"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2011/2 E., 2024/12 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sonucunda, Niğde ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 17... parsel sayılı 6.254.956,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, mera vasfıyla ... Belediyesi adına tespit ve sonrasında tescil edilmiş; aynı yerde 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler Hakkında Kanun'a (2981 sayılı Kanun) göre 1992 yılında yapılan kadastro çalışmasında 2 17... parsel sayılı taşınmazın bir kısmı ifraz edilerek 2981 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında, 2 17... , 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 155, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 175, 180, 181, 183, 186, 187, 188, 189, 192, 193, 194, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 247, 248, 249, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 260, 261, 262, 263, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 270, 271, 272, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283, 284, 285, 286, 287, 288, 289, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 296, 297, 298, 299, 300, 301, 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316, 317, 318, 319, 320, 321, 322, 323, 324, 325, 326, 327, 328, 329, 330, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 342, 343, 344, 345, 346, 347, 348, 349, 350, 351, 353, 354, 355, 356, 364, 365, 3 68... parsel numaralarıyla, muhtelif yüzölçümlü olarak, arsa vasfıyla ve beyanlar hanelerine muhdesat / kullanıcı belirlemesi yapılarak ... Belediyesi adına, 2 17... , 3 67... parsel sayılı taşınmazlar ise Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili asıl dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; dava dilekçesine ekli listede belirtilen parsellerin ifraz edilerek davalı ... Belediyesi adına tespit edildiğini ileri sürerek, yapılan tespitlerin iptali ile taşınmazların Hazine adına tescilini talep etmiştir.
3. Davacı Hazine vekili birleşen 1994/11 Esas sayılı dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; Niğde ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 17... ve 367 parsel sayılı taşınmazlarda davalıların ev ve arsalarının bulunduğunu, Hazine taşınmazındaki azalmanın davalılara verilen yerlerden meydana geldiğini ileri sürerek, eksik kalan Hazine taşınmazının tespitiyle Hazine adına tescilini talep etmiştir.
4. Davacı Hazine vekili birleşen 1994/13 Esas sayılı dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; Niğde ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 17... parsel sayılı taşınmazda davalının ev ve arsasının bulunduğunu, Hazine taşınmazındaki azalmanın davalıya verilen yerden meydana geldiğini ileri sürerek, eksik kalan Hazine taşınmazının tespitiyle Hazine adına tescilini talep etmiştir.
5. Davacı ... birleşen 2014/4 Esas sayılı dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; kendisine ait Niğde ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 17... parsel sayılı taşınmazının 400 m² lik kısmının davalıya ait 2 17... parsel sayılı taşınmaza yazıldığını ileri sürerek, davalının kendisine ait bu kısımdan men edilerek adına tespitini talep etmiştir.
6. Müdahil - davacı ... 20.10.1995 havale tarihli dilekçesinde; kadastro çalışmasında 20 yıldır zilyet bulunduğu 2 17... parsel hakkında taraflar arasında niza bulunması sebebiyle bu parsel hakkında davanın devam ettiğini, davanın kendisinin zilyet olduğu parsel ile ilgisinin bulunması sebebiyle davaya katılması gerektiğini ve zilyet olduğu 218 parselin 950 m² olduğu halde 590,75 olarak yazıldığını belirterek, 218 parselin 950 m² olarak adına tescilini talep etmiştir.
