"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/24 E., 2023/66 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, İzmir ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 1 95... ve 1 62... parsel sayılı sırasıyla 3.029, 52... .23 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle; 1 95... parsel sayılı taşınmaz davalı ... adına; 1 62... parsel sayılı taşınmaz ise davalı ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; taşınmazların davacıların murisi ...'e ait olduğuna ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak, her bir parsel için ayrı ayrı tespite itiraz davası açmıştır.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda 15.07.2014 tarihli ve 2011/16 Esas, 2014/50 Karar sayılı kararı ile "...her ne kadar dosyamızda 23.12.2013 tarihli celse gereği keşif ara kararı verilerek davacılara keşif masrafını yatırması için kesin süre verilmiş ise de davacılar kesin süre içinde keşif masrafını yatırmamışlar ve keşif delilinden vazgeçmişlerdir. 07.04.2014 tarihli celsede davalı taraflara keşif masrafını yatırıp yatırmayacağı sorulmuş ve duruşmada keşif yapılmadan karar verilmesini talep etmişler ve dosyadaki mevcut delillerle karar verilmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleşen ... Kadastro Mahkemesinin 2011/17 Esas sayılı dosya kapsamında davacılar dava konusu yerin ...'e ait olduğunu iddia etmiş ise de dosya kapsamında dava konusu yerin hudutları okunduğunda 1 40... parsel sayılı taşınmazın hudutlarındaki kişilerin ve yolların halen mevcut olan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/552 Esas, 2005/49 Karar sayılı dosya kapsamında davacıların dava dilekçesindeki 3 nolu yer olduğu anlaşılmış ve ... Asliye Hukuk Mahkemesi dava dosyası kapsamında bu taşınmazın paylaşılmadığından davacıların davalarının kabulüne karar verilmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleşen ... Kadastro Mahkemesinin 2011/18 Esas sayılı dosya kapsamında davacılar ... ilçesi ... köyü, 1 39... parsel sayılı taşınmazın ...'e ait olduğunu ve ölümünden sonra paylaşılmadığını iddia etmiş ise de dosya arasında bulunan 20.08.1991 tarihli noter satış senedinden de anlaşılacağı üzere ...'in sağlığında ..., ... ve ...'e sattığı anlaşılmıştır. ..., ... ve ...'in belli bir süre sonra yerleri kendi aralarında bölüştüğü de kadastro tutanağından anlaşılmaktadır. Ayrıca dosya arasında bulunan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/552 Esas ve 2005/49 Karar sayılı dosyası kapsamında bulunan taşınmazların mevki ve hudut olarak da 1 39... parsel sayılı taşınmaza da uymamaktadır. Dosya kapsamından anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazı muris ... sağlığında taşınmazı devrettiğinden dolayı davacıların davası reddedilmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleşen ... Kadastro Mahkemesinin 2011/19 Esas sayılı dosya kapsamında davacılar dava konusu 1 62... parsel sayılı taşınmazın muris ...'e ait olduğunu iddia etmişler, yapılan yargılama sonucunda dava konusu 1 62... parsel sayılı taşınmazın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/552 Esas ve 2005/49 Karar sayılı dosyasında davacıların yerinin 5 nolu taşınmaz olduğu dosyada hudutlar ile komşu kadastro tutanaklarının çakıştırılması sonucu anlaşılmıştır. ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararındaki mevcut durumunun aksini ispatlayan somut deliller davalı tarafından sunulmadığından dava konusu yerin muris ...'e ait olduğu ve vefatından sonra paylaşılamadığı anlaşılarak davacıların davasının kabulüne karar verilmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleşen ... Kadastro Mahkemesinin 2011/20 E sayılı dosya kapsamında davacılar 1 32... parsel sayılı taşınmazın muris ...'e ait olduğunu söylemiş ise de dosya kapsamında bulunan 20/08/1991 tarihli noter satış senedinde 2 numaralı taşınmaz olduğu, hudutları okunduğunda dosyada bulunan mevcut komşu kadastro tutanakları ile uyuştuğu anlaşılmıştır. Murisin sağlığında bu taşınmazı satıp devrettiği anlaşılarak davacıların davasının reddine karar verilmiştir. Mahkememiz