Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2025/2715 E. 2026/123 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/439 E., 2025/93 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Kadastro sonucunda, Kayseri ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 35... parsel sayılı 1.476,83 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir.

2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacıya ait ve esasında 2 dönümden fazla olan Kayseri ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 35... parsel sayılı taşınmazın 1.256,46 metrekare olarak tescil gördüğünü, aradaki yaklaşık 900 metrekarelik kısmın davalı tarafından sonradan satın alınan 1 35... parsel sınırları dahilinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile bu bölümün davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı, cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2023 tarihli ve 2022/139 Esas, 2023/249 Karar sayılı önceki kararıyla; "... 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41. maddesine ilişkin 20.04.2006 tarihli Yönetmeliğin Sınırlandırma Hataları başlıklı 8. maddesi kapsamında teknik hata yapıldığı ve 22.03.2023 tarihli fen bilirkişi krokisinde mavi renk ile gösterilen K.1 - K.5 sınır hattının hatalı şekilde kadastro paftasına aktarıldığının anlaşıldığı ve 1 35... parsel sayılı taşınmaz ile 1 35... parsel sayılı taşınmaz arasındaki ortak sınırın fen bilirkişi krokisinde kırmızı renk ile gösterilen Z.1 ile Z.3 sınır hattının olması gerektiği ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 35... parsel sayılı taşınmazın 22.03.2023 tarihli fen bilirkişi raporu ile krokisinde (A) harfi ile gösterilen 841,59 m²lik kısmın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacıya ait aynı yer 1 35... parsel sayılı taşınmaza dahil edilmesine ve bu şekilde tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2023 tarihli önceki kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.01.2024 tarihli ve 2023/1309 Esas, 2024/63 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Bölge Adliye Mahkemesinin 10.01.2024 tarihli kararının, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 24.09.2024 tarihli ve 2024/970 Esas, 2024/5239 Karar sayılı ilamıyla; "İlk Derece Mahkemesince, dava konusu (A) harfli alanın gerek 1 35... nolu parselden gerekse 1 35... nolu parselin geriye kalan kısmından ayrı bağımsız bir taşınmaz şeklinde arazi kullanımının mevcut bulunduğunun kabulü ile kadastro paftasında mevcut olan sınır iptal edilerek, taşınmazlar arasındaki fen bilirkişisi tarafından hazırlanan 22.03.2023 tarihli rapor ve Ek-1 krokisinde gösterilen K.1 - K.5 sınır hattının hatalı şekilde kadastro paftasına aktarıldığı, taşınmazlar arasındaki ortak sınırın, krokisinde kırmızı renkte gösterilen Z.1 ila Z.3 sınır hattının içerisinde olması gerektiğinin tespiti ile 1 35... parsel sayılı taşınmazın 22.03.2023 tarihli fen bilirkişi raporu ile krokisinde (A) harfi ile gösterilen 841,59 m²lik kısmın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacıya ait aynı yer 1 35... parsel sayılı taşınmaza dahil edilmesine ve bu şekilde tapu kayıtlarında tesciline karar verilmek suretiyle mülkiyet aktarımı; başka bir ifade ile kadastro sırasında kesinleşen mülkiyet durumunda değişiklik yapıldığı, 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesine göre yapılacak düzeltme işleminin yalnızca teknik hatalarla sınırlı olup, mülkiyet durumunu değiştirecek şekilde uygulama yapılmasının hukuken mümkün bulunmadığı, mülkiyet aktarımına neden olan hataların ancak tapu iptali ve tescil davası ile çözülebileceği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33. maddesine göre, olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelemenin hakime ait olduğu ve eldeki davada, davacının talebi ve uyuşmazlığın mahiyeti gereği davanın, kadastrodan önceki nedenlere dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescili istemine ilişkin olduğu ve kadastro tespitinin kesinleşme tarihi olan 16.01.2008 tarihinden, dava tarihi olan 22.07.2020 tarihine kadar 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu gözetilerek, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "davanın hak düşürücü sürenin geçtiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olduğunu, zaten müvekkilinin uzun yıllardır kullanımında olan yerin müvekkili adına tescil edilmesi gerektiğini ve bu durumun davalı aleyhine bir durum oluşturmayacağını, davalının taşınmazı kullanım sınırlarını görerek satın aldığını, davanın tapu iptali ve tescil istemine ilişkin değil sınırlandırma hatasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğunu öne sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava, kadastro öncesi sebeplere dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, bozma ilamında ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§