"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/60 E., 2023/76 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalılar ... vekili, ... vekili ve Hazine vekilinin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; adı geçenlerin önceki hükme yönelik tüm temyiz itirazları Dairemizin önceki tarihli (16.09.2021 tarihli ve 2021/9909 Esas, 2021/9094 Karar sayılı) kararı ile reddedilerek hükmün davalılar ... vekili, ... vekili ve Hazine vekili yönünden kesinleşmiş olmasına göre, adı geçenlerin temyiz dilekçelerinin bu nedenle reddine; davacı ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 1966 yılında yapılan kadastro sırasında, Ankara ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 76 parsel sayılı 464.400,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tespit gününde genel mahkemede dava konusu olduğundan bahisle malik hanesi açık bırakılarak tespit edilmiştir.
2. Davacılar ... Köylüleri ... ve ... (...) soy isimli kişiler tarafından Hazine adına toprak tevzi çalışmaları sonucunda oluşan tapu kayıtlarının iptali istemiyle açılan dava; davacılar ... ve arkadaşları tarafından ... aleyhine açılan tapulu taşınmaza vaki müdahalenin men'i davaları, yörede kadastro çalışmalarının başlaması nedeniyle Kadastro (Tapulama) Mahkemesine aktarılmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; dava konusu taşınmazın 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu uyarınca oluşturulan tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı ve taşınmazlar üzerinde iktisap sağlayıcı zilyetliğin bulunmadığını ileri sürerek, Hazine adına tescilini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.12.1997 tarihli ve 1978/148 Esas, 1997/36 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ..., varisleri, ... varisleri, ... varisleri, müdahil davacı ... ve arkadaşları, müdahil ... ve arkadaşları, müdahil ... varisleri, müdahil ... ve arkadaşları ve davalı Hazine tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 31.03.1998 tarihli ve 1998/677 Esas, 1360 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 26.11.1998 tarihli ve 1998/8 Esas, 1998/37 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı Hazine, ... mirasçıları, ... mirasçıları, ... mirasçıları, ... varisleri ve arkadaşları, ... varisleri, ... ve ... varisleri, ... ve arkadaşları, ... ve arkadaşları, ... ve arkadaşları tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 23.03.1999 tarihli ve 1999/535 Esas, 1999/976 Karar sayılı ilamı ile "...bozma ilamına uyulduğu, bozma ilamına uyulmakla ilgili taraf yararına usuli müktesep hak oluşacağı, bozmaya uyan Mahkemenin daha sonra ısrar niteliğinde karar veremeyeceği gibi bozma gereklerini eksiksiz biçimde yerine getirmek zorunda olduğu, hal böyle olunca Dairenin 31.03.1998 tarihli ve 1998/677 Esas, 1360 Karar sayılı bozma ilamı uyarınca araştırma ve inceleme yapılması..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2002 tarihli ve 1999/4 Esas, 2002/5 karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ..., ..., ..., ... varisleri ve davalı Hazine tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.10.2002 tarihli ve 2002/10104 Esas, 2002/10521 Karar sayılı ilamı ile "... Bozma ilamına uyulduğu halde gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, İlk Derece Mahkemesince ... ile ... köylülerine ait taşınmazlar arasındaki ortak sınırın doğru olarak belirlendiğinden, ortak sınırla ilgili temyiz itirazlarının yerinde olmadığı açıklanarak dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede 4723 sayılı Kanun uyarınca yapılan çalışmalar sonucunda düzenlenen belirtmelik tutanaklarının tümünün getirtilerek mahallinde yeniden yöntemince yapılacak keşifte dayanak tapu ve vergi kayıtlarının uygulanması, uygulama sırasında kayıtlarda geçen "taşlı iniş", "pınar", "çeşme" v.b. sınırların nokta sınır olup bu kayıtlara itibar edildiği takdirde bu sınırlar gayri sabit olduğundan miktarlarına değer verilmesi, kayıt malikleri ile davanın tarafları arasındaki hukuki ilişkinin ortaya konulması, kayıtların başka parsellere revizyon görüp görmediğinin de araştırılması..