"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/465 E. 2022/773 K.
SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
KARAR : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Hükümlü hakkında Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.12.2022 tarihli ve 2022/465 Esas, 2022/773 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 11.05.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 17.01.2025 tarihli ve 2024/17064 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9892 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre,
1- Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13/09/2021 tarihli ve 2019/8201 esas ve 2021/8593 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen kişilere bu karara karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin bildirimi içermeyen tebliğin geçersiz olduğu, bu karara karşı başvurulacak kanun yolu, mercii, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği, somut olayda şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında itiraza ilişkin kanun yolu, mercii ve süresinin gösterilmediği anlaşılmakla; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesi uyarınca "kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğunun" gösterilmemesi suretiyle sanığın yanıltıldığı, böylece erteleme kararı kesinleşmediğinden usulüne uygun yapılmış tedavi ve denetim faaliyetinden söz edilemeyeceği gibi ihlâl oluşturan eylemden de bahsedilemeyeceği, bu nedenle kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, mahkemesince durma kararı verilerek, geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması hâlinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesinde,
2- Kabule göre de,
Dosya kapsamına göre, sanığın inceleme konusu 12/04/2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca 07/11/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve şüpheli hakkında 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın infazı için 10/11/2014 tarihinde Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce şüphelinin müdürlüğe başvuru yapmadığının bildirilmesi üzerine, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılarak açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 esas, 2015/33429 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması gerektiği, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanık hakkında davaya devam olunacağı nazara alındığında,
6545 sayılı Kanun’la yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmenin dava şartı olarak düzenlendiği, somut olayda 27/11/2014 tarihinde Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı yazısının şüpheliye tebliğ edildiği, yasal süre zarfında şüphelinin müracaat etmemesi üzerine dosyanın kapatılmasına karar verilerek Adana Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, şüphelinin anılan Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmemesini takiben yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin kabul edilebilmesi için şüpheliye yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen başvuruda bulunmadığı veya yeniden yükümlülük ihlâlinde bulunduğu takdirde denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar ettiğinin kabul edilebileceği cihetle, kovuşturma şartı olan ısrar şartının gerçekleşmemesi nedeniyle durma kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A.Şüpheli hakkında, 12.04.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 07.11.2014 tarihli ve 2014/46808 Soruşturma, 2014/832 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği,
B. Şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile erteleme kararının kaldırıldığı, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 05.02.2015 tarihli ve 2014/46808 Soruşturma, 2015/2801 Esas, 2015/2300 sayılı iddianamesi ile Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli ve 2015/87 Esas, 2015/394 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 08.05.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği,
D. Sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemine ilişkin Gaziantep 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.07.2020 tarihli ve 2020/242 Esas, 2020/336 Karar sayılı kararının ihbarı üzerine hüküm açıklanarak Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.12.2022 tarihli ve 2022/465 Esas, 2022/773 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62... . maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 11.05.2023 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,
Sanık hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, sanığa anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymadığından veya erteleme kararını ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; mahkemesince, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre ise; sanığın inceleme konusu 12.04.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca 07.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve şüpheli hakkında 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın infazı için 10.11.2014 tarihinde Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce şüphelinin müdürlüğe başvuru yapmadığının bildirilmesi üzerine, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılarak açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de,
6545 sayılı Kanun’la yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmenin dava şartı olarak düzenlendiği, somut olayda 27.11.2014 tarihinde Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı yazısının şüpheliye tebliğ edildiği, yasal süre zarfında şüphelinin müracaat etmemesi üzerine dosyanın kapatılmasına karar verilerek Adana Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, şüphelinin Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvuruda bulunmaması ile yüklenen yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin kabul edilebilmesi için şüpheliye yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen başvuruda bulunmadığı veya yeniden yükümlülük ihlâlinde bulunduğu takdirde denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar ettiğinin kabul edilebileceği, kovuşturma şartı olan ısrar şartının gerçekleşmemesi nedeniyle durma kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.12.2022 tarihli ve 2022/465 Esas, 2022/773 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.01.2026 tarihinde karar verildi.