Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

Dosya2024/1286 E. 2026/33 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/129 E., 2024/88 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Urla Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2019/99 E., 2023/29 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davanın davacısı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 19 61... parsel sayılı sırasıyla 1.440. 00... .700,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, sırasıyla yeni 2 58... ve 71 parsel numarasıyla 1.424. 41... ,15 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.

2. Asıl davanın davacısı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin dava konusu 1961 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın 1977 yılında müvekkillerinin murisi adına tespit edildiğini, tescil tarihinden 10 yıl geçtikten sonra Hazine tarafından Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/280 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini, kadastro çalışmalarında, Hazine tarafından dava açıldığı zamanlarda taşınmazın 1.440,00 metrekare olduğunu, daha sonra taşınmazın bedeli mukabilinde müvekkillerinin murisi tarafından satın alınarak tapuya tescil edildiğini, sonrasında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereği işlem yapıldığını belirterek, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a gereği yapılan tespitin iptalini talep etmiştir.

3. Birleşen 2019/100 Esas sayılı davanın davacısı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin dava konusu 1962 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın 1977 yılında müvekkillerinin murisi adına tespit edildiğini, tescil tarihinden 10 yıl geçtikten sonra Hazine tarafından Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/281 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini, kadastro çalışmalarında, Hazine tarafından dava açıldığı zamanlarda taşınmazın 5.700,00 metrekare olduğunu, daha sonra taşınmazın bedeli mukabilinde müvekkillerinin murisi tarafından satın alınarak tapuya tescil edildiğini, sonrasında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereği işlem yapıldığını belirterek, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a gereği yapılan tespitin iptalini talep etmiştir.

