Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2024/1454 E. 2026/416 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2023/95 E., 2024/4 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Aydın ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastrosu sırasında, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 797 parsel sayılı 860,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 79... parsel numarasıyla ve 747,62 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 798 parsel sayılı 300,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 79... parsel numarasıyla ve 352,92 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... ve ... adına kayıtlı bulunan eski 796 parsel sayılı 725,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 79... parsel numarasıyla ve 933,52 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 790 parsel sayılı 870,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ise yeni 1 79... parsel numarasıyla ve 964,97 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.

2. Davacı vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkiline ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve eksikliğin davalılara ait taşınmazlardan kaynaklandığını belirterek, hatanın düzeltilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 16.09.2019 tarihli ve 2018/19 Esas, 2019/77 Karar sayılı kararı ile "davacıya ait taşınmazdaki azalmanın tesis kadastrosu sırasında yapılan ölçüm hatasından kaynaklandığı, taşınmazların fiili kullanım sınırlarının doğru sınırlar olduğu hususunda davanın taraflarının ittifak ettikleri, güncelleme kadastrosu ve tesis kadastrosundaki sınırların bu sınırlarla uyumlu olduğu, bu sınırların 1953, 19 72... tarihli hava fotoğraflarındaki sınırlarla da uyumlu olduğu ve teknik bilirkişi raporlarının da bu hususu teyit ettiği" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazın güncelleme kadastrosundaki tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve 2019/1516 Esas, 2020/678 Karar sayılı kararı ile "tesis kadastrosunun yapıldığı 1951 yılına en yakın tarihli hava fotoğrafları ve uygulama sırasında istifade edilen 1/5000 ölçekli standart topoğrafik haritaların, dava konusu taşınmazlara uygulanması ile düzenlenen, denetlemeye elverişli teknik bilirkişi raporuna göre, tesis kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda ölçü ve sınırlandırma hatası yapıldığı, uygulama kadastrosunda bu hataların giderildiği, dava konusu taşınmazlar yönünden, uygulama kadastrosunda düzeltilmesi gereken bir hata bulunmadığı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.01.2023 tarihli ve 2021/7141 Esas, 2023/316 Karar sayılı ilamı ile "İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, yöntemine uygun bir şekilde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davaya konu taşınmazlarda tesis kadastrosu ile güncelleme kadastrosunda hata yapılmadığı, davacının parselinde güncelleme kadastrosu neticesinde tescil yüzölçümüne göre ortaya çıkan alan azalmasının tesis kadastrosunda yapılan ölçü ve sınırlandırma hatasından kaynaklandığı, sınırdaş taşınmazlardaki yüzölçümü artışının davacının taşınmazı ile ilgisinin bulunmadığı, taşınmazların eylemli kullanım sınırlarının doğru sınırlar olduğu hususunda davanın taraflarının ittifak ettikleri, güncelleme kadastrosu ve tesis kadastrosundaki sınırların bu sınırlarla uyumlu olduğu gibi bu sınırların 1953, 1972, 19 77... tarihli hava fotoğraflarındaki sınırlarla da uyumlu olduğu, bu nedenlerle güncelleme kadastrosunda hata bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, 1 79... (eski 790), 10 (eski 796), 11 (eski 797) ve 12 (eski 798) parsel sayılı taşınmazların güncelleme kadastrosundaki tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, yapılan araştırma ve incelemenin eksik yapıldığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar hakkında yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§