"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/56 E., 2023/51 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili, davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından; İlk Derece Mahkemesinin davalı ...'in tavzih talebinin reddine ilişkin ek kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2016 tarihli önceki kararının davalı ...'e 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 17. maddesi ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğ'in 26/2. maddesi gereğince 29.06.2016 tarihinde usule uygun olarak tebliğ edildiği ve süresi içerisinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği; yine İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2016 tarihli önceki kararının davalı ...'in yurtdışı adresinde bizzat kendi imzasına 28.06.2016 tarihinde tebliğ edildiği, her ne kadar davalının yurtdışı adresine doğrudan tebligat yapılması usule uygun değilse de, tebligat kendi imzasına yapılmakla kararı o tarihte öğrendiği ve 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince tebligatın geçerli olduğu, süresi içerisinde tebliğ edilmeyen kararın kesinleştiği anlaşılmakla davalılar ... vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinin reddine, davacılar vekili ve tavzih talebinin reddine dair 10.01.2024 tarihli ek karara ilişkin davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Trabzon ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 97... , 20, 21, 54, 69, 84, 1 98... ve 35 parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; tapu kayıtlarına dayanarak taşınmazlarda 1/4 payı bulunduğunu ileri sürerek, tespitin iptali ile 1/4 hissenin adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve yargılama sırasındaki beyanlarında; davacı dayanağı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uymadığını, taşınmazların müşterek muris ...’e ait olduğunu, murisin sağlığında taşınmazlarının tüm çocukları arasında taksim edildiğini ve buna göre kullanıldığını, davacının da kendisine düşen taşınmazların bir kısmını kardeşi ... ve 3. kişilere sattığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2016 tarihli ve 2012/24 Esas, 2016/27 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, dava konusu 1 97... , 20, 21, 54, 69, 84, 1 98... ve 35 parsel sayılı taşınmazların tespitinin iptaline, bu taşınmazların 1/4 hissesinin 19.07.2010 tarihli ...’in veraset ilamında yer alan payları oranında mirasçıları adına tesciline, kalan 3/4 hissesinin tespit maliki adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 17.02.2022 tarihli ve 2021/13883 Esas, 2022/1306 Karar sayılı ilamı ile "...İlk Derece Mahkemesinin bilhassa davacı dayanağı tapu kayıtlarının taşınmazları kapsamadığı yönündeki gerekçesinin davacı tarafça temyize konu edilmediği, keşif beyanlarının uyuşmazlığı aydınlatmaya elverişli olmadığı, dosya içerisinde yer alan tutanak ve kayıtlardan aynı köyde muris ...’in hibesinden davacı ... adına bir çok taşınmaz tespit ve tescil edildiğinin anlaşıldığı, bu taşınmazların İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmediği belirtilerek; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazı iyi bilen, davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerin tümü ile fen bilirkişisi eşliğinde mahallinde yeniden keşif yapılarak; yerel bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve taraf tanıklarından, muris ...’e ait olduğu belirlenen dava konusu taşınmazların muris tarafından sağlığında çocuklarına paylaştırılmak suretiyle hibe edilip edilmediği, edildi ise ne zaman edildiği ve hangi taşınmazın hangi mirasçıya verildiği, dava konusu taşınmazların ne zamandan beri kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı sorularak somut ve maddi olaylara dayalı beyanlarının alınması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılması, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesinin karar yerinde gösterilmesi; fen bilirkişisinden keşfi takibe imkan verir, denetime elverişli rapor alınması, bundan sonra elde edilen deliller ve murisin hibesi ile davacı adına tespit ve tescil edilen taşınmazlar da birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması..." gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davacı adına tespit edilen taşınmazların tutanak suretlerinin dosya arasına alındığı, davacı adına kök muris ...'in bedelsiz bağışı yoluyla mülkiyetini kazandığı çok sayıda taşınmazın kadastroda tespit gördüğü, bu durumun da tutanak tanığı ve davalı tanığı beyanlarını destekler nitelikte olduğu anlaşıldığından dava konusu taşınmazların kök muris ... tarafından taksim edildiği, davacının ... mevkindeki taşınmazları istememesi nedeniyle köy içindeki taşınmazlarla ... mevkindeki taşınmazlardaki hakkını kardeşi ... ile değiştirdiği, buna göre dava konusu taşınmazlarda davacının hakkı kalmadığı, kullanım durumunun da yaklaşık 30 yıldır taksime göre devam ettiği, davacının dava konusu taşınmazlarda herhangi bir kullanımı bulunmadığı gibi uzun süreli kullanıma da itirazı olmadığı..." gerekçesiyle dava konusu 1 97... , 20, 21, 54, 69, 84, 1 98... ve 35 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tesciline, dava konusu 1 97... , 18, 23, 52, 55, 66, 68, 82, 86, 1 98... , 34... parsel sayılı taşınmazlara yönelik verilen İlk Derece Mahkemesinin bozma öncesi hükmünün temyiz incelemesine gidilmeksizin kesinleştiği anlaşıldığından bu taşınmazlar hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, bozma öncesi verilen İlk Derece Mahkemesinin 2012/24 Esas ve 2016/27 Karar sayılı kararındaki ilgili parsellere ilişkin hüküm gibi 1/4 hisse itibarıyla ...’in 19.07.2010 tarihli veraset ilamındaki mirasçıları adına miras payları oranında ve 3/4 hissenin tespit malikleri adına (1/2 hisse olan taşınmazların hisse durumunun 3/4 hisse eşit olarak belirlenecek şekilde) tapuya tesciline karar verilmiştir.
Davalı ... vekili 10.01.2024 tarihli tavzih dilekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2016 tarihli önceki kararının müvekkili olan ...'e tebliğ edilmediğini ve dava konusu 1 97... , 18, 23, 52, 55, 66, 68, 82, 86, 1 98... , 34... parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki kararın kesinleşmediğini ileri sürerek, bu taşınmazlar hakkında kararın kesinleştiğinden bahisle verilen karar verilmesine yer olmadığına dair kararın tavzihini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 10.01.2024 tarihli ek kararı ile tavzih talebinin hükmün değiştirilmesi talebini içerdiği, hükümde tavzihi gerektirir bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...'in tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; tapu kayıtlarından anlaşılacağı üzere taşınmazların kök muris ... tarafından 4 erkek kardeşe tapuda 1/4 oranında devredildiğini, ortada yazılı bir taksim olmamasının geçerli bir taksimin olmadığını gösterdiğini, mahalli bilirkişinin beyanının hükme esas alınmayarak dosya kapsamına uymayan ve ilk keşifteki beyanlarıyla çelişen tespit bilirkişilerinin beyanlarının dikkate alınarak karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek ve dilekçede belirtilen diğer nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili tavzih talebinin reddine dair ek karara ilişkin temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2016 tarihli önceki kararının müvekkili olan ...'e tebliğ edilmediğini ve müvekkili ... bakımından hükmün kesinleşmediğini, davalının davadaki taraf sıfatının ve davanın esasına ilişkin beyanda bulunma hakkının devam ettiğinin gözetilmesi gerekirken aksi yönde İlk Derece Mahkemesince verilen kararın hatalı ve eksik olduğunu, icrasında tereddüt bulunduğunu ve tavzihi gerekirken tavzih talebinin reddine ilişkin kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek ve dilekçede belirtilen diğer nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen ek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ve davalı ...'in talebi yönünden tavzih şartlarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... mirasçıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi ek kararındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen ek karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
(V.B.2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesinin 10.01.2024 tarihli ek kararının ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz eden davacı ... mirasçılarından alınmasına,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalılar ... ve ...'e ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.