asıl dosyası kapsamında davacılar dava konusu 1 95... parsel sayılı taşınmazın muris ...'e ait olduğunu iddia etmişler, dosya kapsamında dava konusu yerin mevkii, hudut, kadastro tutanağı ve ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/552 Esas ve 2005/49 Karar sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde dava konusu yerin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/552 Esas ve 2005/49 Karar sayılı dosya kapsamındaki davacıların dava dilekçesindeki 1 nolu yer olduğu anlaşılmıştır. Bu mahkeme kararı ve tüm dosyadaki deliller değerlendirildiğinde dava konusu yerin muris ...'e ait olduğu ve ölümünden sonra paylaşıldığına ilişkin davalı tarafın yeterli somut delil ortaya sunmayıp ispatlayamadığı..." gerekçesiyle davanın kabulüne dava konusu 1 95... ve 1 62... parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin iptali ile davacılar adına miras payları oranında ve geriye kalan payın tespit malikleri adına tesciline, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... ve ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.03.2016 tarihli ve 2016/3065 Esas, 2016/2929 Karar sayılı ilamı ile "...Dava; kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Davacılar, çekişmeli temyize konu taşınmazların miras bırakanları ...'den geldiği, mirasçılar arasında taksim yapılmadığı iddiasına dayanarak miras payları oranında adlarına tescil kararı verilmesi istemiyle dava açmışlardır. Davalılar ... ve ..., çekişmeli taşınmazları satın aldıklarını, satışa dair senetleri bulunduğunu ve zilyetliğin kendilerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece, davacı tarafın keşif avansını verilen süreye rağmen yatırmadığı, böylelikle keşif delilinden vazgeçtiği ancak ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/552 Esas ve 2005/49 Karar sayılı dava dosyasından ve toplanan diğer delillerden temyize konu taşınmazların davacıların murisi ...'e ait olduğu ve terekesinin taksim edilmediğinin anlaşıldığı ve davalı tarafın da ileri sürdüğü savunmaları ispat edemediği gerekçesiyle davanın davacıların miras payları oranında kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davalılar, davacıların murisi ...'in terekesine göre üçüncü kişi konumundadırlar. Mahkemenin hükme esas aldığı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/552 Esas ve 2005/49 Karar sayılı dava dosyası, ... mirasçıları arasında görülen ve taşınmazların haksız kullanımından kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olup, eldeki dosyada davalı olan ... ve ...'in taraf olmaması nedeniyle davalılar açısından kesin hüküm teşkil etmesi ya da bağlayıcı olması düşünülemez. Öte yandan, mahkemece davacı tarafın verilen kesin süreye rağmen keşif avansını yatırmadığı gerekçesiyle bir kısım tanıklar duruşmada dinlenmiş, davalı tarafın dayandığı satış senetlerin çekişmeli taşınmazlara aidiyeti ve zilyetliğin kimde olduğu keşfen belirlenmeden karar verilmiştir. Tarafların iddia ve savunmalarının takdiri, ihtilafın gayrimenkule ilişkin olması karşısında dosyada keşif yapılmasını zaruri kılmaktadır. Somut olayda; 23.12.2013 tarihli keşif ara kararı, ihtilafın çözümü açısından gerekmemesine rağmen keşfe ormancı ve ziraatçı bilirkişi alınmasına karar verilmiş olması nedeniyle usulsüzdür. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle tarafların gösterdikleri tüm deliller toplanmalı, davacı tarafa yeniden usulüne uygun olarak süre verilerek keşif avansını yatırması istenmeli, keşif avansının yatırılmamasının sonuçları davacı tarafa keşif ara kararı ile ihtar edilmeli, keşif avansı yatırıldığı takdirde taşınmazlar başında yeniden fen bilirkişisi, mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin katılımı ile keşif yapılmalı, her bir taşınmaza ilişkin olarak mahalli bilirkişiler ve tanıklardan; çekişmeli taşınmazların öncesi, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, taşınmazları hangi tarihten beri kimin ne şekilde kullandığı, davacı tarafın dayandığı ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/552 Esas ve 2005/49 Karar sayılı dava dosyasındaki