7. Müdahil Orman İdaresi vekili 29.01.2001 havale tarihli dilekçesinde; dava konusu 2 17... parselin ... Belediye Meclisinin 05.10.1978 tarihli kararında 99 yıllığına ağaçlandırılmak üzere müvekkili idareye intifa hakkı verilerek 27.01.1984 yılında tapuya şerh konulduğunu, taşınmazın ağaçlandırılmak üzere Orman İdaresine tahsis edilen bir saha olduğunu, ağaçlandırma sahalarının da orman vasfında olduğunu ve özel mülkiyete konu edilemeyeceğini belirterek davaya katılmıştır.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2005 tarihli ve 1997/1 Esas, 2005/16 Karar sayılı önceki kararı ile, davacının davasının reddine ve 2 17... parselde kayıtlı taşınmazın tapudaki tespit maliki ... Belediyesi adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen önceki kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 15.03.2011 tarihli ve 2010/6763 Esas, 2011/1572 Karar sayılı ilamıyla, “Önceki günlü bozma kararında; genel kadastro sırasında 2 17... parsel numarası ile belediye adına mera niteliği ile tapuya tescil edilen ve 2981 sayılı Kanun uygulaması sırasında ifraz edilen 251 adet parselin dava konusu yapıldığı için bu parsellere ait tutanak asıllarıyla ekleri getirtilip dava dosyası ile birleştirilmesi gereğine değinilmiştir. Ne var ki; Mahkemece bozmaya uyulmuşsa da dava konusu edilen tüm parsellerin tutanak asılları ve ekleri getirtilmeden hüküm oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
O halde hükmüne uyulan bozma kararı çerçevesinde araştırma, soruşturma ve uygulama yapılmalı, bu cümleden olarak; dava dilekçesinde belirtilen dava konusu tüm parsellerin tutanak asılları dosya içerisine getirtilmeli, bulunamadıkları taktirde Kadastro Müdürlüğünce yeniden oluşturulmaları sağlanmalı, parsel numarası tereddütlü olan taşınmazlar hakkında davacı Hazine vekilinden açıklama istenerek davaya konu edilen taşınmazların ada ve parsel sayıları duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tümü ile yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de, dava konusu taşınmazların 2981 sayılı Kanun uyarınca oluşan yeni parsel numaraları ile tescil hükmü oluşturulması gerekirken 2 17... parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm kurulması da usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. " denilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma nedenine göre de sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, birleşen 1994/ 11... Esas sayılı dosyalarda davacının bu parsellere yönelik davasının pasif husumet yokluğundan ve ayrıca davacı adına tespit edilen taşınmaza yönelik davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından reddine; birleşen 2014/4 Esas sayılı dosyada davacının bu parsellere yönelik davasının pasif husumet yokluğundan reddine; müdahil Orman İdaresinin davasında, dava konusu taşınmaz üzerinde her ne kadar davacı ... lehine irtifak hakkı tesis edilmiş ise de yargılama aşamasında 14.09.2005 tarihli ve 1370 sayılı yazı ile irtifakın kaldırılarak taşınmazın ... Belediyesine teslim edildiği anlaşılmakla dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına; davacı ... tarafından ... Belediyesi aleyhine açılan davada, davacının iddiasını ispata yarar delil sunamadığından sübuta ermeyen davasının reddine; davacı Hazine tarafından açılan asıl davada, "dava konusu taşınmazların 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 03.05.2005 tarihinden önce 25.07.2002 tarihli ve 2002/5 meclis kararıyla mücavir alan sınırlarına alınarak imar planının yapıldığı anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra yapılan keşif ve Şehir plancısı ile inşaat bilirkişisinden alınan raporda da sabit olduğu üzere taşınmazlar üzerinde yapılaşmanın mevcut olduğu tespit edilmiştir. Alınan Ziraat bilirkişi raporunda da dava konusu edilen taşınmazın üzerinde adanın sadece yüksek ve eğimli kısımlarının mera özelliği taşıdığı diğer kısımlarında ise yapılaşma (tek katlı yapı, iki katlı yapı, müştemilat, meyve bahçesi, camii vb.) meydana geldiği hususu rapor edilmiş olduğundan, dava konusu taşınmazların mera olarak kullanılmasının mümkün olmadığı, üzerinde yapılaşmanın olduğu" anlaşıldığından sübuta ermeyen davanın reddine, dava konusu ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesinde bulunan 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 155, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 175, 180, 181, 183, 186, 187, 188, 189, 192, 193, 194, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 247, 248, 249, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 260, 261, 262, 263, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 270, 271, 272, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283, 284, 285, 286, 287, 288, 289, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 296, 297, 298, 299, 300, 301, 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316, 317, 318, 319, 320, 321, 322, 323, 324, 325, 326, 327, 328, 329, 330, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 342, 343, 344, 345, 346, 347, 348, 349, 350, 351, 353, 354, 355, 356, 364, 365, 366, 3 68... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi ... Belediyesi adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların ... adına mı, Hazine adına mı tescilinin gerektiği noktasında toplanmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, davalı ... lehine 4342 sayılı Mera Kanunu'nun (4342 sayılı Kanun) geçici 3. maddesindeki şartların gerçekleştiğinin kabulüyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun olmadığı gibi, yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm vermek için yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.
