"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/425 E., 2024/1314 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/150 E., 2022/264 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 2 74... parsel sayılı 2.082,06 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine "bu parsel üzerindeki zeytin ağaçları ... oğlu ...'ye aittir." şerhi yazılmak suretiyle tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş iken, ...'nin itirazı üzerine komisyon kararıyla taşınmazın zeytinli tarla vasfıyla davalı ... adına tespitine karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastro çalışması ilk defa 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca 1965 yılında ... serisi olarak 4 numaralı orman tahdit komisyonu tarafından fotogrametrik ve yersel metot kombinasyonuyla yapılmıştır. ... Mahallesi mülki sınırları içinde bulunan tahdidi kesinleşmiş ormanlarda 6831 sayılı Kanun'un 2896 sayılı Kanun ile değişik 2. madde çalışmaları ve ilk orman tahdidinin aplikasyonu 1 numaralı orman kadastro komisyonunca 1985 yılında yapılmış ancak ilan edilmediğinden kesinleşmemiştir. Aynı köyde 1987 yılında 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde çalışmaları yapılmış ve 30.10.1987 tarihinde ilan edilerek kanuni ilan süresi sonunda kesinleşmiştir. Aynı köyde 6831 sayılı Kanun'un 9. maddesi kapsamında “orman tahdit veya kadastrosu yapılıp kesinleşmiş yerlerde, vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hatalar” düzeltme çalışmaları, 98 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından 2015 yılında bitirilmiş, 26.05.2015 tarihinde ilan edilmiş ve kanuni ilan süresi sonunda kesinleşmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, taşınmazın imar-ihya edilmediğini ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın büyük bir bölümünde zeytin ağaçlarının bulunduğunu, imar-ihyasının davalı müvekkili tarafından yapıldığını, davalı müvekkilinin babasının müvekkil doğduktan sonra onun adına zeytin aşılamış olduğunu, müvekkilinin büyüdükten sonra yeri kendisinin kullanmaya başladığını ve bu güne kadar aralıksız ve kesintisiz bir şekilde kullandığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın, 1965 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna göre, orman sayılmayan yerde kaldığı, ilk tesis kadastrosunun geçtiği 1972 yılında dava konusu taşınmazın orman olarak tapulama harici bırakıldığı, bu yerin 1325 doğumlu ... oğlu ...'ye ait iken vefatından sonra çocuklarına kaldığı, davalının ise ...'nin torunu olduğu, mirasçılar arasında herhangi bir taksim yapılmadığı, isim benzerliği nedeniyle davalı adına tespit edildiği ve nitekim malik sıftıyla zilyetliğinin olmadığı, taşınmazın açıklık bölümünde yer alan 4 adet delice üzerine aşılı zeytin ağacı bulunduğu, bunun dışında taşınmazın geri kalan bölümünde imar-ihyanın tamamlanmadığı, davalı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro komisyon tespitinin iptali ile zeytinli tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2 74... parsel sayılı taşınmazda tarımsal faaliyet yapılmadığı, taşınmazın imar-ihyasının tamamlanmadığı, 20 yıl aralıksız, nizasız, malik sıfatıyla zilyetlik şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddeleri gereğince imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi gereğince taşınmaz üzerinde bulunan aşılı zeytinlerin davalı adına beyanlar hanesine şerh verilmesi gerektiği, her ne kadar keşifte dinlenen mahalli bilirkişi, tespit bilirkişisi ve tanık beyanlarında taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarını davalının dedesi olan kök muris 1325 doğumlu ... oğlu ...'ye ait olduğu, murisin vefatı ile çocukları ..., ..., ..., ...'e kaldığı, davalının, murisin oğlu ...'nin oğlu, yani murisin torunu olduğu, mirasçıları arasında herhangi bir taksim yapılmadığı, isim benzerliği nedeni ile davalı adına zeytin ağaçlarına yönelik şerh verildiği bildirilmişse de; eldeki davada resen araştırma durumu bulunmadığından, davalı ...'nin dedesi olan kök muris 1325 doğumlu ... oğlu ...'nin diğer mirasçılarının davaya müdahalesi de bulunmadığı gözetilerek mevcut kadastro tutanağının beyanlar hanesinde bildirilen davalı lehine zeytin ağaçlarına yönelik şerhin verilmemesinin hatalı olduğu belirtilerek, davalı vekilinin istinaf itirazlarının açıklanan yönlerden kısmen kabulüne, sair istinaf itirazlarının reddine, kararın kaldırılmasına, dava konusu taşınmazın kadastro komisyon kararının iptali ile zeytinli tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, beyanlar hanesine "taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının ... oğlu ...'ye ait olduğu" yönünde şerh yazılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul, kanun ve maddi gerçeğe aykırı olduğunu,dava konusu yerin bitişiğindeki bir çok parselin ve dava konusu taşınmazın devamındaki adanın tamamının müvekkilinin gerek babası ve dedesi, gerekse aile fertleri adına kayıtlı olduğunu, taşınmaz etrafına çekilen duvarın da müvekkili ve ailesi tarafından yapıldığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun'un 5. maddesinin son fıkrasında “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapılan her türlü yapı ve tesisler başka bir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal eder.” şeklindeki düzenleme gereği taşınmazlar üzerindeki ağaçlar, yapılar, vs. Hazineye ait olduğundan muhdesat tespitinin davalı adına yapılması kararının açıkça hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.