bilgiler okunarak dosyadaki dava konusu yerlerin çekişmeli taşınmazlar olup olmadığı, davalı tarafın ileri sürdüğü savunmaların doğru olup olmadığı, bu kapsamda davalıların dayandığı satış senetlerdeki bilgiler okunarak çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadıkları hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde bütün tespit bilirkişileri dinlenerek, beyanların çelişmesi halinde ise yüzleştirme yapılarak çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, fen bilirkişinden keşfi takibe elverişli ve kayıt uygulamasını gösterir şekilde rapor alınmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 20.03.2018 tarihli ve 2016/22 Esas ve 2018/8 Karar sayılı kararı ile "...Asıl dava ve birleşen dosyalarımız ile birlikte dava dosyası 5 parsel üzerinden yürütülmekte iken Mahkememiz tarafından 15.07.2014 tarihinde verilen 2011/16 Esas ve 2014/50 Karar sayılı ilam Yüksek Yargıtay Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi neticesinde dava konusu iki parsel (1 95... parsel ve 1 62... parsel) hakkında verilen hüküm bozulmuş fakat dava konusu diğer üç parsel (1 40... parsel, 1 39... parsel ve 1 32... parsel) hakkında verilen verilen hüküm kesinleşmiştir. Şu an eldeki dava 1 95... parsel ve 1 62... no.lu parsel üzerinden devam etmektedir. Belirtilen iki parsel üzerinden yapılan yargılama da; 24.10.2017 tarihli celse gereği keşif ara kararı verilerek davacılara keşif masrafını yatırması için kesin süre verilmişse de davacılar kesin süre içinde keşif masrafını yatırmamışlar ve keşif delilinden vazgeçmiş sayılmışlardır. 20.03.2018 tarihli celsede davalı taraflara keşif masrafını yatırıp yatırmayacakları sorulmuş, davalılar beyanında, keşif masrafını yatırmayacaklarını, keşif yapılmadan karar verilmesini, neticeden davanın reddini talep etmişlerdir. Bu itibarla dosyadaki mevcut delillerle karar verilmiştir. 1 62... parsel açısından; Mahkememiz dosyası ile birleşen 2011/19 Esas sayılı dosya kapsamında davacılar dava konusu 1 62... parsel sayılı taşınmazın muris ...'e ait olduğunu iddia etmiş ve bu maksatla tapulama tutanağının iptali ile miras hisseleri oranında adlarına tescilini talep etmişlerdir. Fakat yapılan yargılama neticesinde içinde dam, kargir ev ve avlusu bulunan 153,23 m² yüzölçümünde dava konusu 1 62... no.lu parselin evvelinde muris ...'e ait olduğu, muris ...'in vefatı ile çocuklarının dava konusu taşınmazı 17.12.1996 tarihli satış senedi ile ...'e satmış oldukları, 10.12.2007 tarihli satış senedi ile de ...'in davalı ...'e satmış olduğu dosyada bulunan mevcut delillerden anlaşılmaktadır. Ayrıca muris ... 1996 yılında vefat etmiştir. Davacılar davayı 2011 yılında açmışlardır ve 1996 yılından 2011 yılına kadar geçen süre içerisinde dava konusu taşınmaz ... ve akabinde davalı ... tarafından zilyetlikle kullanılmış, bu kullanım süresinde alınan tanık beyanlarına göre mirasçılar arasında hiç bir niza ve olumsuzluk yaşanmamıştır. Bu durum yani uzun süreli zilyetlikle kullanım neticesinde mirasçılar arasında hiç bir nizanın yaşanmaması mirasçılar arasında rizai taksim yapıldığına kanıt oluşturmaktadır. Neticede 15 yıl gibi uzun bir kullanım neticesinde hiç bir nizanın yaşanmamış olması tarafların yapılan taksime rıza gösterdiğinin de bir göstergesidir. Ayrıca davacılara ait başka parsellerle ilgili miras hisselerinin satışına ilişkin sözleşmeler dosyada bulunmaktadır. (21.04.1991 tarihli satım sözleşmesi-ölü ... mirasçıları satıcı olarak görülüyor, 1 95... parselin satışına ilişkin) bu tür sözleşmelerin varlığı davacıların miras kalan mallar hakkında gerçekleşen her türlü zilyetlik - alım satım gibi durumlardan haberdar olduklarının ve bu hususa ilişkin rızalarının olduğunun kanıtıdır. Ayrıca davacının verilen kesin süre içerisinde keşif avansını yatırmamış olması ve akabinde keşif delilinden vazgeçmiş sayılması, dosyada mevcut deliller ile itiraz etmiş olduğu tapulama tutanağının aksini ispatlama olanağını ortadan kaldırmıştır. Davacı iddiasını ispatlayamamıştır. Bu sebeple davacıların davasının reddine karar verilmiştir. 