"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1459 E., 2023/1668 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nevşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/356 E., 2023/348 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Nevşehir ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 3869 parsel sayılı 2.513,00 m² yüzölçümlü taşınmaz, 5 36... parsel numarasıyla önce 2.568,06 m² yüzölçümüyle, itiraz üzerine komisyon kararıyla 2.302,30 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 3023 parsel sayılı 2.313,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 5 36... parsel numarasıyla önce 2.387,46 m² yüzölçümüyle, itiraz üzerine komisyon kararıyla 2.652,83 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 5 36... parsel sayılı taşınmazın malik olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında 5 36... parsel sayılı taşınmazın davacıya ait belli bir kısmının davalı adına yazıldığını ve davalının tapu miktarının arttığını, davacının taşınmaza nizasız fasılasız zilyet olduğunu belirterek, taşınmazın önceki tapu miktarı kadar davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekilli cevap dilekçesinde; dava konusu edilen taşınmazlar arasındaki sınırın önceki malikler döneminden bu yana nizasız olduğunu, davacının kullanım alanında azalma olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Kadastro komisyonunca belirlenen bu iki parsel arasındaki sınırın kot farklılığı olan sınırı değil, kuru dereden kaynaklı doğal sınırın sabit sınır tipinde kabul edilmesiyle oluşturulduğu, jeodezik ve fotogrametrik değerlendirme yönünden ise 1955, 1976, 1990, 19 92... tarihli hava fotoğrafları ve ortofoto görüntülerinde (A) harfi ile gösterilen yerin davacıya ait ... nolu parsele ait olduğunu, 2010 yılındaki hava fotoğrafları ve ortofoto görüntülerde ise davacı tarafından mı, davalı tarafından mı kullanıldığına dair herhangi bir kanaat oluşmadığı yönünde rapor tanzim etmişlerdir. Hal böyle olunca bilirkişi kurulu raporuna göre 22/a uygulama kadastrosunun hatalı değerlendirildiği mahkememizce kanaat edinilmiş olmakla 22/a uygulama kadastrosunda yüzölçümü ve sınırlandırma hatasının düzeltilmesi için 17.02.2023 havale tarihli Jeodezi ve Fotogrametri bilirkişi kurulu raporunda Kroki - 2'de (A) harfiyle gösterilen ve yüzölçümü 265.37 m² olan yerin komşu davalı parsel 5 36... nolu (eski 3023) parselden ifrazen alınarak dava konusu davacıya ait 5 36... nolu (eski 3869) parsele ait olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne dava konusu 5 36... ve 5 parsel sayılı taşınmazların uygulama tutanaklarının iptaline, 17.02.2023 havale tarihli jeodezi ve fotogrametri bilirkişilerinin raporunda kroki- 2'de (A) harfiyle gösterilen 265,37 m² yüzölçümlü yerin 5 36... parselden ifrazı ile 5 36... parsele eklenmek suretiyle yüzölçümünün 2.567,67 m² olarak, 5 36... parselin yüzölçümünün ise 2.387,46 m² olarak tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "mahallinde yapılan keşif, uygulama, teknik bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, uygulama kadastrosu sırasında kadastro komisyonunca değerlendirme yapıldığı ve bugünkü haliyle (kuru dere sınırı) tespit edildiği ve sınır olarak esas alındığı, böylece kadastro komisyonunca belirlenen bu iki parsel arasındaki sınırın kot farklılığı olan sınırı değil, kuru dereden kaynaklı doğal sınırın sabit sınır tipinde kabul edilmesiyle oluşturulduğu, oysa kadastro tespitinde kuru derenin davacı parseli içerisinden geçtiği ve sınır olarak alınmadığı, jeodezik ve fotogrametrik değerlendirme yönünden ise 1955, 1976, 1990, 19 92... tarihli hava fotoğrafları ve ortofoto görüntülerinde (A) harfi ile gösterilen yerin ise davacıya ait 5 36... parsele ait olduğu, tespit tarihi olan 1978 yılına en yakın 1976 yılına ait hava fotoğraflarında da her iki parsel arasındaki sınırın belirgin olarak göründüğü, krokisinde (A) harfi ile gösterilen ve yüzölçümü 265.37 m² olan yerin komşu davalı parsel 5 36... nolu (eski 3023) parselden ifrazen alınarak dava konusu davacıya ait 5 36... nolu (eski 3869) parsele eklenmesi gerektiği, ayrıca uygulama kadastrosuna ilişkin davalar taşınmazın aynına ilişkin bulunmadığından nispi vekalet ücreti hükmedilemeyeceği, mahkemece davacının ödediği harcın hüküm fıkrasında davalıdan tahsiline karar verildiği, ayrıca UYAP üzerinden alınan makbuza göre 102,00 TL tamamlama harcının gerekçeli kararının yazıldığı tarihten sonra 28.08.2023 tarihinde davacı tarafça kendiliğinden dosyaya yatırılması nedeniyle hükümde nazara alınamayacağı, talep halinde İlk Derece Mahkemesince karar verilebileceği böylece mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle, istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, yargılama sırasında ileri sürdükleri itiraz ve taleplerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, 5 35... parselde yer alan ve parseli iki parçaya bölen ara sınırın 1953 yılında yapılan kot indiriminden kaynaklı suni sınır olduğunu, davacının kullanım alanında azalma olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.