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 29.05.2003 tarihli ve 2003/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı kararı ile müdahiller ... mirasçıları ile ... mirasçıları ve arkadaşlarının davalarının reddine ve diğer davacıların davalarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili, davacı ... ve arkadaşları, müdahiller ... mirasçıları ile ... mirasçılarının vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.01.2004 tarihli ve 2003/9034 Esas, 2004/1255 Karar sayılı temyiz, 06.07.2004 tarihli ve 2004/4416 Esas, 2004/9105 Karar sayılı karar düzeltme ilamları ile "...bir kısım tarafların temyiz itirazlarının İlk Derece Mahkemesince verilen önceki tarihli hükmü temyiz etmediklerinden reddine, dava konusu 94 parsel sayılı taşınmaza uygulanan kayıtların değişebilir sınırlı olup komşu 93... parsellere revziyon görüp miktarları itibarıyla geçerli olmakla birlikte kaydın miktarından 8 dönüm eksik belirlendiği, bununla birlikte 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun (766 sayılı Kanun) değişiklikten önceki 33. maddesi uyarınca kişilerin zilyetlikten 100 dönüm elde edebileceği göz önüne alınarak, dava konusu 94 parselin toplam 108 dönümünün ifrazen hükümde gösterilen kişiler adına, geri kalan bölümünün ise Hazine adına tesciline karar verilmesi; yine 96 parselin zilyetlikten 100 dönümünün ifrazen kararda yazılı kişiler adına, geri kalan bölümünün ise Hazine adına tesciline karar verilmesi, dava konusu 100 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi, dava konusu 76 parsel sayılı taşınmazda kişilerin dayandıkları vergi kayıtlarının değişebilir sınırlı olup toplam miktarlarının da 42.000 m² olduğu ve 766 sayılı Kanun'un değişiklikten önceki 33. maddesi uyarınca kişilerin zilyetlikten de 100 dönüm elde edebileceği dikkate alınarak dava konusu taşınmazın toplamda 142.000 m²lik bölümünün, taşınmazın evveliyatının ...'ndan mı yoksa lehine hüküm kurulan kişilerin iddia ettiği gibi ...'den mi geldiği hususunda tarafların tüm delilleri toplanarak bundan sonra belirlenecek olan malikleri adına tesciline, bakiye bölümünün ise Hazine adına tesciline karar verilmesi, dava konusu 62 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, davacıların dayandığı tapu ve vergi kaydının kapsamının Polatlı Kadastro Mahkemesinin 1980/37 Esas ve 1998/52 Karar sayılı kesinleşen kararı ile kapsamının belirlendiği ve teknik bilirkişi ... tarafından düzenlenen 01.11.1977 tarihli krokiye dayanarak hüküm kurulduğu, kesinleşen bu ilam ve dayanağı olan krokinin kayıt kapsamları yönünden güçlü delil niteliğinde olduğu, bu kroki esas alındığında dava konusu 62 sayılı parselin krokide (A) harfiyle gösterilen 419.600 m²lik bölümünün kayıt kapsamlarında kaldığının anlaşıldığı, yine kişilerin 766 sayılı Kanun'un değişiklikten önceki 33. maddesi uyarınca zilyetlikten de 100 dönüm elde edebileceği, ancak dava konusu 62 parsel ile komşusu 61 parselin bir bütün olup (zilyetlikten elde edilebilecek 100 dönümün) 18.750 m²si 61 parselden verildiğine göre, bakiye 81.250 m²nin (62 parselden) zilyetliğe dayalı olarak kişilere verilmesi açıklanarak, yine bu 62 sayılı parsel bakımından da, taşınmazın evveliyatının ...'ndan mı yoksa lehine hüküm kurulan kişilerin iddia ettiği gibi ...'den mi geldiği hususunda tarafların tüm delilleri toplanarak varılacak sonuca göre 62 parselin toplam (taşınmazda kayıt kapsamı olan 419.000 m² ve zilyetlikten elde edilebilecek bakiye 81.250 m²si) 500,850 m² miktarındaki bölümünün güneyden ifrazı ile kişiler adına ve bakiye bölümünün ise Hazine adına tesciline karar verilmesi" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bozma ilamı sonrasında davaya konu taşınmazlar hakkındaki dava dosyası İlk Derece Mahkemesinin 2005/8 Esas numarasına kaydedilmiş; akabinde bunlardan 76- 96... parseller yönünden dava tefrik edilerek 2005/9 Esas numarasına kaydedilmiş; davaya konu 62... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise İlk Derece Mahkemesince verilen önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.12.2006 tarihli ve 2006/16-755 Esas, 2006/815 Karar sayılı kararı ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiş, akabinde yine 62, 76, 94, 96... parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davalar birleştirilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2019 tarihli ve 2013/25 Esas, 2019/31 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1.706.693,65 m² yüzölçümlü eski 62 (yeni 6 32... parsel) sayılı taşınmazın fen bilirkişileri ... ve ... tarafından düzenlenen 01.10.2018 tarihli raporda ek krokide (A) harfiyle gösterilen 500.850,00 m² yüzölçümündeki bölümünün, hükümde isimleri yazılı olan ... ve diğer 161 kişi adına paylı mülkiyet şeklinde; krokide (B) harfiyle gösterilen 1.205.843,65 m²sinin ise müstakilen Hazine adına, 459.574,65 m² yüzölçümlü eski 76... ada 1 parsel sayılı taşınmazın aynı rapor ve ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 142.000,00 m² yüzölçümündeki bölümünün, ... ile diğer 104 kişi adına hükümde gösterilen paylarla; aynı rapor ve krokide (B) harfiyle gösterilen 317.574,65 m²lik bölümünün müstakilen Hazine adına, 697.899,34 m² yüzölçümlü eski 94... ada 1 parsel sayılı taşınmazın hükümde gösterilen hisselerle (... oğlu) ...'nun mirasçıları ve Hazine adına, 435.961,51 m² yüzölçümlü eski 96... ada 1 parsel sayılı taşınmazın aynı rapor ve eki krokide (A) harfiyle gösterilen 100.000 m²lik bölümünün (... oğlu) ...'nun mirasçıları adına, (B) harfiyle gösterilen 335.961,51 m²lik bölümünün ve dava konusu 100 parsel sayılı taşınmazın tümünün Hazine adına tesciline, tespit tarihinden sonra satın almaya dayanan müdahillerin davalarının görevsizlik nedeniyle reddine ve talep halinde dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... vekili, ... vekili, ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili, ... mirasçıları ... ve arkadaşları ile mirasçı ..., ... mirasçısı ... vekili, ... ve ... mirasçıları ... ve arkadaşları ile ... mirasçısı ... vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... vs. vekili, ... mirasçısı ... vekili, Hazine vekili, müdahil ... vekili, müdahil ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili ve ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 16.09.2021 tarihli ve 2021/9909 Esas, 2021/9094 Karar sayılı ilamı ile "... Dava konusu 62 (yeni 6 32... parsel), 94 (yeni 5 98... parsel), 96 (yeni 5 97... parsel) ve 100 parsel sayılı taşınmazlara yönelen tüm temyiz itirazlarının reddine, dava konusu 76 (yeni 6 41... ) parsel sayılı taşınmaz yönünden ise ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının ise İlk Derece Mahkemesince hükmüne uyulan bozma ilamında, dava konusu 76 parsel sayılı taşınmazın, davacılar ... ve arkadaşlarınca ...'ndan kaldığının ileri sürüldüğü, adlarına tescil kararı verilenlerin ise taşınmazın ...'den değil anneleri ...'den kaldığını ileri sürdüklerine işaret edilerek, taşınmazın evveliyatının hangisine ait olduğunun araştırılmasının istendiği ve bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu taşınmazın ... terekesine ait olduğu belirlendiği, ne var ki; İlk Derece Mahkemesince, doğru olarak, dava konusu taşınmazın ...’den kaldığı kabul edilmesine ve dava konusu taşınmazda ...'nun diğer mirasçıları adına tescil kararı verilmesine rağmen, ... mirasçısı olan ... mirasçılarına pay verilmemiş olmasının isabetsiz olduğu..." gerekçesiyle 76 parsel sayılı taşınmaz yönünden İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " 76 parsel sayılı taşınmazın muris ...'ndan kaldığı ispatlandığından bilirkişilerin sunmuş olduğu 04.05.2023 tarihli raporda ...'nun miras hissesi 01.10.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporu da dikkate alınarak yeniden hazırlanmış olup, bilirkişi raporunun denetime elverişli, doğru ve infazı kabil olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek kabul edilmiş ise de bozma hususu sadece ... mirasçılarından ...pay verilmemesine ilişkin olduğundan kararın ... ve arkadaşları açısından kesinleşmiş olduğu, talep etmiş oldukları ... mirasçıları ... mirasçılarından da olmadığı anlaşıldığından adlarına pay verilmediği..." açıklanarak dava konusu Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesi 459.574,65 m² yüzölçümlü eski 76... ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişileri ... ve ... tarafından düzenlenen 04.05.2023 tarihli raporada ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 142.000,00 m² yüzölçümündeki bölümünün, toplam 142.000,00 pay kabul edilerek hükümde gösterilen paylarla ve hükümde gösterilen kişiler (... ve diğerleri) adına tapuya tesciline, taşınmazın fen bilirkişileri ... ve ... tarafından düzenlenen 01.10.2018 tarihli raporda ekli krokide (B) harfiyle gösterilen 317.574,65 m² yüzölçümündeki bölümünün ise Hazine adına tapuya tesciline, tespit tarihinden sonra ve satın alma bedeli ile davaya katılan ... mirasçılarının eski 76 parsel yönünden davalarının görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, 94... parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 62 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının önceki tarihli imar planları kapsamında kaldığını, yine 96, 76... parsellerin önceki tarihli imar planları kapsamı dışında kalan kısımlarının da 2017 yılında yapılan 1/100.000 ölçekli imar parsellerine tekabül edebileceğinin tespit edildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesince kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, eski 94 parsel sayılı taşınmazın ... yol bağlantısına ilişkin imar planı ve buna istinaden hazırlanıp onaylanan parselasyon planı kapsamında kaldığını, dava konusu kadastro çalışmasına davalı Belediyenin herhangi bir dahili olmadığından kendileri yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesince kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; eski 76... ada 1 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 142.000,00 m² yüzölçümündeki bölümünün davalılar arasında pay edilmesine dair verilen karar usul ve kanuna aykırı olduğunu, yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesince kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
4. Davalı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde özetle; önceki kararın 76 parsel sayılı taşınmaz yönünden müvekkilleri lehine de bozulduğunu, İlk Derece Mahkemesince de bozma ilamına uyulmakla müvekkilleri lehine usuli müktesep hak oluştuğu halde son hükümle müvekkilleri lehine tapuya tescil kararı verilmediğini, müvekkilleri davalıların hisselerinin gözetilmediğini, müvekkillerinin tapulama tutanağında bahsi geçen ... mirasçıları olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
5. Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümde önceki Yargıtay bozma ilamı dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, Kök muris ... mirasçıları ... ve ...'nun dosyada bulunan miras taksim sözleşmeleri gereğince farklı taşınmaz aldıkları halde İlk Derece Mahkemesince tekrardan bu kişilere hisse verilmesinin hatalı olduğunu, kararın bu yönüyle hatalı olduğunu ve ... yönünden çelişki oluştuğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesince kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
6. Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde özetle; ...’nun terekesinin mirasçıları arasında taksim edilmediğini, 62 parsel sayılı taşınmaz bakımından verilen önceki tarihli kararlarda taşınmazların bazı bölümlerinin müvekkilleri ..., ..., ... adlarına tesciline karar verildiğini, 62 parselle ilgili Polatlı Kadastro Mahkemesinin 2010/1 (... Kadastro Mahkemesinin 2013/25) dosyada yapılan keşifte mahalli bilirkişi ve tanık ifadeleriyle de ...’nin babasından kendisine bir miras kalmadığı, dava konusu taşınmazın ... oğlu ...’ndan intikal ettiğinin bildirildiğini, artık; ...’nun babasından intikal eden dava konusu parselde hakkının olmadığını, bilirkişi raporunda ve kararda 1.706.693,65 m² miktarındaki 62, yeni 6 32... parselin ikiye ifrazı ile (B) harfli kısım 1.205.843,65 m²sinin ve 459.574,65 m² miktarındaki ... mirasçılarından da müvekkilleri dışındaki diğer kişilerin (geçerli olmasa da) kendi aralarında taksim yaptıklarını belirttiklerini, Buna göre 6 32... ve 6 42... parsellerin önceki bilirkişi raporu ve kararlar gibi bölümlere ayrılıp zilyetleri adına tescilinin gerektiğini; yani 76, yeni 6 42... parselin (B) harfi kısım 317.574,65 m² Hazineye verilmesinin hatalı olduğunu, 76, yeni 6 42... parselde müvekkillerin murisi ... ait 76/2,3,10 bölümlerin toplamının 111.556 m² olup müvekkilleri ..., ... mirasçıları, ...’