"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3700 E., 2023/3266 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/415 E., 2022/121 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun (7143 sayılı Kanun) kapsamında yapılan kullanım kadastrosu sonucunda, 85 91... parsel sayılı 467,30 m² yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi hükümlerine tabi tutulduğu şerhi verilmek suretiyle arsa vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazı 1994 yılında satın alıp o tarihten beri emlak vergilerini ödeyip taşınmazın zilyetliğinde olduğunu belirterek, adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.
3. Davacı ... vekili birleşen dosya dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1991 yılında davacı tarafça satın alındığını, o tarihten beri emlak vergilerinin ödendiğini ve taşınmazın müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu belirterek, müvekkili adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.
4. Asli müdahil ... vekili müdehale dilekçesinde; davacı tarafça 1994 yılında 2.500 m² yüzölçümlü taşınmaz satın alındığını, satın alınan taşınmazda 400 m²lik kısmı oluşturan ve dava konusu 7 parsel olarak tespiti yapılan taşınmazla yol geçeceğini, okul alanı olarak tahsis edileceğinden davacının ilgilenmediğini, bu sırada ... isimli şahsın burayı işgal ettiğini, taşınmaza komşu 6 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tescil edildiğini, 7 parsel sayılı arsanın imar planında konut lejantında kaldığını sonradan öğrendiğini belirterek, davacı adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 85 91... parsel sayılı taşınmazın 7143 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında yapılan kullanım kadastrosu tespitine kullanıcı tespiti yönünden yapılan itiraza ilişkindir. Dava konusu parsel 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca yapılan çalışmada arsa niteliği ve 467,30 m² yüzölçümlü olarak ... adına tespit edilmiş, davacılar ... ve ... ile asli müdahil ... taşınmazın kendi kullanımlarında olduğunu iddia etmişlerdir. Mahkememizce icra edilen keşif, keşif ve duruşma sırasında dinlenilen tanık beyanlarına göre çekişmeli parselin etrafının demir parmaklıklarla çevrili vaziyette içerisinde tamamen inşaat malzemeleri ile kaplı şekilde davacı ... tarafından kullanıldığı, 2013 yılına ait fotoğrafta da inşaat malzemelerinin göründüğü, 2018 yılına ait görünümünde etrafının çevrilmiş olduğu anlaşılmış, diğer davacı ve asli müdahil taraf da ...'in taşınmazda işgalci olduğunu ileri sürerek filli kullanım hususunu doğrulamışlardır. Bilirkişi vasıtasıyla taraflar adına düzenlenen belgeler uygulanmış, ...'in dayandığı emlak vergisi beyannamesinin dava konusu taşınmazın üzerinde bulunduğu ...Sokakta yer alan 485,00 m² bir taşınmaz için düzenlendiği ancak numarataj bilgisinin yer almadığı, ... adına düzenlenen emlak vergisi beyannamelerinin ... Mahallesi, ... Sokak No:... ve ... Mahallesi, ... Sokak no:... adreslerinde tariflenen betonarme bina hakkında olduğu, ancak bu adresin dava konusu yerle uyumlu olmadığı gibi üzerinde bina da bulunmadığı, asli müdahil ...'in arazi tespit formunun kendi adına tescilli 85 91... ve 10 parsellere isabet ettiği, ... Sokakta tariflenen 1.100 m² alanlı taşınmaz için emlak vergisi beyannamesi düzenlendiği bilirkişi raporunda bildirilmiştir. Dava kullanım kadastrosuna itiraz davası olduğundan emlak vergisi beyanları ve satış senetlerine değer verilebilmesi için fiili kullanımla desteklenmesi şarttır. Ne var ki davacı ... ve asli müdahilin belgelerinin dava konusu yere uygunluğu tespit edilememekle birlikte kadastro tarihi itibarıyla parsel üzerinde fiili bir kullanımları da bulunmamaktadır. Asli müdahilin ileri sürdüğü kullanım olgusu daha eski tarihlere ait olup 2006 yılı hava fotoğrafında görünen kulube yapılmak ve içerisinde müvekkiline ait ağaçlar kesilmek suretiyle davacı ... tarafından taşınmaza el atıldığı asli müdahil vekilinin dilekçesinde belertilmiştir. Bu nedenlerle çekişmeli parselin tespit tarihi itibarıyla, etrafı çevrili vaziyette, iştigal edilen inşaat işiyle ilgili malzemeler istiflenmek suretiyle davacı ...'in fiili kullanımında olduğu kanaatine varılarak davasının kabulüne ve diğer davacı ve asli müdahilin davalarının ise reddine karar vermek gerekmiş, taşınmaz ... adına tespit edildiğinden davalı olarak gösterilen ... ve Hazineye bu davada husumet düşmeyeceğinden haklarında açılan davalar pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle asıl dosyada davacı ...'in davasının davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne,
