Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2024/5242 E. 2026/118 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2018/9 E., 2024/113 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili, davalı ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Kullanım kadastrosu sırasında, Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan temyize konu 32 33... parsel sayılı 4.955.35 metrekare ve 32 34... parsel sayılı 851,96 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, 32 33... parsel sayılı taşınmazın ... ve ...’in, 32 34... parsel sayılı taşınmazın ise ...'in fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak Hazine adına tespit edilmiştir.

2. Asıl dosyada davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 32 33... parsel sayılı taşınmazın müvekkilleri olan davacıların murisi ...’dan intikal ettiğini ve tüm mirasçıların hak sahibi olduğunu öne sürerek, muris ... mirasçıları adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.

3. Birleşen dosyada davacı ... vekili dava dilekçesinde; Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 32 34... parsel sayılı taşınmazda adlarına eşit olarak kullanıcı şerhi verilmesini ve hatalı yazılan soyadının düzeltilmesini talep etmiştir.

4. Asli müdahil ... vekili 21.02.2023 tarihli dilekçesinde; dava konusu 32 34... parsel sayılı taşınmazın 251,96 metrekarelik ve 32 33... parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 800,00 metrekarelik kısımlarının müvekkili olan asli müdahilin kullanımında olduğunu öne sürerek, bu bölümde asli müdahil lehine kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar cevap dilekçesi ibraz etmemişler, yargılama sürecindeki beyanlarında, dava konusu taşınmazın davacılar ile ortak murislerinden intikal etmediğini, fiilen müvekkillerince kullanıldığını öne sürerek davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 07.05.2014 tarihli ve 2010/653 Esas, 2014/78 Karar sayılı kararıyla, "dava konusu 32 33... parsel sayılı taşınmazın fiili durum itibarıyla üzerinde 11 adet aşılı zeytin ağacı, 28 adet delice zeytin ağacı bulunduğu, yüzeyin otlu çalı formundaki bitkilerle kaplı olduğu, taşınmazın içerisinde yer yer sabit kayaların bulunduğu, eğiminin % 50-55 civarında olduğu, delice niteliğindeki zeytin ağaçları aşılanıp mahsuldar hale getirilmedikçe taşınmazın zeytinlik vasfında olduğunun kabul edilemeyeceği, uygulamaya göre bu neviden taşınmazların eylemli orman olarak kabulünün gerektiği" gerekçesiyle, asıl dosyada davacıların davasının reddine, dava konusu 32 34... parsel sayılı taşınmaz yönünden sübut bulmayan birleşen dosyada davacı ...'in davasının reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl davanın davacıları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.12.2017 tarihli ve 2015/14307 Esas, 2017/8631 Karar sayılı ilamıyla, "ziraat bilirkişi raporunda dava konusu 33 23... parsel sayılı taşınmazın verimli zeytinlik niteliğinde olduğunun belirtildiği, orman bilirkişi raporunda ise taşınmazın eylemli orman olduğuna dair bir tespit bulunmadığı açıklanarak, doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle tarafların ortak miras bırakanı ...’ın veraset ilamı getirtilerek dosyanın tamamlanması, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ve tespit bilirkişileri huzuruyla yeniden keşif yapılması, yapılacak olan keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, öncesinin kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın muris ...’dan mı intikal olduğu yoksa davalıların kendilerinin mi ormandan açtığı, açma var ise ne zaman yapıldığı, bu tarih itibarıyla murisin hayatta olup olmadığı, maddi olaylara dayalı olarak sorulması, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki olduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenmesi, fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli kroki ve ayrıntılı rapor düzenlettirilmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

2. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "dava konusu 32 33... parsel sayılı taşınmazın kök muris ...'un sağlığında kulanımında olduğunun somut delille kanıtlanamadığı, taşınmazın bir kısmının tespit tarihinde asli müdahil ... tarafından ihya edilerek kullanıldığının anlaşıldığı, ...'in müdahale talep ettiği 32 34... parsel sayılı taşınmaz yönünden verilen hükmün temyiz edilmemiş olması nedeniyle kesinleştiği, anılan taşınmaz yönünden devam eden bir yargılama bulunmadığından katılma yoluyla talepte bulunulamayacağından 32 34... parsel sayılı taşınmaz yönünden hüküm kurulmasının gerekmediği" gerekçesiyle davacıların davasının reddine, asli müdahil ...'in davasının kabulüne, fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 521,43 metrekarelik kısmın dava konusu 32 33... parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile aynı ada son parsel numarası verilerek tarla vasfıyla Hazine adına tesciline ve beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkartılmıştır. Bu taşınmaz, ...'in kullanımındadır." şerhinin yazılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; tanık beyanlarından dava konusu taşınmazın muris ...'ın tapulu taşınmazı ile birlikte muris tarafından kullanıldığının anlaşıldığı halde tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, keşfin bozma ilamına uygun yapılmadığını, tanıklarının dinlenmediğini, tarafsız mahalli bilirkişilerin seçilmediğini, tanık ve mahalli bilirkişilerin yaşları itibarıyla murislerinin kullanımını bilemeyeceklerini, taşınmaz içinde bulunan 50 yaşın üzerindeki 10 adet zeytin ağacının murislerinin sağlığında dikildiğini, dinlenen tanığın müvekkili ... adına açma yaptığı beyanının dikkate alınmadığını, uzun süreli kullanımın zilyetliğe karine olmadığını, dosya içerisindeki bilirkişi raporlarına aykırı karar verildiğini öne sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; ...'in Yargıtayın bozma kararından sonra davaya müdahil olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, dava konusu taşınmazda asli müdahilin fiili kullanımının bulunmadığını, asli müdahilin talepte bulunduğu 32 34... parsel sayılı taşınmaz yönünden verilen ret hükmünün taraflarca temyiz edilmemiş olması nedeniyle kesinleştiğini, bu nedenle 32 34... parsel sayılı taşınmaz yönünden asli müdahilin davasının reddedilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek şartıyla 32 33... parsel sayılı taşınmaz yönünden asli müdahilin 800,00 metrekarelik kısım için talepte bulunduğu değerlendirilerek davanın kısmen kabul edilmesi ve müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini öne sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; ...'in Yargıtayın bozma kararından sonra davaya müdahil olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını ve askı ilan süresi içerisinde itirazda bulunmadığını, asli müdahil ve davalı sıfatının aynı kişide birleşemeyeceğini, verilen hükmün ziraat bilirkişi raporuna uygun olmadığını, ziraat raporunda belirtilen aşılama yaşına göre aşılamanın davanın açıldığı tarihten sonraya ait olduğunu öne sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava, kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu 32 33... parsel sayılı taşınmazın kullanım kadastro tespit tarihi itibariyle kullanıcısının kim olduğu ve 32 34... parsel sayılı taşınmaz yönünden müdahale talep eden ...'in talebi hakkında hüküm kurulması gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.

1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamın uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalı ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 32 33... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının tespit tarihinde asli müdahil ... tarafından ihya edilerek kullanıldığı gerekçesiyle, fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 521,43 metrekarelik kısmın dava konusu 32 33... parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile aynı ada son parsel numarası verilerek tarla vasfıyla Hazine adına tesciline ve beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkartılmıştır. Bu taşınmaz, ...'in kullanımındadır." şerhinin yazılmasına karar verilmişse de, verilen bu karar dosya kapsamına uygun değildir.

Şöyle ki; mahallinde 14.11.2023 tarihinde yapılan keşif sonucu dosyaya sunuluna ziraat bilirkişisinin raporunda ve dahi hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında, dava konusu 32 33... parsel sayılı taşınmazın üzerinde, kök yaşı 70, aşı yaşı ise 60... adet zeytin ağacının ve 28 adet değişik yaşlarda delice ağacının bulunduğu belirtilmiş olmasına rağmen, mahallinde 05.10.2023 tarihinde yapılan keşif sonucu dosyaya sunulan 16.12.2023 tarihli ziraat bilirkişisi raporunda, dava konusu 32 33... parsel sayılı taşınmazın 521,43 metrekarelik kısmında kök yaşı 15 - 16, aşı yaşı ise 12- 13... adet zeytin ağacının bulunduğu belirtilerek raporlar arasında bu yönde çelişki oluşturulduğu halde bu çelişki üzerinde durulmamış ve 19.12.2022 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli 2009 tarihli uydu görüntüsünde dava konusu taşınmazın kuzey kısmının seyrek ağaçlıklı, 2011 tarihli uydu görüntüsünde ise aynı alanın daha sık ağaçlıklı olduğu görülmüştür.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, bozma öncesi alınan ziraat bilirkişi raporunda dava konusu 32 33... parsel sayılı taşınmazın tamamı üzerinde bulunan aşılı zeytin ağacının sayısı 11 ve aşı yaşı 60 olduğu tespit edilmişken, bozma sonrası alınan ziraat bilirkişi raporunda dava konusu 32 33... parsel sayılı taşınmazın 521,43 metrekarelik kısmı üzerinde 14 adet aşı yaşı 12-13 olan zeytin ağacının bulunduğunun tespit edilmesi ve bozma sonrası alınan raporda tespit edilen ağaçların 2010 - 2011 yıllarında aşılandığının anlaşılmış olması karşısında, asli müdahil ... adına kullanıcı şerhi verilen 521,43 metrekarelik taşınmaz bölümünde kullanım kadastrosu tespit tarihi olan 08.03.2010 tarihi itibarıyla asli müdahil ...'in fiili kullanımının ispatlanamadığı gözetilerek, asli müdahil ...'in davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,

Davalı ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§