Şöyle ki; 2981 sayılı Kanun uyarınca yapılan tespit çalışmasında dava konusu taşınmazların beyanlar hanesine şahıslar lehine şerhler verildiği halde, şerh sahipleri davada yer almadan karar verildiği anlaşılmakta olup, bu nedenle, öncelikle davacı Hazine vekiline dava konusu taşınmazların beyanlar hanesinde yer alan şerh sahiplerini davaya dahil etmesi için süre ve imkan tanınması, şerh sahiplerinin bildirmeleri halinde delillerinin toplanması ve bu şekilde taraf teşkili sağlandığı takdirde esasa yönelik incelemeye geçilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, 27.05.2004 tarihli ve 5178 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile 4342 sayılı Kanun'un bazı maddelerinde değişiklik yapılmış ve eklenen geçici 3. madde ile; “Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşen imar plânları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera, yaylak ve kışlak olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak, bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam eder. Bunlar hakkında Hazinece dava açılmaz, açılmış davalardan vazgeçilir. Hazinece bu nitelikteki taşınmazlar hakkında ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda işlemleri yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.
Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin Hazinece açılan davalardan, taşınmazların emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Bu hüküm, henüz dava açılmamış taşınmazlar hakkında da uygulanır. Evvelce açılan davalarda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen ve kesinleşen kararlara konu olan bu nitelikteki taşınmazların tapuları da talep etmeleri halinde aynı esaslara göre önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir.
(Ek fıkra: 03.06.2007-5685/1 md.) Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazlardan, Hazine adına tescil edilmesi gerekirken belediyeler adına tescil edilen ve belediyelerce konut veya işyeri yapılmak üzere bedelsiz olarak veya bedeli karşılığında gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine tahsis edilen, daha sonra Hazine tarafından ilgili belediye aleyhine açılan davalar sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilerek mera, yaylak ve kışlak özel siciline yazılan, fakat daha sonra bu Kanun hükümlerine göre mera, yaylak ve kışlak vasfı değiştirilerek Hazine adına tescil edilen taşınmazlardan; herhangi bir kamu hizmeti için gerekli olmayan, Hazinece herhangi bir tasarrufa konu edilmeyen ve halen tapuda Hazine adına kayıtlı olan taşınmazlar, tahsis tarihindeki arsa değerine devir tarihine kadar geçen süre için yasal faiz eklenerek belirlenecek bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla adlarına tahsis yapılanlara devredilir” hükmü getirilmiştir.
Yukarıya aynen alınan madde hükmünden anlaşılacağı üzere; 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin uygulanacağı taşınmazlar, öncesi mera iken Kanunun öngördüğü koşulların gerçekleşmesi sebebiyle aslında Hazine adına tescili gereken veya Hazine adına tescili gerekirken gerçek veya tüzel kişiler adına tescil edilecek taşınmazlardır. Başka bir anlatımla, 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi hükmü, belediye adına tescil edilerek belediyenin özel mülkü haline gelen taşınmazlara uygulanamaz.
