Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2024/5629 E. 2026/90 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/623 Esas, 2023/912 Karar

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı ... Kadastro Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde; Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 64... parsel sayılı taşınmazı babasının 1963 yılında satın aldığını, babasının ölümüyle taşınmazın zilyetliğinin kendisine geçtiğini, ancak yörede 2012 yılında yapılan kadastro çalışmalarında hatalı olarak taşınmazın belediye adına tescil edildiğini, bu tescilin yanlış olduğunu açıklayarak, taşınmazın adına tescilini talep etmiş, yargılama sırasında 24.5.2013 tarihli duruşmada, 2 64... parsel sayılı taşınmazın dava dilekçesinde sehven bildirildiğini, dava konusu alanın bu taşınmazın yanında bulunan alan olduğunu beyan etmiş, İlk Derece Mahkemesince dava konusu alan keşfen belirlenmiş, sözkonusu alana ilişkin olarak tutanak düzenlenmediğinin ve tescil harici alanda kaldığının anlaşılması üzerine davanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili; davanın reddiyle dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 02.09.2015 tarihli ve 2013/465 Esas, 2015/391 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne; Sakarya ili ... ilçesi ... Beldesi ... Mahallesinde yer alan fen bilirkişisi ...'ün 18.12.2013 tarihli raporunun ekinde yer alan krokide sınırları gösterilerek (A) harfi ile belirtilen ve 2.693,03 m² yüzölçümünde olan dava konusu yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.04.2021 tarihli ve 2020/4281 Esas, 2021/3057 Karar sayılı ilamı ile, dava konusu alanın orman vasfında olup olmadığı ve davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındaki araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu taşınmazın evveliyatının orman vasfında olduğu, evveliyatı orman olan yerlerin zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A.Temyiz Sebepleri

Davacı ... temyiz dilekçesinde; eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, dava konusu taşınmazın orman vasfını yitirdiğini, taşınmazın elli yılı aşkın süredir zilyetliklerinde bulunduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman vasfında olup olmadığı, değilse taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

Her ne kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından, dava konusu taşınmazın evveliyatının orman vasfında olduğu, evveliyatı orman olan yerlerin zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.

Bilindiği üzere orman kadastrosu yapılıp kesinleşen yerlerde, dava konusu taşınmazın orman sınırı içine alınıp alınmadığı, diğer bir ifadeyle orman kadastrosunda taşınmaz hakkında işlem yapılıp yapılmadığı, orman kadastrosuna dair çalışma tutanaklarının ve kesinleşen orman kadastro haritalarının yöntemine uygun şekilde incelenmesi ve uygulanmasıyla belirlenir.

Somut olaya gelince; orman ve jeoloji mühendisleri tarafından hazırlanarak dava dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaza ilişkin 1969, 19 92... tarihli hava fotoğrafları incelenmiş ve taşınmaz üzerinde sıra halinde dikili fındık bahçesi olduğu, orman örtüsü bulunmadığı belirtilmiş, yine aynı raporda taşınmazın 19 52... tarihli memleket haritalarında çalılık rumuzu içeren yeşil alanda, 19 97... tarihli memleket haritalarında ise meyvelik alanda kaldığı belirtilmiş ve İlk Derece Mahkemesi tarafından ise memleket haritalarındaki tespitler esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dava konusu alanda 1951 yılında 3116 sayılı Orman Kanununa (3116 sayılı Kanun) göre yapılan tahdide, 1990 yılında yapılan, aplikasyon ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulamasına ilişkin belgeler dosyaya eksiksiz olarak getirtilip incelenmemiş, aynı şekilde Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasında dava konusu alana ait 1950, 1970, 1971, 19 72... tarihli hava fotoğraflarının bulunduğu anlaşılmasına rağmen sadece 1969, 19 92... tarihli hava fotoğrafları incelenmiş, ayrıca hava fotoğraflarının jeodezi ve fotogrametri mühendisi tarafından incelenmesi gerekirken orman ve jeoloji mühendisi bilirkişilerin incelemesiyle yetinilmiştir.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesi tarafından öncelikle, dava konusu taşınmaza ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğraflarıyla Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle tüm hava fotoğrafları, 1951 yılında 3116 sayılı Kanun'a göre yapılan tahdide, 1990 yılında yapılan aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulamasına ilişkin tüm belgeler, dava konusu taşınmaza komşu parsellerin tespit tutanaklarıyla varsa tespitlerine esas alınan tapu kayıtları ve tesislerinden itibaren tüm tedavülleri dosyaya eksiksiz olarak getirtilmeli, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile orman mühendisi, ziraat mühendisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla keşif yapılmalı, taşınmazın orman tahdit ve aplikasyon haritalarına göre konumu net olarak belirlenmeli, 3116 sayılı Kanun'a göre yapılan tahdidin seri bazda yapıldığı ve taşınmazın tahdit içinde ya da tahdit hattına sınır şekilde tahdit dışında olduğunun tespit edilmesi halinde tahdide değer verilmeli, taşınmaz tahdit hattına sınır değilse ve tahdit dışında ise o zaman az yukarıda açıklanan şekilde temin edilen hava fotoğraflarına göre taşınmazın niteliği belirlenmeli, taşınmazın orman vasfında olmadığının tespit edilmesi halinde ise, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasındaki mevcut ve doğabilecek çelişkiler usulen giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişisinden, taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak suretiyle, dava konusu taşınmazın sınırını ve niteliğini, taşınmazda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; tahdit tutanaklarında davacı tarafın kullanımına ilişkin bilgiye yer verilip verilmediği incelenmeli; teknik bilirkişiden, yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırları gösterir, keşfi takibe ve bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli krokili rapor düzenlemesi istenilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

İlk Derece Mahkemesince, bu yönler göz ardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§