"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1721 E., 2023/1750 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/259 E., 2022/174 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 3 44... parsel sayılı 4.276,11 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "bu parsel üzerindeki zeytin ağaçları ... oğlu ...'a aittir. Bu parsel 2. derece doğal sit sınırları içinde kalmaktadır" şerhleri yazılmak suretiyle tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş iken, ...'un itirazı üzerine komisyon kararıyla taşınmazın zeytinli tarla vasfıyla davalı ... adına tespitine karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastro çalışması ilk defa 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca 1965 yılında Gelinöldü serisi olarak 4 no.lu orman tahdit komisyonu tarafından fotogrametrik ve yersel metot kombinasyonuyla yapılmıştır. ... Mahallesi mülki sınırları içinde bulunan tahdidi kesinleşmiş ormanlarda 6831 sayılı Kanun'un 2896 sayılı Kanun ile değişik 2. madde çalışmaları ve ilk orman tahdidinin aplikasyonu 1 no.lu orman kadastro komisyonunca 1985 yılında yapılmış ancak ilan edilmediğinden kesinleşmemiştir. Aynı köyde 1987 yılında 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde çalışmaları yapılmış ve 30.10.1987 tarihinde ilan edilerek yasal ilan süresi sonunda kesinleşmiştir. Aynı köyde 6831 sayılı Kanun'un 9. maddesi kapsamında “orman tahdit veya kadastrosu yapılıp kesinleşmiş yerlerde, vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hatalar” düzeltme çalışmaları, 98 no.lu orman kadastro komisyonu tarafından 2015 yılında bitirilmiş, 26.05.2015 tarihinde ilan edilmiş ve yasal ilan süresi sonunda kesinleşmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, taşınmazın imar-ihya edilmediğini, taşınmazın çamlık çalılık vasfında olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk tesis kadastrosunun yapıldığı 1972 yılında orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakıldığı, bitişiğindeki tapulu 3 44... parselle bir bütün halinde ...'a ait iken oğlu ... 'ye kaldığı, 1980'li yılların başında ... 'nin dava konusu yer ile birlikte 3 44... parseli ... ...'na sattığı, akabinde de davalının keşif sırasında beyanında belirttiği üzere 1984 yılında bu yeri satın aldığı ve etrafındaki 160 dönüm alanı ormandan kiraladığı, ancak imar planı çıkmadığı için dava konusu yerle ilgilenmeyi bırakıp İstanbul ...'daki ... Oteli yaptığı, bilirkişi raporunda da beyanla paralel nitelikte dava konusu yerin 1974 yılı itibariyle maki ve çalılıkların temizlendiği üzerinde zeytin ağaçlarının bulunduğu, 1992 yılından itibaren ise imar-ihyanın bırakılmaya başlandığı, arazide zeytin ağaçları dışında orman emvali ürün ile maki ve çalılıkların yoğun olarak kapalılık arz etmeye başladığı, aynı durumun 20 09... tarihli hava fotoğraflarında da devam ettiği, 2021 yılına kadar aynı şekilde zeytin ağaçları dışında orman emvali ürün ile maki ve çalılıkların yoğun olarak kapalılık oluşturduğu, iradi terkin gerçekleştiğinin anlaşıldığı, yine dava konusu 3 44... parselin 6831 sayılı Kanun kapsamında toprak ve su rejimi açısından muhafaza karakteri taşıdığı ve orman sayılan makilik alanlardan olduğu, bu nedenle zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro komisyon tutanağı tespitinin iptali ile zeytinli tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın kadastro komisyon tutanağı tespitinin (komisyon kararının) iptali ile taşınmazın Hazine adına tespit ve tapuya tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edilmesi karşısında, dava konusu taşınmazın komisyon kararının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar vermek gerekirken, komisyon tutanağı tespitinin iptali ile taşınmazın zeytinli tarla vasfı ile Hazine adına tespitine karar verilmesi yerinde değilse de, dosyada davacı Hazine vekilinin istinaf itirazının olmaması, bu hususun kamu düzenine ilişkin görülmemesi, dosyada 3402 sayılı Kanun'un 30/2. madde koşullarının da bulunmaması nedeniyle, bu yönden mahkeme kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm kurulmasının mümkün olmadığı belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul, yasa ve maddi gerçeğe aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman sınırının dışında kaldığını, davada orman iddiası bulunmadığı gibi Orman İdaresinin de dosyada taraf olmadığını, taşınmazın eylemli olarak ve evvelinde ormanla alakasının olmadığını, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde belirtildiği üzere 20 yılı aşkın bir süre ile nizasız ve fasılasız olarak devam ettiğini, taşınmazdaki imar ve ihya faaliyetlerinin 1972 tapulamasından sonra 1974 yılına kadar tamamlandığını belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.