Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2024/96 E. 2026/288 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2015/131 E., 2022/12 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili tarafından duruşma istemli, davacı ... ve arkadaşları vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... vekili tarafından ise duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı ... vekilinin duruşma isteminin masraf yatırılmaması nedeniyle reddine, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Kadastro çalışması sırasında, Gaziantep ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 339 parsel sayılı 117.125,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek ...'nın işgalinde olduğu şerhi verilmek suretiyle, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.

2. Davacı ... ve ... Asliye Hukuk Mahkemesine sundukları dava dilekçesinde; Haziran 1339 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydına ve tedavüllerine dayanarak, tapu kaydının kapsamındaki taşınmaza ... ve arkadaşlarının müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep etmişlerdir.

3. Davalı - davacı ..., ... Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; ... 1290 tarihli daimi 4 varak 55... sayılı tapu kayıtlarına dayanarak, Hazine adına 4753 sayılı Kanun ve 5618 sayılı Kanun uyarınca oluşan tapu kayıtlarının iptali ile müdahalenin men'ine karar verilmesini talep etmiştir.

4. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında dava dosyalarının birleştirilmesine karar verildikten sonra, davaya konu olan parseller hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.

5. Davacı ... ve arkadaşları Kadastro Mahkemesine sundukları dava dilekçelerinde; tapu kaydına dayanarak, dava konusu 339 parsel sayılı taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.

6. Davacı ... Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu 339 parsel sayılı taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2003 tarihli ve 1993/2 Esas, 2003/1 Karar sayılı kararı ile davacı ...'nın davasının kabulüne, diğer davaların reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... , ... , davacı ... 'ın bir kısım mirasçıları ve davalı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 01.03.2004 tarihli ve 2003/2389 Esas, 2004/638 Karar sayılı ilamıyla "tapu kaydı uygulamasının yeterli olmadığı belirtilerek, dayanılan kayıtların revizyon durumları ve yüzölçümleriyle geçerli olduğu gözetilerek yöntemince tapu kaydı uygulaması yapılması, taşınmazın tapu kayıtlarının kapsamı dışında kalması durumunda zilyetlikle kazanım koşullarına yönelik araştırma yapılması" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dayanılan tapu kayıtlarının taşınmazı kapsamadığı, zilyetlik yönünden yapılan incelemede ise taşınmazın davacı ...'nın zilyetliğinde olduğu ve mirasçılar arasında taksim edilmediği gerekçesiyle davacı ...'nın davasının kabulüne, diğer davacıların davasının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin Yargıtay bozma ilamı gereklerini yerine getirmeden eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, dayanılan tapu kayıtlarının 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20. maddesine uygun şekilde zemine uygulanmadığını, sabit sınırların göz ardı edildiğini, zilyetlik araştırmasının da yetersiz yapıldığını, bilirkişi raporlarının yetersiz, çelişkili ve denetime elverişsiz olduğunu, usuli müktesep hakların dikkate alınmadığını ve hukuki nitelendirmenin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin tapu kayıtlarını 3402 sayılı Kanun 20. maddeye uygun şekilde zemine uygulamadığını, sabit sınırları esas almadığını, bilirkişi raporlarının çelişkili, yetersiz ve denetime elverişsiz olduğunu, Osmanlıca tapu kayıtları yönünden uzman bilirkişi incelemesi yapılmadan hüküm kurulduğunu, zilyetlik araştırmasının da yetersiz yapıldığını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin yalnızca müvekkilleri aleyhine hükmedilmesinin 3402 sayılı Kanun’a aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın taksim sonucu müvekkiline kaldığını, mahalli bilirkişilerin keşif ve duruşmada verdikleri beyanların çelişkili ve gerçeğe aykırı olduğunu, kaldı ki dosyada alınan beyanlardan taşınmazın müvekkiline ait olduğunun belirlendiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

4. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve zilyetlikle kazanılamayacağını, bilirkişi raporlarının objektif ve teknik olmadığını, zilyetliğin başlangıcı, süresi ve sürdürülüş biçiminin raporlarda açıkça ortaya konulmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davaların reddine ve taşınmazın tamamının Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı, kayıtların taşınmazı kapsamaması halinde zilyetlikle kazanıma yönelik araştırmanın yöntemince yapılıp yapılmadığı, bu çerçevede taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı ve aktarılan dava tarihi itibarıyla taraflar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı ve sonucuna göre taşınmazın tamamının Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir.

1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında, davacı ... vekili, davacılar ... ve arkadaşları vekili ile ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, kadastro tespit tarihinden önce davacı Selver Kaya yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Belirtmek gerekir ki; eldeki dava, genel Mahkemeden aktarılan dava niteliğindedir. Bu tür davalar 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi uyarınca re'sen araştırma ilkesine tabi olup, anılan Kanun maddesi uyarınca kadastro hakimi, hüküm kurarken davanın tarafları ile bağlı kalmaksızın gerçek hak sahibini belirlemekle yükümlü olduğu gibi, tespit tarihinden önce taşınmazın mülkiyetine yönelik olarak dava açılmakla taraflar arasında zilyetlik hususunda niza oluştuğundan, zilyetlikle kazanım koşullarının da aktarılan dava tarihi itibarıyla belirlenmesi gerekmektedir.

Öte yandan, yerleşik yargısal içtihatlara göre, bir arazinin niteliğinin, imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise imar-ihyanın tamamlandığı tarihin, üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresinin ve sürdürülüş biçiminin belirlenmesinde en önemli delil hava fotoğraflarının incelenmesi olup, hava fotoğraflarının incelenmesi sonucu düzenlenen jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi raporuna göre, 1950 yılına ait hava fotoğrafında dava konusu taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun kullanımın bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, aktarılan dava tarihi itibarıyla (06.06.1950), dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetlikle kazanım koşullarının davacı ... yararına oluştuğunun ispat edilemediği ve davanın aktarılan dava niteliğinde olması nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 30. maddesi gereğince malikin re'sen belirlenmesi gerektiği gözetilerek, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, zilyetlikle kazanım koşulları yönünden kadastro tespit tarihinin esas alınması suretiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili ile ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,

Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 651,30 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§