Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2024/4028 E. 2026/12 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2106 E., 2024/844 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2018/47 E., 2021/98 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Kadastro sırasında, Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 3975 parsel sayılı 2.921,87 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bir katlı yığma ev ve bahçesi vasfıyla ... oğlu ... adına tepit edilmiştir.

2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkinde bulunan 3975 parsel numaralı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesine göre kadastro çalışmaları neticesinde parselin davalı adına tespit gördüğünü, dava konusu parsel hakkında daha önce davalının murisi olan ... tarafından Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/497 Esas sayılı dosyası ile açılan tescil istemli davanın takip edilmemesi sebebi ile açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davaya konu 3975 parsel numaralı taşınmaz kadastro çalışmaları sırasında her ne kadar davalı ... adına tespit görmüş ise de davalı ...'in taşınmazın üzerinde kanunun aradığı en az 20 yıl süre ile nizasız ve fasılasız zilyetliğinin bulunmadığını, Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyasının incelenmesinde de ...'in dava açılmadan önceki zilyetliğinin 20 yıldan daha az olması nedeniyle zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... cevap dilekçesinde; Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevki 3975 parsel numaralı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesine göre kadastro çalışmalarının tamamlandığını ve aynı Kanun'un 11. maddesi gereğince 22.09.20 16... .10.2016 tarihleri arasında askıya çıkarıldığını, dava konusu taşınmazın 1946 yılından beri babası olan ... oğlu ... tarafından bahçe olarak kullanıldığını, üzerine bir katlı ev yaptığını, babasının bu taşınmazını 2004 yılında kendisine hibe ettiğini ve o tarihten bu yana taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin 20 yılı aştığını, dava konusu olan parselin Hazine ile ilgi ve alakasının bulunmadığını, açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan keşif akabinde alınan ziraat bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmaz üzerinde 40 yaşında 35 adet kiraz, 25 yaşında 20 tane fındık ve muhtelif yaş ve cinslerde bakımlı meyve ağaçlarının olduğu, taşınmaz üzerindeki meyve ağaçlarının kültürel yolla temin edildiği, dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan meyve ağaçları ve çevresindeki taşınmazlar incelendiğinde imar ihyanın yaklaşık 40 yıl önce tamamlandığının belirtildiği, keşif esnasında dinlenen tanıklarda taşınmaz üzerinde davacının murisi evvellerinin zilyetliklerinin 1940'lı yıllara dayandığı, taşınmazın yaklaşık 40 yıldır meyve bahçesi ve tarımsal amaçla kullanıldığını beyan ettikleri, dosya arasına alınan farklı iki heyet tarafından hazırlanan orman raporlarına göre ise dava konusu taşınmazın 1943, 19 55... tarihli hava fotoğraflarında yapraklı orman ağaçları ile kaplı olduğu, 1980, 19 94... tarihli hava fotoğraflarında ise dava konusu taşınmaz üzerinde muhtemelen kiraz ağaçları olan meyve ağaçlarının sıralı bir şekilde olduğu, taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün 1980 yılından önce kaldırıldığı ve bu tarihten sonra taşınmazın meyve bahçesi olarak kullanıldığının belirtildiği, alınan teknik raporların mahalde dinlenen tanık anlatımları ile uyumlu olduğu bu nedenle dava konusu taşınmazın tespit tarihinden 25 yıl öncesinden imar ihya edilerek meyve bahçesi olarak kullanıldığı, davacı ve murisi evvellerinin zilyetliklerinin bugüne kadar devam ettiği, bu hususun komşu parsellerin tespitlerinden de anlaşıldığı, yapılan kadastro tespitinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 3975 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın ... köyünde 1954 yılında 5602 sayılı Kanun'a göre yapılan tapulama çalışmalarında orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakıldığı, 30.10.1984 tarihinde başlanıp 26.11.1984 tarihinde bitirilerek 03.04.1986 tarihinde ilan edilip, 03.10.1986 tarihinde kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2896 sayılı Kanun ile değişik orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarında ise orman sınırları dışında kaldığı, taşınmazın bulunduğu bölgenin ilk defa 11.08.2005 tarihinde uygulama imar planı kapsamına alındığı, 1970, 1980, 19 94... tarihli hava fotoğrafları ile 1958, 19 81... tarihli memleket haritalarında davalı yerin üzerinde herhangi bir orman ağaç veya örtüsünün görülmediği, dağınık olarak meyve ağaçları ile örtülü bulunduğu, 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamında kalmadığı, orman sayılmayan alanlardan olduğunun rapor edildiği, dosyaya sunulan ziraatçi bilirkişi raporuna göre taşınmaz üzerinde değişik türde meyve ağaçlarının bulunduğu, dava konusu taşınmazın orman kadastrosuna göre orman sayılmayan tarım alanları içinde kaldığı, 40-50 yaşlarında meyve ağaçlarının mevcut olduğu, taşınmazın imar planına alındığı 2005 tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolduğu, taşınmazın kuzeyinde yer alan 39 72... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinde gerçek kişiler adına tespit gördüğü ve tespitin kesinleştiği, taşınmazın doğusunda yer alan 3977 parsel sayılı taşınmaza Hazinenin açtığı davanın reddedildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine, Dairece onandığı, taşınmazın güneyinde bulunan 3978, 39 79... parsel sayılı taşınmazlara yönelik Kocaeli Kadastro Mahkemesinin 2019/104 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda taşınmazların gerçek kişiler adına tesciline karar verildiği, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince yapılan istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, dayanılan gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın öncesi itibarıyla orman olduğunu, 1/25000 ölçekli çevre ve nazım imar planı içinde kaldığını, zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığını, arzın malikinin Devlet olduğunu, zilyetlikle iktisap şartlarının davalı lehine iktisap süresi ve şartları yönünden oluşmadığını, aynı şekilde davalının murisi ... tarafından açılan tescil davasının iktisap şartları oluşmadığından reddedildiğini ve bu davanın niza oluşturduğunu, bu nedenlerle Hazine adına kayıt edilmesinin gerektiğini beyan ederek, davanın reddine ilişkin kararının bozulmasını ve karar kesinleşinceye kadar icranın durdurulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§