"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1548 E., 2023/1669 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/200 E., 2022/108 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 2 32... parsel sayılı 4.494,40 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "Bu parsel 1. derece doğal sit sınırı içinde kalmaktadır. Bu parsel üzerindeki zeytin ağaçları ... oğlu ...'e aittir." şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş iken, re'sen kadastro komisyonu kararıyla zeytinli tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde çok az sayıda zeytin ağacının bulunduğunu, kısmen çalılık olduğunu, taşınmazda herhangi bir kullanımın bulunmadığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın irsen intikal ve taksim sonucu müvekkiline kaldığını, müvekkilinin de 1986 yılından bu yana taşınmazı aralıksız ve nizasız zeytinlik vasfıyla kullandığını, yaşları 70... arası olan zeytinlerin bakımını ve hasadını yaptığını, taşınmazın sınırlarının belirgin olup 60-70 yıllık kuru taş duvar ile çevrili bulunduğunu, müvekkili lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarında taşınmazın eğiminin % 25 olduğunun belirtildiği, toprak muhafaza karakteri taşıdığı, zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 2 32... parsel sayılı taşınmazın 28.09.2020 tarihli kadastro komisyon tutanağının iptali ile taşınmazın zeytinli tarla vasfıyla davacı Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu, ancak zeytinli tarla niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilen taşınmaz üzerinde bulunan ve tespit tarihinden önce davalı tarafından yetiştirilen zeytin ağaçlarının davalıya ait olduğu yönünde 3402 sayılı Kanun'un 19/2 maddesi gereğince beyanlar hanesine muhdesat şerhi yazılmaması ve ilk tespit tutanağında taşınmazın 1. derecede doğal sit alanında kaldığı tespit edilmesine rağmen bu hususların beyanlar hanesinde gösterilmemesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, dava konusu Muğla ili Bodrum ilçesi ... Mahallesi 2 32... parsel sayılı taşınmazın 08.09.2020 tarihli kadastro komisyon kararının iptali ile taşınmazın zeytinli tarla vasfıyla davacı Hazine adına tesciline, tutanağın beyanlar hanesine "Taşınmaz 1. derece doğal sit sınırları içinde kalmaktadır ve üzerindeki 17... -40 yaşlarındaki zeytin ağaçları ... oğlu ...'e aittir" şerhlerinin yazılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda uzun yıllar hiçbir tarımsal faaliyetin yapılmadığını, taşınmazın terk edildiğini, istinaf incelemesi sonucu verilen kararda hukuki yarar ve davalının zilyetliğine dair somut delil olmadan raporun aksine İlk Derece Mahkemesi kararına ekleme yapılarak yeniden hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, ayrıca 4706 sayılı Kanun'un 5. maddesinin son fıkrası uyarınca taşınmaz üzerindeki muhdesatın Hazineye ait olacağını belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu 81 dönüm miktarındaki arazinin çalılık ve taşlık iken müvekkilinin murisi tarafından 1950 yılında kullanıma açıldığını, murisin emek ve masraf sarf ederek taşınmazı temizleyip sürdüğünü, bakımını yaptığını, üzerindeki ağaçları aşıladığını, ayrıca birçok zeytin ağacı diktiğini ve imar-ihyasını tamamladığını, taşınmazın eğimli olması nedeniyle teraslama yaptığını, ilk tesis kadastrosu sırasında 30 dönümünün tapulandığını, kalan kısmın ise 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi kapsamında yapılan çalışmada tespit gördüğünü, fakat davacı Hazinenin bir bütün olarak aynı sınır duvarı içinde bulunan, tamamen aynı özelliklere sahip taşınmazlardan sadece 8.000 m²lik alan için dava açtığını, bu durumun da hakkaniyete, usul ve kanuna aykırı olduğunu, taşınmazın taksim sonucu müvekkiline kaldığını, müvekkilinin 2000'li yıllara kadar taşınmaz üzerinde tarım yaptığını, taşınmazın makineli tarıma elverişli bulunmaması, doğa koşulları nedeniyle tarım faaliyetlerine iradesi dışında son vermek durumunda kaldığını, ancak taşınmazın ve ağaçların bakımını, hasadını yapmaya devam ettiğini, bilirkişi raporlarında zilyetlikle kazanma koşullarının çok önceden oluştuğunun, taşınmazın orman vasfında olmadığının tespit edildiğini, keşif sırasında alınan beyanların da bu durumu doğruladığını, buna rağmen dayanaksız bir şekilde salt yorumla karar verildiğini, taşınmazlar içindeki duvar ve terasların 70 yıl önce yapıldığını, taşınmazda 1985 yılına kadar kesintisiz en az 25 yıl boyunca tarım yapıldığını ve zilyetlikle kazanma koşullarının 1970'li yıllarda oluştuğunu, o tarihten beri taşınmazın malik sıfatıyla kullanıldığını, taşınmazın imar ve ihyasının tamamlandığını, hükmün usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın müvekkili adına tescilinin gerektiğini belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.