Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2024/5547 E. 2026/7 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2022/46 E., 2023/75 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 2 34... ve 73 parsel sayılı sırasıyla 4.174,19 m² ve 1.149,91 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu oldukları belirtilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.

2. Davacı ... 30.01.2012 tarihli dava dilekçesinde; ... Beldesi ... Mahallesi sınırları içinde kalan kadastro tespit harici yaklaşık 6 dönüm yerin tarafından imar-ihya edilip 1975 yılından beri kullanıldığını belirterek, taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2014 tarihli ve 2014/181 Esas, 2014/481 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkiinde bulunan 18.07.2014 tarihli fen bilirkişisi raporu ve ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen kısım açısından açılan davanın reddine, (B) harfi ile pembe renkle gösterilen 1.149,90 m²lik kısmın davacı ... adına tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili, davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.02.2020 tarihli ve 2017/7751 Esas, 2020/497 Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğu gibi yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da hükme yeterli değildir. Şöyle ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/3. maddesi uyarınca, tescil davaları Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılmalıdır. 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı ... İlde ... Belediyesi Ve ... İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6360 sayılı Kanun) 1/2. maddesi ile ... Belediyesinin sınırları il mülkî sınırları olarak genişletilmiş; bu sınırlar içinde kalan köy ve beldelerin tüzel kişilikleri sona ererek bağlı bulundukları ilçe belediyelerine mahalle olarak katılmışlardır. Bu nedenle, büyükşehir sınırları içinde yer alan ... Beldesinin tüzel kişiliği sona ermiş olup, 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası uyarınca, yerine, bağlı bulunduğu ... ilçe Belediye Başkanlığı geçmiştir. Bu durumda, 5216 sayılı Kanun hükümleri ve 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, ... Beldesinin bağlı bulunduğu ... ve ... Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde ... davaya dahil edilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur. Taraf sıfatı 6100 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olup istek olmasızın re'sen gözetilmelidir.

Mahkemece çekişmeli taşınmazın 18.07.2014 tarihli fen bilirkişisi raporunda sarı renkle (A) harfi ile gösterilen kısmın öncesinde makilik ve çalılık alan olması ve eğiminin %12'den fazla bulunması (doğal hali ile eğimin %25, davacı tarafça yapılan teraslama sonucunda %15-20 eğimin mevcut bulunması) göz önünde bulundurulduğunda yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince (A) harfi ile gösterilen kısmın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından bu kısmın zilyetlikle edinilmesinin söz konusu olamayacağı anlaşılmış, bu sebeple bu kısma yönelik talebin reddine, aynı fen bilirkişi raporunda pembe renkle (B) harfi ile gösterilen kısma yönelik zilyetlik şartlarının gerçekleşmiş olması, davacı tarafça taşınmazın bu kısmının imar ve ihya edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ise de, mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.

Şöyle ki; dava, 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkin olup; dava edilen taşınmazın bulunduğu yerde yapılan genel arazi kadastrosunda taşınmazın tapulama dışı kalma sebebi ve çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan kadastronun 1967 yılında kesinleştiği, davacının taşınmazın dava tarihinden 30-35 yıl öncesinde imar-ihya ile sonraki zilyetliğe dayandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece çekişmeli taşınmazın koruma alanında bulunduğu bildirilen Manavgat barajının hangi tarihler arasında yapıldığı ve taşınmazın tamamen/kısmen koruma alanına alınma tarihi araştırılmamıştır. Ayrıca, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise imar planı içinde kalıp kalmadığı, imar planının kesinleşme tarihi, idarece ecrimisil tutanağı düzenlenip düzenlenmediği, kamuya tahsis edilip edilmediği araştırılmamıştır. ...Kabule göre de; davalı Hazine vekili 05.03.2012 tarihli dilekçe ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep ettiğinden, mahkemece davalı Hazinenin 4721 sayılı Kanun'un 713/6. maddesi gereğince istemde bulunduğu karşı tescil talebi hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru değildir." gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

Dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların 1958 yılı uçuşlu hava fotoğrafında makilik halde ve kullanımsız vasıfta olduğu, imar ve ihya edilmediği, 1963 yılı tanzimli memleket haritasında dava konusu taşınmazların yeşil fonda maki ve iğne yapraklı ağaç simgesi ile işaretli alanda kaldığı, 1983 yılı tanzimli meşcere haritasında ÇBÇZ rumuzuyla işaretli bozuk kızıl çam meşceresi olarak ayrılan alanda kaldığı ve klizimetre ile yapılan ölçümde taşınmazların eğiminin %25 nispetinde olduğu ve ayrıca taşınmazların orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığından orman sayılan yerlerden olduğu, bu haliyle; her ne kadar dava konusu taşınmazlar 1982 yılı hava fotoğrafında zirai kullanımlı ve imar ve ihya edilmiş ise de evveliyatı orman olan bir yerin mülkiyetinin kazanılamayacağı ve eldeki davanın 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince re'sen araştırmaya tabi olduğu gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 2 34... ve 73 parsel sayılı taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan bilirkişi raporu ile Kadastro Mahkemesine sunulan bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, yapılan itirazların karşılanmadığını, (A) ve (B) ile gösterilen iki parselin eğim durumunun aynı olmadığını ve birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, eğimin tek başına bir taşınmazın orman sayılmasını gerektirmeyeceğini, bu nedenle dava konusu parsellerin, bilirkişiler tarafından ayrı ayrı; eğim, erozyon, taşkınların önlenmesi ve su veriminin arttırılması yönlerinden bir bütün olarak değerlendirilmesi ve bütün bu şartların birlikte aranarak orman olup olmadığı yönünde tespit yapılması gerekirken yapılmamış olması ve yerel mahkemenin rapor doğrultusunda karar vermesinin yerinde olmadığını, dava konusu taşınmazların, teknik bilirkişi ...'ın raporunda belirtildiği gibi, ilk tesis kadastro çalışmaları sonucunda "tapulama harici" alanda bırakıldığını ve bu tespitin 17.02.1967 tarihinde kesinleştiğini, geçmişi itibariyle orman olmadığı için kesinleşmiş orman tahdit sınırlarının dışında bırakıldığını, çevresinde bulunan tüm taşınmazların orman dışına çıkarıldığını ve zilyetleri adına tapulandığını, bu hususların bilirkişiler tarafından ve yerel mahkeme tarafından göz ardı edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemenin eksik inceleme sonucu karar verdiğini, taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline dair kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, tarla vasfıyla Hazine adına tespiti gerektiğini, taşınmazın orman özelliği taşımadığını, gerek eğim gerek toprak muhafaza karakteri bakımından gerekli incelemenin yapılmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman vasfında olup olmadığı ve taşınmazlar üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§