jeolog bilirkişisi görevlendirilmemiş ve bu hususta bir inceleme ve değerlendirme de yapılmamıştır. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, ... Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü / mahalleyi / mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları olduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava konusu taşınmazın tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine (bulunmadığı taktirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğünden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulduktan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve tespit bilirkişileri ile taraf tanıkları ve 3 ziraat mühendisi bilirkişisi, 1 jeoloji mühendisi bilirkişisi, 1 jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve 1 fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmayı ve bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişileri, tespit bilirkişileri ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın imar - ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar - ihyanın hangi tarihte başlayıp hangi tarihte bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmaz imar - ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeolog bilirkişisinden, taşınmazın dere yatağı niteliğinde olup olmadığı ve batısında bulunan derenin aktif etkisi altında bulunup bulunmadığı hususunda rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine, hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak suretiyle, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor aldırılmalı; fen bilirkişisine keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli ve bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.

İlk Derece Mahkemesince, bu yönler gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§