4. Birleşen 2022/28 Esas sayılı davanın davacısı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin dava konusu 1962 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın 1977 yılında müvekkillerinin murisi adına tespit edildiğini, tescil tarihinden 10 yıl geçtikten sonra Hazine tarafından Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/281 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini, kadastro çalışmalarında, Hazine tarafından dava açıldığı zamanlarda taşınmazın 5.700,00 metrekare olduğunu, daha sonra taşınmazın bedeli mukabilinde müvekkillerinin murisi tarafından satın alınarak tapuya tescil edildiğini, 04.12.2014 tarihinde Kadastro Müdürlüğünden aplikasyon başvurusunda bulunulduğunu, Kadastro Müdürlüğünün düzeltme yaparak taraflarına tebliğ ettiğini, tapulama öncesi ve sonrası kullanılan yerin belgelere doğru geçmediğini belirterek, Kadastro Müdürlüğünün 06.03.2015 tarihli ve 87077351-170.03/135 sayılı düzeltme karar ve krokisine ilişkin işlemin iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini, Hazine lehine parselde artış olmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini, yüzölçümün evrak üzerinde küçülse de fiili durumda küçülmediğini, komşu parsellerde de artış olmadığını, hukuki yararın mevcut olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Dava konusu taşınmazların teknik bilirkişilerce tesis kadastrosu orijinal ölçü değerlerinin sayısallaştırılarak kadastro paftasına aktarılmasıyla krokisinde görüldüğü üzere tersimat hatasının olmadığı, davacılara ait eski 19 61... ada 70 parselin kuzey yönünde eski 15 21... ada 69 parselle ortak ara sınırında tel çitin 22/2-a uygulama ekibince sabit sınır olarak alındığı, keşif sırasında davacı vekilince bu kısımla ilgili ihtilaflarının olmadığının belirtildiği, zeminde mevcut tel çitin, tesis kadastro sınırları, 22/2-a uygulama sınırları, hava fotoğraflarıyla tecviz dahilinde uyumlu olduğu, davacılara ait eski 19 61... ada 70 ve eski 19 62... ada 71 parsellerin güney yönünde yol ve kuzeyindeki 2 58... parselle olan ara sınırlarında 22/2-a ekibince sabit sınır olarak tespit edilen ara sınırda, davacı tarafça gösterilen sınırlar, tesis kadastro sınırları, 22/2-a uygulama kadastro sınırları ve hava fotoğraflarının tecviz dahilinde uyumlu olduğundan bir hataya rastlanılmadığı teknik bilirkişilerce teknik bilgi belge ve haritaların irdelenmesi sonucu belirtildiği, davacılara ait eski 19 61... ada 70 parselin doğu yönünde bulunan yol boşluğu kısmının tesis kadastro paftasından incelendiğinde açıkça görüldüğü, tesis kadastrosu sırasında bu kısmın yol boşluğu olarak bırakıldığı, 22/2-a uygulama kadastrosu sırasında da 2 58... parselle olan ara sınırlarının paftasında hata olmadığı zeminde sabit sınır sayılabilecek sınıra rastlanmadığından geçerli sınır olarak tespit edilmesinin doğru olduğu, yol boşluğu olarak eski/yeni paftasında gösterilen kısım hakkında tutanak tanzim edilmediği, 22/2-a uygulama kadastrosunda hakkında tutanak düzenlenmeyen parseller hakkında mülkiyet iddiasında bulunulamayacağı kaldı ki eski 1961 parselin tesis kadastro yüzölçümü ile tespit edilen yüzölçümü farkın hata yanılma sınırları içerisinde kaldığı, eski-yeni yüzölçüm farklılığının bu kadar az bir miktarda olduğu durumda yol boşluğunun davacıya ait parsel sınırları içerisinde kaldığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunun kabulünün gerekeceği, eski 1962 parselin kadastro müdürlüğünce yüzölçüm hesaplaması yapılırken kaba hesap hatası yapıldığı, gerçek yüzölçümünün 560,68 metrekare olarak tespit edilişi akabinde uygulama kadastro çalışmalarında 654,15 metrekare olarak tespit edilişi dikkate alındığında gerek teknik bilirkişi heyetinin bu parsele yönelik tesis kadastrosu orjinal ölçü değerlerine göre parsel sınırları tekrar hesaplandığında hesaplama hatası yapıldığının tespit edilişi gerek rapor krokilerinde ölçekleri eşitlenerek gösterilen parsel sınırları incelendiğinde 5.700,0 metrekare olarak iddia edilen eski 1962 parselin yine davacılara ait dava konusu 1961 parsele nazaran daha küçük olduğunun rahatlıkla görülebildiği, eski 1962 parselin eylemli sınırlarında tecvizi aşan oranda bir değişiklik görülmediği" gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, dava konusu taşınmazların uygulama kadastro komisyon kararı tespiti gibi tapuya tescillerine, Hazine aleyhine yöneltilen davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı asıl ve birleşen davanın davacısı ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda sayısı belirtilen 08.08.2023 tarihli ek kararıyla "Mahkemenin 2019/ 99... /29 Karar sayılı gerekçeli kararının 09.07.2023 tarihinde davacılar vekili Avukat ...'a tebliğ edildiği, Kadastro Mahkemesi'nin adli tatile tabi olmadığı, adli tatil sürecinde de sürelerin işlemeye devam ettiği, davacılar vekilinin süresi geçtikten sonra 07.08.2023 tarihinde istinaf dilekçesi sunduğu" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda sayısı belirtilen 08.08.2023 tarihli ek kararına karşı asıl ve birleşen davanın davacısı ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 29/son maddesine göre, Kadastro Mahkemeleri adli tatile tabi olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345/1. maddesine göre istinaf yoluna başvuru süresinin iki hafta olduğu, dosya kapsamından, davacılar vekiline mahkeme kararının 09.07.2023 tarihinde usule uygun olarak tebliğ edildiği, iki haftalık istinaf süresinin 24.07.2023 tarihinde mesai saati sonunda dolmuş olmasına rağmen, davacı vekilinin 08.08.2023 tarihinde uyap kaydı oluşturulan istinaf dilekçesi ile, süresi geçtikten sonra mahkeme kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurduğu" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Asıl ve birleşen davanın davacısı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; harç ödeme tarihine dikkat edilmesi gerektiğini, verilen kararın hatalı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.len kararın hatalı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davanın davacısı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§