Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2024/4713 E. 2024/6110 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/203 E., 2024/7 K.

KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki tapu iptal tescile ilişkin açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, kadastro öncesi zilyetlik iddiasına dayalı olarak açılan tapu iptali tescil davasıdır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 13.08.1999 tarihinde kesinleşen tesis kadastrosu ve 14.11.2017-13.12.2017 tarihleri arasında ilan edilen 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a uygulama kadastrosu çalışması bulunmaktadır.

Davacı vekili; Çankırı ili ... ilçesi ... köyü 108 ada 4 parselin davacı adına kayıtlı olduğunu, davalı ... kişiliğin ise 108 ada 5 parsel malikleri olduğunu, ... köyünde yenileme çalışmaları yapıldığını, 108 ada 4 parselin içerisinde kalan bölümün yenileme tespiti sırasında da davalı adına tescil edilmesinin hatalı olduğunu, bu yerin müvekkilinin atasından dedesinden kalan 100 yıllık yer olup, üzerinde cevizler ve sögütler olan ve belli sınırlar içerisinde kullanılan bir yer olduğunu, imar ve ihya yapıldğını, köy halkının da bu durumu bildiğini, gerektiğinde kullanıma ilişkin hava fotoğrafları da dosyaya kazandırıldığında bu durumun ortaya çıkacağını belirterek davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı keşfen ve zeminde tespit edilecek şekilde kullanma sınırlarına göre belirlenen yüzölçümünün davalıya ait taşınmazdaki kısmı oranında tapusunun iptaline ve müvekkili adına kayıtlı Çankırı ili ... ilçesi ... köyü 108 ada 4 parselde ilavesine ve müvekkil adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Yapılan yargılama sonunda Çankırı Kadastro Mahkemesince; davanın reddine, çekişmeli 108 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespiti gibi tesciline karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 03.02.2022 tarih ve 2021/3796 Esas, 2022/733 Karar sayılı ilamıyla '' ... dava konusu taşınmazların tesis kadastrosunun 13.08.1999 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Kesinleşen tutanaklar hakkında açılan davalara bakma görevi Kadastro Mahkemesine değil, Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Mahkemece öncelikle mülkiyete ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesinde görülecek davanın sonucu beklenmeli, ardından harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.'' gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Çankırı Kadastro Mahkemesince davacının 108 ada 5 parsele yönelik mülkiyete ilişkin talebi tefrik edilerek, 24.08.2022 tarih ve 2022/19 Esas, 2022/28 Kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya Asliye Hukuk Mahkemesince esasa alınarak yargılamaya devam olunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince; iş bu taşınmazın tapu ve kadastro kayıtlarının incelenmesinden ilk tesis kadastrosunun 13.08.1999 tarihinde kesinleştiği, iş bu davanın 08.12.2017 tarihinde açıldığı, 402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesi hükmü kapsamında kadastro öncesi hakka dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında sınırlandırma ve tespitlerin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık dava açma hak düşürücü süresinin geçtiği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü süreden davanın reddedilmesiyle müvekkilinin hak kaybına uğradığını, yapılan keşifte müvekkilinin taşınmazı kullandığının tanık beyanları ile teyit edildiğini, sınırın yanlış çekildiğini, taşınmazın müvekkilinin dedesinden bu yana kullanıldığını, bu hususlar dikkate alınarak verilen kararının bozulmasını talep etmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§