"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1710 E., 2024/66 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/34 E., 2022/165 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 2 56... parsel sayılı 2.455,09 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "Bu parsel 1. derece doğal sit sınırı içinde kalmaktadır. Bu parsel üzerindeki zeytin ağaçları ... oğlu ...'ya aittir." şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş iken, ...'nın itirazı üzerine kadastro komisyon kararıyla zeytinli tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın taşlık, çalılık ve makilik olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında açıldığını, kısmen dere yatağında kaldığını, taşınmazda herhangi bir kullanımın olmadığını, zilyetlik koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın çok uzun süredir müvekkilinin ailesinin fiili hakimiyetinde ve tasarrufunda olduğunu, emlak vergilerinin ödendiğini, 2007 yılında bölgede çıkan yangında taşınmaz üzerinde müvekkilinin ataları tarafından dikilen zeytin ağaçlarının bir kısmının zarar gördüğünü, müvekkilinin bu tarihten sonra araziye zeytin ve armut ağaçları dikerek yeniden ağaçlandırdığını, bakım ve ekim faaliyetlerine emek ve para sarf ederek devam ettiğini, taşınmaz üzerinde tek katlı bina ve kümes gibi küçük çiftlik yapıları da inşa ettiğini, taşınmazın öncesinde Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığını, kamu hizmetine tahsis edilmediğini, orman vasfı taşımadığını, müvekkili lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, dava konusu 2 56... parsel sayılı taşınmazın 19.12.2020 tarihli kadastro komisyon tutanağı tespitinin iptali ile taşınmazın zeytinli tarla vasfıyla davacı Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile teknik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ve eki krokilerin kapsamına göre, dava konusu 2 56... parsel sayılı taşınmazın imar-ihya ve zilyetlikle kazanıma elverişli olmadığı, kaldı ki taşınmazın imar-ihyasının tamamlanmadığı, 20 yıl aralıksız, nizasız, malik sıfatıyla zilyetlik şartlarının gerçekleşmediği, İlk Derece Mahkemesince 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddeleri gereğince imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap şartlarının oluşmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi gereğince taşınmaz üzerinde bulunan davalıya ait aşılı zeytin ağaçlarının davalı adına beyanlar hanesine şerh verilmemesinde ve taşınmazın 1. derece doğal sit sınırı içinde kaldığının beyanlar hanesinde gösterilmemesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle, kamu düzeni kuralları da dikkate alınarak davalı vekilinin istinaf itirazlarının açıklanan yönlerden kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 56... parsel sayılı taşınmazın 19.12.2020 tarihli kadastro komisyon kararının iptali ile taşınmazın tarla vasfıyla davacı Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine "taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının ... oğlu ...'ya ait olduğu" ve "parselin 1. derecede doğal sit sınırları içinde kaldığı" yönünde şerh yazılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; teknik bilirkişilerce düzenlenen raporda, dava konusu taşınmazın makilik, çalılık ve ham toprak vasfında olduğunun belirtildiğini, taşınmaz üzerinde uzun yıllardır hiçbir tarımsal faaliyet yapılmadığını, bu nedenle taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının davalıya ait olduğunun beyanlar hanesine yazılması yönündeki kararın yerinde olmadığını, ayrıca 4706 sayılı Kanun'un 5. maddesinin son fıkrası uyarınca taşınmaz üzerindeki muhdesatın Hazineye ait olacağını belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kadastro çalışması sırasında bir yerin tespit dışı bırakılmasının da bir kadastro işlemi olduğunu, dolayısıyla tapulama görmüş ama tespit dışı bırakılan bir taşınmazın ikinci kez kadastro çalışmasına tabi tutulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazda 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığını, hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerektiğini, buna göre dava konusu taşınmazın ilk tesis kadastrosunun 1972 yılında yapıldığını, 2 56... , 22, 23, 24, 25, 26... ada 3 parsel sayılı taşınmazlarda bir bütün halinde müvekkilinin atası olan ... oğlu ... 'nın 20 yılı aşkın süreden beri nizasız ve fasılasız zilyetliğinin tespit edildiğini, birbiriyle uyumlu mahalli bilirkişi beyanlarına göre dava konusu taşınmazın Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren ekilip biçildiğini, imar ve ihyasının 1974 yılında tamamlandığını, zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu, taşınmazın zilyetliğinin iradi olarak terk edildiğine yönelik kabulünün doğru olmadığını, ibraz edilen emlak vergi bildirimleri, yapı kayıt belgesi ve imar barışı başvurusunun bunun en açık göstergesi olduğunu, taşınmazın bir ara ekim dikime konu edilmemesinin zilyetliğin terki anlamına gelmeyeceğini, zira taşınmazın yeterli ekonomik gelir sağlaması amacıyla nadasa bırakıldığını, dava konusu taşınmaz ile komşu taşınmazların aynı niteliklere sahip olmasına rağmen, davacı tarafından diğer taşınmazlar yönünden hiçbir itirazda bulunulmadığını, davanın reddi gerektiğini belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
732,00 TL onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.