asli müdahil ...'in davasının reddine, birleşen İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesinin 2019/485 Esas sayılı dosyasında davacı ...'ın davasının davalı Hazine yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden esastan reddine, dava konusu 85 91... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine yazılan "Bu parselin kullanıcısı tespit edilememiştir." açıklamasının iptali ile yerine "Taşınmaz ... kullanımındadır." açıklamasının yazılmasına, taşınmazın yapılan düzeltme ve diğer hususlarda kadastro tutanağında yazılı kayıtlar ile tespit gibi ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve asli müdahil ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dava, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi kapsamında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 maddesi hükümlerine göre yapılan fiili kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkindir. Davaya konu 85 91... parsel sayılı taşınmaz, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi hükmüne tabi tutularak 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışmaları neticesi herhangi bir kimsenin kullanımında olmadığı belirlenmek suretiyle davalı ... adına tespit ve tescil edilmiş; davacılar ... ve birleşen dosya davacısı ... ile asli müdahil ... taşınmazın kendi kullanımlarında olduğu iddiasıyla eldeki tespite itiraz davasını açmışlardır. 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinde, bu madde kapsamında kalan taşınmazlarda, zilyetleri veya fiili kullanıcıları tespit edilmek ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi hükümlerine göre kadastrosunun yapılacağı açıklanmıştır. Davacı ... adına düzenlenen emlak vergisi beyannamelerinin tamamında ... Mahallesi, ... Sokak No:... veya ... Mahallesi, ... Sokak no:12 adreslerinde bulunan arsa ve betonarme bina hakkında olduğu, ancak dava konusu parselde bina bulunmadığı gibi bu adresin dava konusu taşınmazın bulunduğu yer ile uyumlu olmadığı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dosyaya kazandırılan 25.02.2021 tarihli ilk bilirkişi raporunda, davacının dayandığı satış senedine ekli krokinin bu yer ile örtüştü belirtilmiş ise de, ilk rapora ekli krokiye bakıldığında anlaşılacağı üzere, bu yerin şekil itibarıyla kısmen uyduğu, tam olarak uymadığı, bir başka bilirkişiden daha sonradan alınan 11.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda da, satış senedine ekli krokinin uygulanamaz nitelikte olduğunun bildirildiği görülmektedir. Davacı taraf bundan başka bir delil ibraz ederek taşınmazın tespit sırası ve öncesinde fiili kullanıcısı veyahut zilyedi olduğuna dair herhangi bir ispat da ortaya koyamamıştır. Davacı vekilinin istinaf iddia ve itirazları yerinde değildir. Asli müdahil vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde ise, her ne kadar bu taşınmazı, taşınmaza komşu nitelikteki 6 parsel ile birlikte satın aldığını iddia etmiş ise de, asli müdahilin beyanına göre düzenlenen ve belediyeden celp edilen arazi tespit formundaki haritanın, asli müdahil lehine kullanıcı şerhi verilen dava dışı 6 ve 10 parsellere isabet ettiği, dava konusu yere isabet etmediği, asli müdahilin istinaf ve aşamalardaki beyanına göre de, bu yerin yola veyahut okul alanı olarak kamuya terk edileceği gerekçesiyle bu yerle ilgilenmediğini ifade ettiği, bu beyanın, zilyetliğin terki anlamına geldiği, 2013 yılı hava fotoğrafına göre de davacı ...'in iştigal ettiği işle ilgili olarak bu taşınmaza inşaat malzemelerini koyduğu, o tarihten bu yana da tespit tarihi olan 2019 yılına kadar bu yeri depo olarak kullandığı, dolayısıyla kullanım kadastrosunda lehine kullanıcı şerhi verilmesini gerektirir şekilde taşınmazın zilyedi ve fiili kullanıcısı olduğu, asli müdahil tarafından, ...'ın -uzun kabul edilebilecek bir zamana yayılan- zilyetliğine yönelik herhangi bir itiraz ve dava açıldığına dair bir iddia ve ispatın da
ortaya konulamadığı, dolayısıyla asli müdahilin davasının reddine karar verilerek; davacı ...'in davasının kabulüne karar vermiş olmasının doğru olduğu, asli müdahil vekilinin istinaf iddia ve itirazlarının yerinde olmadığı görülmektedir. Bu durumda yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olduğu..." gerekçesiyle davacı ... vekili ve asli müdahil ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dosyaya delil olarak sundukları emlak beyanında taşınmazın bina vasfıyla gösterilmesinin davacının yanlış yönlendirilmesinden kaynaklandığını, emlak vergilerinin dava konusu taşınmaza ait olduğunu, 25.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının sunduğu parselasyon evrakının dava konusu taşınmazı kapsadığı hususunun belirtildiği ancak bu raporun hükme esas alınmadığını, davacı ...'in mahallenin eski muhtarı olup kötüniyetli olduğunu, gerek diğer davacı gerekse asli müdahilin taşınmazla olan bağlarını ispat edemediklerini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı ...'in kullanım olgusunu ispat edemediğini, müvekkilinin satın aldığı yer içerisinde dava konusu 7 parsel sayılı taşınmazın da olduğu hususunun toplanan delillerden anlaşıldığını, dinlenen tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, davacının taşınmazı iradi olarak terk etmediğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve asli müdahil ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz eden ...'dan alınmasına,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL nin temyiz eden ...'den alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.