Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2024/2191 E. 2026/127 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/546 E., 2023/1108 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2021/14 E., 2022/8 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Kadastro çalışmaları sırasında, ... ili ... ilçesi ... (...) köyü çalışma alanında bulunan 59, 60, 64, 119, 187, 330, 339, 350, 493, 501, 509, 651, 841, 871, 923, 933, 1155, 1387, 1388, 1503, 1684, 1686, 1690, 1719, 1780, 1882, 1884, 1895, 1967, 1987, 1988, 2017, 2035, 2454, 2592, 2736, 2945, 3277, 3330, 33 44... parsel sayılı taşınmazlar, Artova Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/155 Esas sayılı dosyasında davalı oldukları belirtilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.

2. Davacı vekilleri tarafından Artova Asliye Hukuk Mahkemesine verilen dava dilekçelerinde özetle; ... köyünde ekli listede belirtilen muhtelif mevkilerdeki taşınmazların ...'in tasarrufunda iken vefatı ile mirasçılarına kaldığını, taşınmazların tapuda kayıtlarının bulunmadığını, tarafları arasında muteber bir taksimin olmadığını, taşınmazların veraset ilamındaki hisseleri nispetinde tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı ..., ..., ... ile ... adındaki şahısların bilinip tanınmadığını, ... köyünden ... ailesi ile herhangi bir akrabalık bağlarının bulunmadığını, ...'in kendilerince tanınmadığını, nüfus kayıtlarında da böyle bir isme rastlanılmadığını, gayrimenkullerin 45-50 sene önce vefat eden ...'den intikal ettiğini, ...'in çocukları ..., ..., ... ve ... arasında yapılan 1954 tarihli taksim senedinin bunu doğruladığını savunmuştur.

2. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; ...'i tanımadığını, taşınmazların İmamoğlu ... ile bir ilgisinin olmadığını, bu taşınmazların babası ...'den geldiğini ve vergi kayıtlarının da onun üzerine çıktığını, babasına da babasından kaldığını, taşınmazları 25 sene evvel taksim ederek nizasız ve fasılasız şekilde kullandıklarını, davacı Necmi Çeken'in kendileri ile hiç bir akrabalığının olmadığını ve daha evvel de buna benzer dava açıp vazgeçtiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; "... dava konusu taşınmazların, 1986 yılında yapılan kadastro çalışmalarında Artova Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olması nedeni ile malik hanelerinin boş bırakıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2. maddesi gereği malik hanelerinin mahkemece resen doldurulması gerektiği, davaya konu taşınmazların evveliyatının orman ve orman sayılan yerlerden olmadığı, taşınmazların tapu kaydının da bulunmadığı, 1938 yılı vergi kayıtlarında dahi İmamoğlu Bekir'e ulaşılamadığı, yapılan keşif neticesinde 1986 yılı kadastro çalışmaları itibari ile taşınmazların kullanıcılarının tespit edildiği, ancak taşınmazların davalı oldukları gerekçesi ile malik hanelerinin açık kaldığı, kadastro tarihi itibari ile kullanıcılar lehine 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesindeki şartların oluştuğu, zilyetliğin tereke adına sürdürüldüğü, bu sebeple davanın kabulü ile dava konusu, 3330, 3344, 3782, 187, 330, 119, 350, 1155, 60, 64, 59, 339, 651, 501, 2017, 2035, 2592, 2945, 2454, 1686, 1684, 1690, 1719, 1780, 1895, 509, 1388, 841, 871, 923, 1884 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki vasıf ve yüzölçümü ile ... oğlu ... mirasçılarının miras hisseleri oranında adlarına tesciline, 3277 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve fen bilirkişisinin rapor ekindeki krokisinde gösterdiği 2 katlı kargir evin ... oğlu ... ve ... tarafından meydana getirildiğinin tespitine, bu hususun kütüğün beyanlar hanesine işlenmesine, 3277 parsel sayılı taşınmaz yönünden, mahalli bilirkişi beyanlarında taşınmazın kadastro çalışmaları döneminden geriye doğru 1960 yılı itibariyle ... çocukları ... ve ... tarafından kullanıldığından bu kişiler adına tesciline, 3277 parsel içerisindeki 2 katlı kargir evin ... oğlu ... ve ... tarafından meydana getirildiğinin tespitine, bu hususun kütüğün beyanlar hanesine işlenmesine, 3330 parsel içerisindeki bir adet açık ahır olarak taş duvara bitişik sundurma, bir adet tek katlı ahır olarak kullanılan betonarme karkas yapı ve 1 adet tek katlı samanlık olarak kullanılan yarı yığma kargir yapının ... oğlu ... tarafından meydana getirildiğinin tespitine, bu hususun kütüğün beyanlar hanesine işlenmesine karar verilmiştir. Tapusuz taşınmazların satışı için zilyetliğin naklinin yeterli olduğu, 19 87... parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanağındaki vasıf ve yüzölçümü ile İsmail oğlu ... mirasçılarının miras hisseleri oranında adlarına tesciline, 1967 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki vasıf ve yüzölçümü ile ... oğlu ... mirasçılarının miras hisseleri oranında adlarına tesciline, 1503 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki vasıf ve yüzölçümü ile ... oğlu ... mirasçılarının miras hisseleri oranında adlarına tesciline, 1387 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki vasıf ve yüzölçümü ile ... oğlu ... mirasçılarının miras hisseleri oranında adlarına tesciline, 933 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki vasıf ve yüzölçümü ile ... oğlu ... mirasçılarının miras hisseleri oranında adlarına tesciline, 1882 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki vasıf ve yüzölçümü ile ... oğlu 1944 doğumlu ... adına tesciline, jeoloji bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi raporuna ekli krokide 27 36... parsellerin tamamının, 350, 11 55... parselin bir kısmının dere etkisinde kaldığı, yine aynı krokide 350 parselin (B) ile gösterilen 4.300,262 m²lik kısmı, 1155 parselin (B) ile gösterilen 1.963,466 m²lik kısmı, 1895 parselin (B) ile gösterilen 535,2 m²lik kısmının dere olduğunun tespit edildiği, dere yatakları, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, aktif dere ve çay yatakları ile etki alanında kalan yerlerin zilyetlikle kazanılması mümkün bulunmadığından, iş bu taşınmazların tapuya tesciline karar verilmesinin mümkün bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle "... Mahallinde icra edilen keşifte dinlenilen yerel, tespit bilirkişileri ve tanık beyanlarına, ziraat bilirkişisi raporları ile jeodezi bilirkişisi tarafından sunulan raporlarda dava tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda çekişmeli taşınmazların ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının ve böylelikle adına tescil kararı verilenler yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin belirlendiği..." gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazlarda davalıların zilyetlik süresinin hesabında orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten bugüne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini, bu durumda davalılar lehine 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı ve aktarılan dava tarihi itibarıyla taraflar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§