"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1730 E., 2024/79 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/33 E., 2022/166 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 2 56... parsel sayılı 2.303,95 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "Bu parsel 1. derece doğal sit sınırı içinde kalmaktadır. Bu parsel üzerindeki zeytin ağaçları ... oğlu ...'ya aittir." şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edildikten sonra, ...'nın itirazı üzerine kadastro komisyonu kararıyla zeytinli tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 56... parsel sayılı taşınmazın yakın bir zamana kadar taşlık, makilik ve çalılık olduğunu, kadastro çalışmaları esnasında yeni açıldığını, taşınmazda herhangi bir kullanımın bulunmadığını, zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz ile komşu 2 56... , 22, 23, 24, 25, 27... ada 3 parsel sayılı taşınmazların nesillerdir müvekkilinin ailesine ait olduğunu, müvekkili ve kardeşlerinin bu taşınmazlar üzerine murisleri tarafından dikilen zeytin ve armut ağaçlarına baktıklarını, 2007 yılında çıkan yangından sonra da ağaçlandırma çalışmalarına, bakım ve ekim faaliyetlerine emek ve para sarf ederek devam ettiklerini, ayrıca taşınmaz üzerine tek katlı bina ve kümes gibi küçük çiftlik yapıları da inşa edildiğini, taşınmazın öncesinde Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığını, kamu hizmetine tahsis edilmediğini, orman vasfı taşımadığını, müvekkili lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kabulüne ve dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 56... parsel sayılı taşınmazın 19.12.2020 tarihli kadastro komisyon tutanağı tespitinin iptali ile taşınmazın zeytinli tarla vasfıyla davacı Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "... tüm dosya kapsamına göre 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi gereğince yapılan kadastro tespitinde zeytinli tarla niteliğiyle davalı adına tespiti yapılan taşınmazın, tarımsal amaçla kullanılmadığı, uzun süre toprak işlemesi yapılmayan, üzerinde ekili-dikili kültür bitkisi bulunmayan taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetliğin bulunmadığı ve davalı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının gerçekleşmediği, İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesinin isabetli olduğu ..." gerekçesiyle, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kadastro çalışması sırasında bir yerin tespit dışı bırakılmasının da bir kadastro işlemi olduğunu, dolayısıyla tapulama görmüş ama tespit dışı bırakılan bir taşınmazın ikinci kez kadastro çalışmasına tabi tutulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazda 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığını, hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerektiğini, buna göre dava konusu taşınmazın ilk tesis kadastrosunun 1972 yılında yapıldığını, 2 56... , 22, 23, 24, 25, 26... ada 3 parsel sayılı taşınmazlarda bir bütün halinde müvekkilinin atası olan ... oğlu ...'nın 20 yılı aşkın süreden beri nizasız ve fasılasız zilyetliğinin tespit edildiğini, birbiriyle uyumlu mahalli bilirkişi beyanlarına göre dava konusu taşınmazın Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren ekilip biçildiğini, imar ve ihyasının 1974 yılında tamamlandığını, davalı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu, taşınmazın zilyetliğinin iradi olarak terk edildiğine yönelik kabulün doğru olmadığını, ibraz edilen emlak vergi bildirimleri, yapı kayıt belgesi ve imar barışı başvurusunun bunun en açık göstergesi olduğunu, taşınmazın bir ara ekim dikime konu edilmemesinin zilyetliğin terki anlamına gelmeyeceğini, taşınmazın yeterli ekonomik gelir sağlaması amacıyla nadasa bırakıldığını, dava konusu taşınmaz ile komşu taşınmazların aynı niteliklere sahip olmasına rağmen, davacı tarafından diğer taşınmazlar yönünden hiçbir itirazda bulunulmadığını, kötü niyetli ve hakkaniyete aykırı bir şekilde açılan davanın reddi gerektiğini belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespite itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak, dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın 1. derece doğal sit alanı içinde kaldığı anlaşılmakta olup, bu hususun taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde gösterilmesi gerekirken, beyanlar hanesine bu yönde şerh verilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekte ise de, bu eksikliğin gederilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin sonuna "Taşınmaz 1. derece doğal sit sınırları içinde kalmaktadır şerhinin tapu kaydının beyanlar hanesine yazılmasına" ibaresinin eklenmesine ve hükmün, bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.