ın mirasta hisselerinin 72/1440 olduğunu ve bunun 5.577'şer m²ye tekabül edip 1.727'şer m² verilmesinin hatalı olduğunu, 76 (yeni 6 42... ) parselde ... mirasçılarından 6 mirasçı adına tescile karar verildiği halde, ... adına tescile karar verilmemesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesince kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz niteliğinde olup önceki tarihli (28.03.2019 tarihli ve 2013/25 Esas, 2019/31 Karar sayılı) karar bakımından yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 16.09.2021 tarihli ve 2021/9909 Esas, 2021/9094 Karar sayılı kararı ile "... Dava konusu 62 (yeni 6 32... parsel), 94 (yeni 5 98... parsel), 96 (yeni 5 97... parsel) ve 100 parsel sayılı taşınmazlara yönelen tüm temyiz itirazlarının reddine..." karar verilmesi, akabinde de karar düzeltme itirazlarının reddedilmesi sonucunda anılan taşınmazlar yönünden karar kesinleşmiş olup, eldeki derdest davanın konusu olarak sadece 76 parsel sayılı taşınmaz kalmış olup bu kapsamda yapılan incelemede;
1. Davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup adı geçenler vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; adı geçenlerin temyiz itirazları, kesinleşen 62 parsel ile işbu davada derdest olan 76 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olup, yukarıda da ayrıntısı ile açıklandığı üzere İlk Derece Mahkemesince 62 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak verilen önceki tarihli hüküm, Dairemizin 16.09.2021 tarihli ve 2021/9909 Esas, 2021/9094 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğinden 62 parsele yönelen temyiz itirazlarının bu nedenle reddine, davaya konu 76 parsele yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, adı geçenler vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3. Davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlıkta temyiz kanun yoluna dair 1086 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden söz konusu kanun incelendiğinde usulî müktesep hakka ilişkin açık bir hükmün bulunmasa da usulî müktesap hak ilkesi, davaların uzamasını önlemek hukuki alanda istikrar sağlamak ve yargı kararlarına karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ilkelerinden biri haline gelmiştir. Bu ilke, özlü bir biçimde 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Umumi Heyeti Kararı ile açıklanmış olup işbu kararda da belirtildiği gibi, bozmaya uyulmakla bir taraf yararına "usulî müktesep hak" doğar.
Ancak usulî müktesep hak müessesesinin, özellikle kamu düzeni düşüncesi ile kabul edilmiş bazı istisnaları mevcuttur. Usul hukukunda Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş olan usulî müktesep ilkesine, yine Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş istisnalar bulunduğu, bu istisnalardan birisi de maddi hata sonucu verilmiş Yargıtay kararıdır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usulî müktesep hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı kararından dönmesi mümkündür.
Bu kapsamda yapılan değerlendirmede; hükmüne uyulan bozma ilamının "2. b)" bendinde tarafların 76 parsel sayılı taşınmaza ilişkin sair tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra "b.1)" bendinde ise açıkça "İlk Derece Mahkemesince, doğru olarak, dava konusu taşınmazın Sefer’den kaldığı kabul edilmesine ve dava konusu taşınmazda ...'nun diğer mirasçıları adına tescil kararı verilmesine rağmen, ... mirasçısı olan ... mirasçılarına pay verilmemiş olmasının..." isabetsiz olduğuna işaret edilerek, hükmün sadece bu nedenle bozulduğu, bu bozma nedenine göre, taraflardan sadece ... ve arkadaşları vekili ile ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne karar verilmesi gerekirken ilamda sehven "... ve arkadaşları vekilinin" de temyiz itirazlarının kabulüne ibaresine yer verildiği; ne var ki adı geçenlerin ... mirasçısı olmadıklarının İlk Derece Mahkemesince de doğru olarak belirlendiği ve Yargıtay ilamında yapılan bu maddi hatanın; lehine maddi hata yapılan tarafa usulî müktesep hak sağlamayacağının anlaşılmasına göre, adı geçenlerin temyiz itirazlarının ise bu nedenlerle reddine karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı ... ve arkadaşları vekilinin, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... ve arkadaşları vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının ayrı ayrı REDDİNE,
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalılar ... ve ...'na ayrı ayrı iadesine,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz eden davacı ... ve arkadaşları, ... ve arkadaşları ve davalı ... ve arkadaşlarından ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.