Bir yörede 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesine göre işlem yapılabilmesi için;
a) Mera, 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 03.05.2005 tarihi itibariyle belediye ve mücavir alan sınırları içersinde bulunmalıdır. Zira bu tarih itibarıyla köy sınırları içerisinde bulunan veya bu tarihten sonra belediye ve mücavir alan sınırları içerisine alınan meralarda bu madde hükümlerinin uygulanma olanağı yoktur.
b) Mera, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içerisinde kalmalıdır. Bu tarihten sonra imar planı içerisine alınan veya imar planı bulunmayan yerlerdeki meralarda bu madde hükmü uygulanmaz. Kanun hükmünde geçen “imar planından” maksat ise, her türlü ölçekteki plan yani nazım, uygulama veya mevzi imar planlarıdır.
c) Meranın yerleşim yeri olarak işgal edilmesi yani bu şekilde kullanılması durumunun da 01.01.2003 tarihinden önce mevcut olması gerekir. Bu tarihten sonra işgal edilerek yerleşim yeri olarak kullanılan meralarda bu madde hükmü uygulanamaz. Bu maddenin uygulanmasında “yerleşim yeri” kavramı konut, konaklama, turizm, sanayi, askeri vb. amaçlar için kullanılmak üzere planlanarak yapılaşmış veya eskiden beri bu amaçlarla kullanılan şehir, kasaba ve beldelerin üzerinde yapılaşma bulunan yerleşim alanlarını ifade etmektedir.
d) Diğer bir koşul da meranın mera niteliği ile kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunmamasıdır.
Yukarıda belirtilen şartların varlığı duraksamasız saptanmadan belediye ve diğer kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş meraların mülkiyeti bu kurum ve kuruluşlara bırakılamaz. Bu gibi yerler Kanun uyarınca Hazine adına tescili gereken yerler olacağından, İlk Derece Mahkemesince 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi koşullarının varlığı veya yokluğu üzerinde yeterince durulmalıdır.
Somut olayda; dava konusu taşınmazlar, 2 17... parsel sayılı taşınmazda 2981 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro çalışması sonucu oluşan parsellerdir. Dosyada alınan raporlarda dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 19.03.1984 onay tarihli uygulama imar planı ve 25.08.2002 tarihinde kesinleşen 11. etap ilave revizyon imar planı bulunduğu, dava konusu 2 17... , 168, 169, 207, 2 37... parsel sayılı taşınmazların imar planı dışında; 2 17... , 151, 152, 154, 155, 167, 175, 186, 188, 189, 192, 193, 194, 205, 206, 208, 209, 212, 236, 238, 239, 262, 264, 266, 267, 268, 281, 282, 285, 287, 288, 289, 294, 296, 297, 302, 303, 305, 306, 307, 308, 311, 312, 332, 336, 337, 3 47... parsel sayılı taşınmazların kısmen imar planında; geri kalan taşınmazların tamamının imar planında olduğunun belirtildiği ve dosyada bulunan ... İmar ve Harita Müdürlüğünün 21.11.2005 tarihli müzekkere cevabında ise 217 adadaki parsellerin tamamının imar planı içine alınarak kesinleştiğinin ifade edildiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı kapsamında olup olmadığı hususunda ortaya çıkan çelişki giderilmeden, taşınmazların imar planı durumu netleştirilmeden ve belirtilen tarih öncesi kesinleşen imar planı kapsamında olmayan taşınmazlar yönünden 4342 sayılı Kanun'un ilgili maddesinin uygulanamayacağı gözetilmeden karar verilmiştir.
Bununla birlikte; 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin uygulanabilmesi için diğer bir şart da yerleşim yeri olarak işgal edilme yani bu şekilde kullanılma durumunun 01.01.2003 tarihi öncesinde mevcut olması zorunluluğu olduğundan, bu tarihe en yakın hava fotoğraflarının incelenmesi gerekirken, 1988 tarihli hava fotoğrafı ile tarihi belirtilmeyen 1/25000 ölçekli memleket haritasının ve 2010 tarihli ortofoto haritasının incelendiği anlaşılmaktadır. Yapılan bu inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporlarında da, 1988 tarihli hava fotoğrafında parsellerin büyük çoğunluğunda yapılaşmaların olduğu, tarihsiz memleket haritasında dava konusu parsellerin bulunduğu alanda yapılaşmaların yoğun şekilde mevcut olduğu, 2010 tarihli ortofoto haritasında dava konusu parsellerin bulunduğu alanda yapılaşmaların daha yoğun olduğu şeklinde genel ve belirsiz ifadeler kullanılmıştır.
