Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2025/2607 E. 2026/250 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1515 E., 2025/116 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/522 E., 2024/236 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşma istemli, davalı ... ve arkadaşları vekili ve davalı Hazine vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Samsun ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan eski 502 parsel sayılı ve 5.469 m² yüzölçümündeki taşınmaz tapulama tutanağında 20.11.1946 tarihli ve 32 numaralı tapu kaydı nedeniyle tamamı Hazine adına kayıtlı iken taşınmazın beyanlar hanesinde "... kızı ...'in şagil olduğu" şerhi yazılarak Hazine adına tescil edildikten sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu çalışması sonucunda 1 13... parsel numarasıyla ve 7.157,72 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiş, daha sonra 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) gereği çeşitli tarihlerde satış suretiyle 11394/45575 payı ... adına, bir kısım payları ise ... ve arkadaşları adına tapuya kayden intikal ettirilmiş, taşınmazın kalan 721526729/ 4...5 payı ise Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.

2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ... ... ile davalılar ... ve ...'in murisi ... arasında yıllar evvel kullanımında olan taşınmazlar ile dava konusu 1 13... parsel (eski 502 parsel) sayılı taşınmazın paylaşıldığını, paylaşım sonrasında müvekkillerinin babasına ve onun vefatı ile kullanımı müvekkillerine düşen dava konusu Hazine arazisi ile ilgili olarak Hazinenin davalıların taşınmazın zilyedi olduklarına dair yanlış bilgilendirmesi neticesinde Hazineden taşınmazın 34181/273450 hissesini ..., 11394/45575 hissesini ise ...'in satın aldığını, taşınmazın 34181/54690 hissesinin ise halen Hazine adına tapuda kayıtlı olduğunu, taşınmaz üzerinde müvekkilleri tarafından yapılmış evin bulunduğunu, bu ev için müvekkilleri tarafından imar barışından istifade edildiğini, dava konusu taşınmazın hissesinin devrine yönelik olarak davalılar ile Hazine arasında yapılan sözleşmenin 6292 sayılı Kanun'un aradığı şartları taşımadığını belirterek, 1 13... parsel sayılı taşınmazın tapu devrini sağlayan sözleşmenin ve tapunun iptali ile davalılara yapılan devir bedeli üzerinden müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın malikinin Hazine olduğunu, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, davanın kanuni ve hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davanın süre yönünden reddinin gerektiğini, idare tarafından yapılan satışın iptali için idari yargıda dava açılabileceğini, Hazinenin kanuni hasım olmaması nedeniyle aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

