"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/2432 E., 2024/1455 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2024 tarihli ve 2023/194 Esas, 2024/164 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 62, 52, 53, 54, 58... . maddeleri uyarınca 12... ay hapis cezası ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümleri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, duruşma açılmadan verilen 18.09.2024 tarihli ve 2024/2432 Esas, 2024/1455 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Sanığın Temyiz İstemi
Sanıktan kan ve idrar tahlili alınmadığı, uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri kurye olarak taşıdığına ya da bu maddelerin satışını yaptığına dair dosya kapsamında herhangi bir somut delil ve ihbar bulunmadığı, yalnızca uyuşturucu madde kullandığına, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilememesi karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık lehine değerlendirme yapılması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre; olay tarihinde çarşı ve mahalle bekçilerinin rutin devriye görevlerini ifa ettikleri sırada, sanığın durumundan şüphelenilerek durdurulduğu, sanığa üzerinde suç unsuru bulunup bulunmadığının sorulması üzerine, suça konu uyuşturucu maddeleri çarşı ve mahalle bekçilerine teslim ettiği, bu suretle sanığın atılı suçu işlediği iddiasına ilişkin olayda;
Tüm dosya kapsamı, olay, yakalama ve el koyma tutanakları, kriminal rapor, tutanak tanıklarının beyanları ile sanığın savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, suçun yasal unsurlarının oluştuğuna dair kabulde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenebilmesi bakımından, çarşı ve mahalle bekçilerinin olay tarihinde arama yetkisinin bulunup bulunmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir.
18.06.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7245 sayılı ... ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nun 7. ve 8. maddelerinde, bekçilere; makul sebebin varlığı hâlinde durdurma ve kimlik sorma, tehlike oluşturan eşya bulunduğuna dair yeterli şüphe hâlinde el ile dıştan kontrol dâhil gerekli tedbirleri alma yetkileri tanınmış ise de;
Anayasa Mahkemesi’nin 22.03.2023 tarihli ve 2020/59 Esas, 2023/53 Karar sayılı kararı ile, Kanun’un 7/6. maddesinin birinci cümlesi iptal edilmiş, iptal hükmünün 01.03.2024 tarihinde yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Bu iptal ile birlikte, bekçilere durdurdukları kişilerin üstünü ve eşyasını elle dıştan kontrol etme yetkisi veren düzenleme yürürlükten kalkmış, bu dönemde bekçilerin üst ve eşya araması yapamayacağı, şüphe hâlinde genel kolluğa haber vermekle yetinmeleri gerektiği kabul edilmiştir.
İptal kararından sonra, 30.11.2024 tarihli kanun değişikliği ile 7245 sayılı Kanun’un 7/6. maddesi yeniden düzenlenmiş ve bekçilere;
“Durdurulan kişi üzerinde veya araçta silah ya da kişinin kendisinin veya başkasının yaşamını tehlikeye sokabilecek bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı hâlinde, kendisine veya başkasına zarar verilmesini önlemek amacıyla kişiler üzerinde yoklama suretiyle el ile dıştan kontrol yapma” yetkisi tanınmış; ancak üst ve araç araması yapılamayacağı, elbisenin çıkarılmasının veya araçta görünmeyen bölümlerin açılmasının istenemeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır.
Somut olayda; 29.05.2023 tarihinde, görevli çarşı ve mahalle bekçileri tarafından şüphe üzerine durdurulan sanığın kimlik tespiti yapılmış, sanığa üzerinde suç unsuru olup olmadığının sorulması üzerine sanık, eşofmanının bel kısmında uyuşturucu madde bulunduğunu beyan ederek, söz konusu maddeleri herhangi bir arama yapılmaksızın ve kendi rızasıyla görevlilere teslim etmiştir. Suça konu uyuşturucu maddelerin; sanık hakkında yazılı arama emri veya arama kararı bulunmadığı bir aşamada ve ancak arama kararıyla elde edilebilecek bir yerde bulunmasına rağmen, arama kararı alınmadığı aşamada ve bekçilerin bu hususta ne şekilde hareket edeceklerinin bilinmediği bir safhada sanığın kendi rızası ile teslim ettiğinin anlaşılması nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 192/3. maddesi uyarınca indirim yapılmak suretiyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 18.09.2024 tarihli ve 2024/2432 Esas, 2024/1455 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.01.2026 tarihinde karar verildi.