1 95... parsel açısından; Mahkememizin asıl dosyası kapsamında davacılar dava konusu 1 95... parsel sayılı taşınmazın muris ...'e ait olduğunu iddia etmiş ve bu maksatla tapulama tutanağının iptali ile miras hisseleri oranında adlarına tescilini talep etmişlerdir. Fakat yapılan yargılama ve özellikle dosyamıza incelenmek üzere getirilen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/552 Esas sayılı dosyası, ... Noterliğinden tanzim 07.06.1990 tarihli ve 8679 yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile ... mirasçılarına ait 21.04.1991 tarihli satış sözleşmesi incelendiğinde, dava konusu 1 95... parsel sayılı taşınmazın, esasen güney kısmının kök muris ...'in eşi ...'ye atasından miras kaldığı, kuzey kısmının ise muris ... tarafından eşi ... kardeşlerinden satın alınmak suretiyle mülk edinildiği, daha sonradan kök muris ...'in eşi ...'nin 1989 yılında vefat etmesi ile ... belirtilen parseldeki yerinin ... ve çocukları ile birlikte 6 hisseye bölündüğü, kök muris ...'in 1 95... parsel sayılı taşınmazda kendisine ait kuzey kısmı ile eşinden kalan hisseyi yani tüm hissesini ... Noterliğinden tanzim 07.06.1990 tarihli ve 8679 yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile ...'e sattığı, davalılarında kendi hisselerini 21.04.1991 tarihli satım sözleşmesi ile satmış oldukları dosyada mevcut satım sözleşmelerinden anlaşılmaktadır. Yani 1 95... parsel sayılı taşınmazda bulunan kök muris ...'e ait hisseler ... tarafından sağlığında noter senedi ile satılmıştır. Murisin sağlığında bu taşınmazı satıp zilyetliğini devrettiği..." gerekçesiyle davanın reddine 1 95... ve 1 62... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.04.2021 tarihli ve 2018/3119 Esas, 2021/3411 Karar sayılı ilamı ile "...Mahkemece, keşif masrafına ilişkin olarak takdir edilen gider avansının iki haftalık kesin süre içerisinde yatırılması için davacı tarafa süre verildiği ve gerekli ihtar yapıldığı halde verilen süre içerisinde gider avansının yatırılmaması nedeniyle davacının delilinden vazgeçmiş sayıldığı ve mevcut delil durumuna göre de davanın ispat edilemediği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesinin davacı aleyhine uygulanabilmesi için ispat külfetinin kendisine düşmesi gerekir. Davacı taraf, çekişmeli taşınmazların, kök murisleri ...’den intikal ettiğini ve terekesinin taksim edilmediğini ileri sürerek miras payı oranında adlarına tescil istemiyle dava açmıştır. Davalı ..., davacı tarafın iddia ettiği gibi, taşınmazın öncesinin ...'e ait olduğunu kabul etmekle birlikte; davacı tarafın miras payının, mirasçı ...’e satıldığını kendisinin de ...’den satın aldığını, davalı ... ise davacı tarafın miras payının eşi olan mirasçı ...’e satıldığını, kendisine de eşi tarafından devir olunduğunu iddia etmişlerdir. Başka bir deyişle, davacı tarafın da iddia ettiği şekilde taşınmazların kök muris ...’den kaldığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, 1996 yılında ölümünden sonra murisin terekesinin geçerli bir şekilde taksim edilip edilmediği, taksim yapılmış ise taşınmazın kime düştüğü ve kimin kullanımında olduğu, mirasçılar arası satın alma ya da bağışlama olup olmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Taksime, satışa ya da bağışlamaya ilişkin ihtilaflarda ispat yükü, kural olarak, bu olguları iddia eden tarafa aittir. Somut olayda, ... terekesinin taksim edilip edilmediği, pay satışı veya bağışı suretiyle taşınmazların mirasçıların bir kısmına geçip geçmediği, geçmiş ise bu mirasçının payını davalılara devir edilip edilmediği hususlarının da davalı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca, ispat yükü kendisine düşmeyen davacı tarafa, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca keşif giderine ilişkin olarak yapılan ihtar usulsüzdür. O halde İlk Derece Mahkemesince, davalı taraftan iddiasına ilişkin delilleri de sorulmalı, bundan sonra davalı tarafça masrafı karşılandığı takdirde keşif yapılıp, toplanmış ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkememiz asıl dosyası kapsamında davacılar dava konusu 1 95... parsel sayılı taşınmazın muris ...'e ait olduğunu iddia etmişler ve miras hisseleri oranında yer talep etmişlerdir. Mahkememizce 10.07.2023 tarihinde keşif yapılmış ve keşif neticesinde 11.07.2023 tarihli bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Keşifte ... 