"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/998 E., 2024/1729 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/98 E., 2023/19 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Balıkesir ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında 1 23... parsel sayılı 3.980,49 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Balıkesir ili ... ilçesi ... Mahallesi sınırlarında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a ve geçici 8. maddesi uyarınca güncelleme çalışmalarının yapıldığı ve bilgilendirme askısına çıkarıldığını, bu bildirim üzerine yapılan incelemede mülkiyeti Hazineye ait eski 1711 parsel (yeni 1 23... parsel) ile mülkiyeti Hazineye ait eski 1715 parselin (yeni 1 23... parsel) 2013 yılında yapılan ihaleli tescil harici kadastro işlemi sırasında sayısal verilere uyulmadığının anlaşıldığını ayrıca askı ilanında bulunan şahıslar adına tespit gören ancak Hazine adına tescil edilmesi gereken muhtelif taşınmazlar (liste halinde) hakkında itirazlarının gönderildiğini, kesin askıda ise bahse konu taşınmazlardan sadece bir tanesinin kısmen kabul edildiğini, konu ile ilgili olarak harita mühendisleri tarafından düzenlenen teknik raporda, rapor eki listede belirtilen taşınmazlar ile ilgili; şahıslar adına tespit gören yerlerin herhangi bir tapusunun ve vergi kaydının bulunmaması, ayrıca da orman ile sınırı bulunduğundan zilyetlik ile iktisap edilemeyeceğini ve şahıslar adına işlem gören taşınmazların Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2013/11 sayılı genelgesine göre Hazine adına idari yoldan tescil edilmesi gereken alanlardan olduğunu, bu nedenle taşınmazın Hazine adına tescil edilmesi gerektiği kanaatiyle dava açılmasının uygun olacağının değerlendirildiğini öne sürerek, dava konusu 1 23... parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2013/11 sayılı genelgesini dayanak yaparak tescil talebinde bulunduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi ve genel kanun olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 düzenlemesi gereğince nizasız ve aralıksız olarak zilyetliğinde bulunduran kişinin malik sıfatını kazanacağının açıkça düzenlendiğini, bu kapsamda Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün genelgesine dayanarak kanun düzenlemesine aykırı şekilde talepte bulunmanın mümkün olmadığını, davaya konu olayda ... Mahallesinde sıralı olarak davacı tarafından tescil talepleriyle dava açıldığını ancak bunun öncesinde kadastro güncelleme komisyon tutanağında bilirkişiler, muhtar, kadastro görevlileri eşliğinde tespit ve incelemelerin yerinde yapıldığını, bu incelemeler kapsamında tapulama çalışmalarının eski yıllarda kesinleştiğini, vergi kayıtları olduğunu, davaya konu parsellerin orman sınırı dışında kaldıkları ayrıca tapulama dışı bırakıldıkları, tapu kayıtlarında tapulama belgeleri ve ilgili belgeler incelenerek 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi gereğince 20 yılı aşkın süredir nizasız fazılasız ve malik olarak müvekkiline ait olarak zilyet sıfatında yer aldığının kayıt altına alındığını, bu doğrultuda müvekkiline daha öncesinde ailesinden miras olarak kalan ve yıllardır kendi zilyet ve tasarruflarında olan taşınmazlarla ilgili olarak davacı tarafın, mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğuracak şekilde talep ve dava açma yoluna gittiğini, Kanun düzenlemesinin açık şekilde taşınmazın kazanım yolunu belirlediğini, buna karşılık davacının iddialarının soyut, mesnetsiz olarak dosyada yer aldığını, kadastro güncelleme komisyon tutanağı ve ilgili belgeler somut şekilde incelendiğinde davacı tarafın açmış olduğu davanın somut verilere dayanmadığının anlaşıldığını, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca müvekkili adına kaydı bulunan taşınmazlarla ilgili hukuki olarak bir eksiklik bulunmadığını, yine dilekçe ekinde sunmuş oldukları tapulama tutanaklarında görüleceği üzere eski yıllardan beri müvekkilleri tarafından zilyet sıfatıyla tasarrufları altındaki taşınmazların davaya konu edildiğini, davacı tarafın talebinin soyut nitelikte olup hukuka aykırı olduğunu öne sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Balıkesir ili ... ilçesi ... Mahallesinde tespit harici bırakılan yerlerin 3402 sayılı Kanun'un Ek-8. maddesine göre kadastroya tabi tutulduğu, dava konusu 1 23... parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla davalı adına tespit edildiği, dava konusu yerin davalı ve öncesinde murisi tarafından kullanıldığı, teknik bilirkişi raporlarına göre dava konusu yerin eski hava fotoğrafları ve memleket haritalarından orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşıldığı, uzun yıllar üzerinde tarımsal faaliyet yapıldığı, kuru sulanamayan tarım arazisi vasfında olduğu, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmazlardan olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı, davalı adına zilyetliğe dayalı olarak tescil edilmiş kanuni sınırı aşacak şekilde gayrimenkule rastlanılmadığı, 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinin ve atıfla 14. maddesi ve devamında aranan koşulların davalı lehine oluştuğu" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 1 23... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "yapılan keşif sırasında dinlenilen yerel ve tutanak bilirkişilerinin davalının nizalı taşınmaz üzerindeki ekonomik amaca uygun malik sıfatıyla zilyetliğini doğrulamalarına, alınan teknik bilirkişiler raporlarında eski tarihli hava fotoğraflarında açıklık alanda kaldığına, taşınmazın marjinal tarım arazisi niteliğinde bulunduğunun bildirilmesine, rapor eki krokilerde gösterilen hava fotoğrafı ve ortofoto çakıştırmaları çıplak gözle izlendiğinde dahi taşınmazın açık alanda kaldığı gibi özellikle 1974 tarihinde yapılan ilk tesis kadastrosunda tespit edilen eski 13 35... parsel gibi tarım arazisi vasfında olduğunun anlaşılmasına, öte yandan yörede yapılan ilk tesis kadastrosundaki fotogrametrik paftada dahi nizalı taşınmaz sınırlarının belirli olmasına, sonuç olarak nizalı taşınmaz üzerinde tespit günü itibariyle davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunun belirlenmesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, yapılan incelemede mülkiyeti Hazineye ait eski 1711 parsel (yeni 1 23... parsel) ile mülkiyeti Hazineye ait eski 1715 parselin (yeni 1 23... parsel) 2013 yılında yapılan ihaleli tescil harici kadastro işlemi sırasında sayısal verilere uyulmadığının anlaşıldığını, ayrıca askı ilanında bulunan şahıslar adına tespit gören ancak Hazine adına tescil edilmesi gereken muhtelif taşınmazlar (liste halinde) hakkında itirazlarını sunmalarına rağmen kesin askıda bahse konu taşınmazlardan sadece bir tanesine olan itirazın kısmen kabul edildiğini, konu ile ilgili düzenlenen teknik raporda, rapor eki listede belirtilen taşınmazlar ile ilgili şahıslar adına tespit gören yerlerin herhangi bir tapusunun ve vergi kaydının bulunmaması, ayrıca da orman ile sınırı bulunduğundan zilyetlik ile iktisap edilemeyeceği ve şahıslar adına işlem gören taşınmazlar Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2013/11 sayılı genelgesine göre Hazine adına idari yoldan tescil edilmesi gereken alanlardan olmakla dava açılmasının uygun olacağının değerlendirilmesi üzerine dava açıldığını, toplanan delillerin yanlış değerlendirildiğini ve yetersiz inceleme ile hüküm kurulduğunu, davanın mahiyeti gereği yargılama giderleri ve vekalet ücretinden muaf tutulmaları gerektiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.