Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2024/3092 E. 2026/313 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2021/11 E., 2024/10 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Kadastro sırasında, Yalova ili ... ilçesi ...köyü çalışma alanında bulunan 1 02... parsel sayılı 12.255,90 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla ... Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiştir. 1949 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu uyarınca orman tahdidi yapılarak kesinleşmiş, 1976 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1744 sayılı Kanunla Değişik 2. madde uygulaması ve aplikasyon çalışması yapılarak 09.03.1979 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.

2. Davacı dava dilekçesinde; dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmaz ile 15 parselin öncesinin bir bütün olduğunu, tespit sırasında taşınmazın ikiye bölünerek 15 parselin babası ... yazıldığını, 16 parselin ise davalı ... adına yazıldığını belirterek, 16 parselin tespitinin iptali ile ... mirasçıları adına tapuya tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 10.06.2015 tarihli ve 2013/113 Esas, 2015/84 Karar sayılı kararı ile "...dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazın öncesinde 15 parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün halinde davacıların murisi ...'a ait olduğu, taşınmazın halen ...'ın torunu ... tarafından kullanıldığı, öncesinde ...., ölümü ile de mirasçıları tarafından devamlı suretle tarla olarak kullanıldığı, taşınmazın Hazine ile bir ilgisinin olmadığı..." gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının iptali ile taşınmazın ...'ın mirasçıları adına verasetteki paylar oranında tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.01.2018 tarihli ve 2015/16588 Esas, 2018/67 Karar sayılı ilamıyla "...yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı, Karamürsel Kadastro Mahkemesinin 2002/41 Esas sayılı dava dosyasında yapılan 13.06.2005 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ...'nin, dava konusu taşınmazın davacı ...’in kök murisi ...’dan geldiğini, murisin ölümüyle bir kısım mirasçıların taşınmazı kullandığını, bu taşınmazın her zaman tarla vasfında olduğunu beyan ettiği, yine 24.07.2006 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ... 'in, dava konusu taşınmazın davacı ...’in babası ...’den geldiğini, ...’nin ölümüyle taşınmazın mirasçılarına kaldığını ancak mirasçıların çok uzun yıllar önce köyü terk ettiğini, en az 40-50 yıldır taşınmazın kullanılmadığını beyan ettiği, yapılan keşifler sonrası düzenlenen ziraat bilirkişi raporlarında, dava konusu taşınmazın uzun yıllardan beri, yaklaşık 30-40 yıldır işlenmediğinin belirtildiği, 14.04.2015 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların ise taşınmazın davacı ...’in kök murisi ...’dan geldiğini, taşınmazın halihazırda, yargılama sırasında vefat eden davacı ...’nin oğlu ... tarafından kullanıldığı beyan ettikleri, keşif sonrası düzenlenen ziraat bilirkişi raporunda ise taşınmazın tamamına yakın bölümünde buğday ekili olduğunun belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince, yerel bilirkişi ve tanıkların, dava konusu taşınmazın öncesinin kimden geldiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne şekilde kullanıldığı hususlarındaki beyanlarına ilişkin çelişkiler giderilmediği gibi ziraat bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin de giderilmediği, 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmazda imar-ihya işlemi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı ve taşınmazın kullanım durumunun ne olduğunu kesin olarak belirleyen bilimsel verilere dayalı gerekçeli rapor alınmadığı; bu durumunun tespiti amacıyla hava fotoğraflarından da yararlanılmadığı..." gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Karamürsel Kadastro Mahkemesinin 2002/41 Esas gerekse de bozma öncesi yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin taşınmazın kök muris ...'dan geldiğini, ...'lerin taşınmazı ekip biçtikleri yönünde beyanda bulundukları, taksime ilişkin bir iddia ya da tanıklık bulunmadığı, taşınmaza komşu diğer parsellerin kadastro tutanaklarına 8 parsel dışında vergi kaydı ya da tapu kaydı uygulanmadığı, senetsizden geldikleri, 8 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 347 numaralı tahrir kaydının doğusu yol, batısı ..., kuzeyi yol, güneyi ... okuduğu, zabıt varakasının 24.07.2006 tarihli keşif sırasında da uygulandığı, mahalli bilirkişilerin taşınmazın kuzeyindeki stabil yolu da tarif ettikleri, vergi kaydında Kirendere olarak geçen yeri Gelendere olarak bildiklerini, Kirendere diye bir yer de bilmediklerini beyan ettikleri, vergi kaydının da taşınmazın ...'dan geldiğini teyit ettiği, mahalli bilirkişiler bozma öncesi dinlenen tespit bilirkişi beyanları, bu beyanları destekleyen hava fotoğrafları ve ziraat bilirkişi raporu da dikkate alınarak sübut bulduğu..." gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın ...'ın mirasçıları adına verasetteki payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup davacı lehine zilyetlik koşulunun gerçekleşmediğini İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olup olmadığı, davacı taraf lehine zilyetlik koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§