1. Noterliğinin 8679 yevmiye numaralı 07.06.1990 tarihli noter evrakı ve ekleri, 21.04.1991 tarihli "mülkiyet satış senedi" adlı belge, 18/10/2007 tarihli "mülkiyet satış senedi" adlı belge uygulanmıştır ve alınan bilirkişi raporunda da ilgili evrakların kapsadığı alanlar belirtilmiş olup, üç evrakın da dava konusu 1 95... parselle ilgili olduğu anlaşılmıştır. Dinlenen tanıklar ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak dava konusu taşınmazın bir kısmının muris ...'e ait olduğu geri kalan kısmının ise eşi ... 'e ait olduğu, ... 'in 1989 yılında vefat ettiği ve mirasının bölüşüldüğü anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmazın muris ...'e ait olan kısmının bilirkişi raporunda da gösterildiği gibi, ...'in sağlığında ... Noterliğinin 8679 yevmiye numaralı 07.06.1990 tarihli noter evrakı ile davalının eşi olan ...'e sattığı, davacı ...'ün davalı ...'e yönelik davasından 15.052017 tarihli dilekçesiyle feragat ettiği, diğer davacıların da ... 'den gelen 1 95... parseldeki haklarını 21.04.1991 tarihli "mülkiyet satış senedi" adlı belge, 18.10.2007 tarihli "mülkiyet satış senedi" adlı belge ile davalı ve eşi olan ... sattığı, tapulama esnasında da ...'in dava konusu yerdeki hakkını eşi davalı ...'e devrettiği anlaşılarak davacıların davasının reddine karar verilmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleşen ... Kadastro Mahkemesinin 2011/19 Esas sayılı dosya kapsamında davacılar dava konusu 1 62... parsel sayılı taşınmazın muris ...'e ait olduğunu iddia etmişler ve miras hisseleri oranında yer talep etmişlerdir. Mahkememizce 10.07.2023 tarihinde keşif yapılmış ve keşif neticesinde 11.07.2023 tarihli bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Keşif esnasında dinlenen ... ve ... beyanlarında muris ...'in mirasını taksim etmek için toplandıklarında bir kısım mirasçıların taksime katılmadığını beyan etmişlerdir. Murisin miras olarak yalnızca dava konusu 1 62... parseli miras bıraktığını, başkaca mirasının olmadığını beyan etmişlerdir. Mahalli ve tespit bilirkişileri de murisin vefat edene kadar dava konusu taşınmazı kendisinin kullandığını beyan etmişlerdir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un uyarınca usule uygun miras taksim sözleşmesi için tüm mirasçıların katılımı zorunludur. Tüm dosyadaki deliller değerlendirildiğinde dava konusu yerin muris ...'e ait olduğu ve ölümünden sonra paylaşıldığına ilişkin davalı tarafın yeterli somut delil ortaya sunmayıp ispatlayamadığı..." gerekçesiyle 1 95... parsel yönünden davanın reddine taşınmazın tespit gibi tesciline, 1 62... parsel yönünden davanın kabulüne, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/380 Esas ve 1998/382 Karar sayılı ...'in veraset ilamındaki paylar oranında 420 pay kabul edilerek; 21 payın davacı ..., 12 payın davacı ..., 12 payın davacı ..., 12 payın davacı ..., 12 payın davacı ..., 12 payın davacı ... adlarına ve geriye kalan 339 payın davalı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1 95... parsel sayılı taşınmaz yönünden verilen kararın dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge, beyan ve delillere uygun düşmediğini, delilleri arasında yer alan ecrimisil dosyasının dikkate alınmadığını, terekeye ait taşınmazın taksim edilmediğini ispat ettiklerini ve bu taşınmaz yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1 62... parsel sayılı taşınmazın mirasçılar arasında yapılan taksimle mirasçı ...'a bırakıldığını ve davalının taşınmazı ...'dan satın aldığını, davacıların miras paylarına az bedel düşmesi nedeniyle kötü niyetli olarak maddi menfaat temin etmek maksadıyla işbu davayı açtıklarını, davanın bu taşınmaz yönünden reddi gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz eden davacılar ve davalı ...'den ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.