2. Davalılar ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; davacıların dava konusu taşınmazın tapuda satış bedeli olarak gösterilen bedel üzerinden harç eksikliğini tamamlamaları gerektiğini, dava konusu taşınmazın Hazine ile birlikte 8 kişiye ait olduğunu ancak 3 malike karşı dava açılmış olduğunu, malikler arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan ve pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddinin gerektiğini, dava konusu taşınmazın davacılar tarafından kullanılmadığını, tarla üzerindeki fındık ağaçlarının müvekkillerinin babası ... tarafından ekilip, zirai amaçla kullanıldığını, tarlaya ait ecrimisil bedellerinin de yine müvekkillerinin babası tarafından ödendiğini, müvekkillerinin babalarının ölümü ile Hazine tarafından taşınmazın 6292 sayılı Kanun hükümleri gereği müvekkillerine satıldığını, davacıların taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacıların kullanım iddiasından kaynaklanan şahsi hakkına dayanarak mülkiyet hakkı sahibi Hazineden satın alma nedeniyle kayden malik olan davalıya karşı tapu iptali ve tescil davası davası açmasının mümkün olmadığı, yeni malike karşı zilyetlik iddiasının ileri sürülemeyeceği gibi 6292 sayılı Kanun gereği satış işlemi nedeniyle tapu kaydı oluşturulduktan sonra tapu iptali ve tescil istemi ile açılan davanın dinlenme olanağının da bulunmadığı göz önünde bulundurularak davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacılar tarafından dava konusu taşınmazın kayıt maliki davalı Hazine tarafından 11394/45575 hissesinin davalı ...'e ve 34181/273540 hissesinin ise davalı ...'e satışı işlemine dayalı olarak adı geçen davalılar adına olan tapunun iptali talep olunmuş, yargılama sırasında davalı Hazine tarafından 6292 sayılı Kanun kapsamında dava dışı şahıslara da satış yapıldığından bahisle satış yapılan kişiler davaya dahil edilmiş ise de davada dahili davalı yolu ile husumet yöneltilmesi mümkün olmayıp dahili davalılar hakkında usulünce açılmış bir dava olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, dahili davalılar hakkında usulünce açılmış dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... ve arkadaşları vekili, davalı ... ve arkadaşları vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, taşınmazların kayıtlarına kullanıcı şerhi verilmesi ancak kanunlarla özel düzenleme yapılması ile mümkün olduğundan yargılama konusu olayda, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu söz konusu olmayıp, tesis kadastrosu çalışması olduğundan, bu tür kadastro çalışmalarında ancak 3402 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca taşınmaz üzerinde muhdesatın bulunması halinde bunun beyanlar hanesinde gösterilmesi mümkündür ve edinme nedeni sütunundaki bilgiler açıklama niteliğinde olup, adına tespit yapılan kişiler haricindeki şahıslar bakımından bir hak doğurması söz konusu olamayacağından böyle bir hakkın doğabilmesi için taşınmazda kullanıcı olunduğunun ya da üzerindeki muhdesatların aidiyetine yönelik bilgilerin kadastro tutanağının beyanlar hanesine şerh edilmiş olması gerektiğinden kadastro tutanağının beyanlar hanesinde yer alan bu nitelikteki şerhlere yönelik olarak dava açılması mümkün olup, edinme nedeni sütununda yazılı bilgilere karşı dava açılmasında, bu bilgilerin açıklama niteliğinde olması nedeniyle hukuki yarar bulunmadığı gibi tapu iptali ve tescil istemi yönünden de 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesi uyarınca tespit tarihi ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü süre geçmesine göre İlk Derece Mahkemesince nihai olarak davanın reddine dair verilen kararda ve takdir edilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın evveliyatının Hazine adına kayıtlı olduğunu, yapılan tespitte ... adına zilyetlik tespiti yapıldığını, ...'in müvekkillerinin babaannesi, davalıların ise kök murisi olduğunu, ...'in vefatı ile zilyetliğin müvekkillerinin babası olan ... ... ile davalıların babası olan ...'e geçtiğini, niteliği aynı olan bitişik taşınmaz 1 13... parselin müvekkillerince kullanıldığını, dava konusu taşınmazın ise müvekkillerinin babası ve sonrasında müvekkilleri tarafından kullanıldığını, tanık beyanları ile de bu durumun aydınlandığını, Hazine tarafından yapılan satış sırasında taşınmazın zilyedinin ... olduğunun ve fiili kullanıcılarının ise müvekkillerinin olduğunun dikkate alınmadığını, Mahkemece zilyet ...'in mirasçılarının belirlenmesi, davacı ve davalıların zilyedin külli halefleri olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini bu hali ile eksik inceleme sonucu karar verildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurularının gerekçesiz reddedildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından dahili davalılar hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, dahili davalılar yönüyle de davanın reddi gerektiğini, müvekkillerine tek vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, kararın bu yönü ile bozulmasını talep etmiştir.

3. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davalılara tek vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun uyarınca davalılar adına yapılan satış sonucu oluşan tapu kayıtlarının iptalinin istenilip istenilemeyeceğine ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı ... ve arkadaşları vekili, davalı ... ve arkadaşları vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

615,40 TL peşin harçların onama harcına mahsubuna,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§