"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/696 E., 2024/139 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili 14.03.2006 tarihli dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdikleri .. Mahallesi . mevkinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, taşınmazın 30 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile müvekkillerinin zilyetliğinde olduğunu, müvekkillerinin taşlarını ayıklamak ve düzeltmek, narenciye ağaçları ve çeşitli ağaçları dikmek suretiyle taşınmazı imar ve ihya ettiklerini, bu şekli ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu iddia ederek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi hükmüne göre müvekkilleri adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar .. vekili ve .. İdaresi vekili benzer içerikli cevap dilekçelerinde özetle; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, zilyetlikle kazanma koşullarının davacılar lehine gerçekleşmediğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır.
2. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili duruşmada alınan beyanında davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2013 tarihli ve 2006/166 Esas, 2013/474 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, 20.10.2010 tarihli fen bilirkişisi krokisinde (B) harfiyle gösterilen 404,80 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline, krokide (A) ve (C) harfleriyle gösterilen taşınmazlar hakkındaki davanın reddine ve Hazinenin tescil talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili, davalılar .. vekili ve .. İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 27.11.2014 tarihli ve 2014/6335 Esas, 2014/9947 Karar sayılı ilamı ile “incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman bilirkişisi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak, yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, dava konusu taşınmazın krokide (C) harfiyle gösterilen kısmının orman tahdit hattı içinde, (A) harfiyle gösterilen kısmının ise, Ağva çayı sınırları içinde kaldığı ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı belirlenerek, yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davalılar .. ve .. İdaresinin krokide (B) harfiyle gösterilen kısma yönelik temyiz itirazları yönünden ise, 4721 sayılı Kanun'un 713/4. maddesi gereğince yerel ilanlar yapılmadan karar verilmesinin Kanun'un âmir hükmüne aykırı olduğu, ayrıca, İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin de hükme yeterli olmadığı, keşifte taşınmazın konumu, toprak yapısı, üzerindeki bitki örtüsü ve çevre taşınmazlara göre arz ettiği özellikleri belirtir hâkimin gözleminin zabta yazılmadığı, uzman ziraat mühendisi bilirkişisinden; taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmadığı, tespit tarihine kadar davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesi uyarınca, davacılar ile murisleri yönünden Tapu ve ilgili Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanun'u ile değiştirilen 14/2. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarının belirlenmediği, taşınmaz üzerindeki gerçek zilyetlik olgusunun yerel bilirkişi ve tanık beyanları dışında memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planındaki konumunun da incelenerek belirlenmesi gerekirken, eski ve yeni hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları ile topoğrafik fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş kadastro paftası örneği getirtilerek uygulanıp taşınmazın niteliği ile konumu ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığının saptanmadığı, dosya içeriğinden, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede daha önce orman tahdidi yapıldığının anlaşıldığı, ancak hangi tarihte yapıldığı, 4785 sayılı Kanun nazara alınarak bir tahdit yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı açıklanarak, Mahkemece, öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, memleket haritası, eski hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip; önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen bilirkişisi yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının tespiti ile orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, davacılar yararına dava tarihine kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gerektiğine değinilerek, davacılar vekilinin krokide (A) ve (C) harfleriyle gösterilen bölümlere yönelik temyiz itirazlarının reddine, bu bölümlere yönelik hükmün onanmasına, davalılar Orman İdaresi ve Hazinenin krokide (B) harfiyle gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2018 tarihli ve 2015/383 Esas, 2018/520 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, teknik bilirkişisi .. ve orman mühendisi bilirkişisi .. ..'in 20.10.2010 tarihli raporları ve ekindeki krokide (A) harfiyle gösterilen 1.771,94 m²lik kısım ile (C) harfiyle gösterilen 867,00 m²lik kısım için açılan davanın reddine, teknik bilirkişileri .. .. ve .. .. .. ve orman mühendisi bilirkişisi ..'un 09.11.2017 havale tarihli bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 404,80 m²lik kısım için açılan davanın kabulüne, bu kısmın davacılar adına tapuya tesciline ve Hazine vekilinin tescil talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 05.07.2023 tarihli ve 2021/12237 Esas, 2023/4111 Karar sayılı ilamıyla "İlk Derece Mahkemesince her ne kadar bilirkişi raporları ve ekindeki krokide (B) harfiyle gösterilen taşınmaz kısmının orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu, davacılar yararına dava tarihine kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı açıklanarak, komşu taşınmaza ilişkin tescil ilamının içeriği, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların yaşı, DSİ'nin yazı cevabı, önceki jeoloji mühendisi raporu ve hükme esas alınan bilirkişi kurulunun imar-ihyanın tamamlanma tarihine ilişkin hava fotoğrafları ve memleket haritası üzerindeki incelemeleri sonucunda düzenledikleri rapor içeriğine göre dava tarihi olan 2006 yılına kadar davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kararın gerekçe kısmında taşınmazın evveliyatının taşlık ve çalılık iken imar ve ihya edilerek 1990’lı yıllarda dikili tarım arazisine dönüştürüldüğü kabul edilmesine rağmen yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine, davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 2.180,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava tarihine kadar müvekkilleri lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı .. vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesine rağmen, .. lehine hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin altında bir miktar olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olması halinde, davacılar yararına dava tarihine kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davanın reddine karar verildiğine göre, kendini vekil ile temsil ettiren davalı Hazine lehine karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, önceki yıllara ilişkin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca eksik vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte yazılı nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
(V.B.2) numaralı bentte yazılı nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (3) bendinde yer alan "2.180,00 TL maktu vekalet ücretinin" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine, "17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.