Ayrıca; orman bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazlardan 32 adet parselin toplam 4.403,83 m²'sinin fiili zemin üzerinde Orman İdaresince ağaçlandırma çalışması yapılan orman sayılan alanlar içinde kaldığı belirtilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesince bahsi geçen kısımların nasıl yerleşim yeri olduğu hususu açıklığa kavuşturulmamıştır.
Yine, şehir plancısı ve inşaat mühendisi bilirkişi düzenlenen ortak raporda, dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan yapıları tek tek belirtmiş ancak yapıların yaşına ilişkin beyanda bulunmamış ve yapıların 1997 yılından önce yapılıp yapılmadığının eldeki imkanlar dahilinde tespit edilemediği ifade edilmiş olup, bu durum karşısında somut olayda, dava konusu taşınmazların 01.01.2003 tarihi öncesinde yerleşim yeri olarak işgal edilme / kullanılma durumunun net olarak ortaya konulduğunu söyleyebilme imkanı da bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle davacı Hazine vekiline dava konusu taşınmazların beyanlar hanesinde yer alan şerh sahiplerini davaya dahil etmesi için süre ve imkan tanınmalı, şerh sahiplerinin bildirmeleri halinde delilleri toplanmalı ve taraf teşkili sağlandığı takdirde esasa yönelik incelemeye geçilmelidir. Bu cümleden olarak, mahallinde yeniden keşif yapılmak ve bu keşifte yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişilerden de faydalanılmak suretiyle, konusunda uzman olan harita mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi ve şehir plancısının katılımıyla uygulama yapılmalı, dava konusu taşınmazların 03.05.2005 tarihi itibarıyla belediye ve mücavir alan sınırları içinde olup olmadığı; 01.01.2003 tarihi öncesinde kesinleşmiş imar planı içinde kalıp kalmadığı tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, sonrasında 2981 sayılı Kanun'un 10/c maddesi ve imar planı uygulama haritaları kapsamına göre mera olan taşınmazların 01.01.2003 tarihinden önce yerleşim yeri olarak işgal edilen yerlerden olup olmadığı resmi deliller toplanarak bu tarihe en yakın tarihlerde çekilen hava fotoğrafları bilirkişilere incelettirilerek saptanmalı, öte yandan meranın artık mera olarak kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunup bulunmadığı parsel bazında değil, imar planları ve ada bazında ziraatçi bilirkişiye incelettirilmeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 290. maddesi hükmü gereğince keşfi izlemeye olanak sağlayacak ve bilirkişi raporlarını denetlemeye yardımcı olacak sayıda fotoğraf çektirilerek dosyaya konulmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, belirtilen bu hususlar gözetilmeden, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi; kabule göre de, birleşen 1994/ 11... Esas sayılı dosyalarda Hazine tarafından 2 17... , 3 67... parseller lehine Hazine parseli aleyhine eksilme meydana geldiği iddiasıyla; birleşen 2014/4 Esas sayılı dosyada ... tarafından kendisine ait olduğunu belirttiği 218 parsel aleyhine 219 parsel lehine eksilme meydana geldiği iddiasıyla davanın açıldığı, dosyada bahsi geçen parsellerin tutanaklarının mevcut olduğu ve ancak İlk Derece Mahkemesince birleşen davaların reddine karar verildiği anlaşılmasına rağmen, birtakım parseller hakkında herhangi bir hüküm kurulmamış olması ve 2 17... parsel sayılı taşınmaz Hazine adına tespit edildiği halde hükümde tespit gibi ... Belediyesi adına tapuya tesciline karar verilerek hükümde çelişki yaratılması dahi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına hükmetmek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.