Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

8. Ceza Dairesi

Dosya2024/26356 E. 2026/210 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2024/3619 E. 2024/3777 K.

SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. İlk Derece Mahkemesi Kararı

İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.08.2024 tarih ve 2024/337 Esas, 2024/312 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 52, 54, 58... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis ve 20.000TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 17.10.2024 tarihli ve 2024/3619 Esas, 2024/3777 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanık ve müdafiinin temyiz istemi;

Suçun unsurlarının oluşmadığına, yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, psikolojik rahatsızlığı nedeniyle cezasında indirim yapılması gerektiği, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, takdiri indirim hükmünün uygulanması gerektiği ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Sanık ve müdafiinin aşamalarda 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca akıl hastalığına ilişkin herhangi bir iddiada bulunmamaları, mahkemenin bu hususta harici gözleminin olmaması, sanığın güncel adli sicil kaydında kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün bulunması, temyiz aşamasında sunduğu rapor içerisinde, antisosyal kişilikte anksiyete bozukluğundan bahsedilmekle birlikte, 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında akıl hastalığının varlığına ilişkin bir tespitin yapılmamış olması karşısında bu hususun araştırılmasının dosyaya yenilik getirmeyeceği anlaşılmıştır.

Ceza Genel Kurulunun 15.06.2004 tarihli ve 107-1 36... .03.2012 tarihli ve 387-75 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında da belirtildiği üzere uyuşturucu madde bulundurmanın, kullanma maksadına matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı kriterler bulunmaktadır.

Bunlardan ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir.

İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya iş yerinde bulundurmaktadır.Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler hâlinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir.

Üçüncü kriter de, bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktardır.Uyuşturucu madde kullanan kimse genelde bir ya da benzer etki gösteren iki değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Bu nedenle değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar ve amfetamin içeren tabletleri birlikte bulunduran sanığın bunları satmak amacıyla bulundurduğu kabul edilebilir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir.Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları göz önüne alarak, birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları hâlinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.

Yukarıda sayılan kriterlerle birlikte somut olay değerlendirildiğinde, istihbari bilgi üzerine olay günü sanığın ikametinde, kullanımında olan odunlukta ve aracında yapılan aramalarda bir kısmı toplu halde, bir kısmı paketlenmiş vaziyette THC ihtiva eden ve esrar elde edilmesine elverişli kenevir bitkisi ve 12 adet pregabalin içeren kapsülün ele geçtiği, suça konu maddeleri kullanmak amacıyla bulundurduğunu beyan eden sanığın savunmasının aksine uyuşturucu madde ticareti yaptığına, bu maddeleri satmak veya bir başkasına vermek gibi kullanmak dışında bir amaçla bulundurduğuna dair delil bulunmadığı, ele geçirilen uyuşturucu maddelerin niteliği gözetiliğinde kişisel kullanım sınırlarında kaldığının anlaşılması ve bu maddeleri başkalarına sattığına ya da verdiğine dair delil elde edilememesi karşısında eylemin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde uyuşturucu madde ticareti suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Kabule göre ise;

Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan ilamın “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçuna ilişkin olduğu, yargılamanın yenilenmesi yolu talebinin kabulü ile yeniden yargılamaya devam edildiği, sanık hakkında yargılamanın yenilenmesi sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 17.10.2024 tarihli ve 2024/3619 Esas, 2024/3777 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Tutuklulukta geçirdiği süre ve bozma kararının gerekçesine göre sanığın dava konusu uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse derhal salıverilmesi için Adana Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.01.2026 tarihinde karar verildi.

§