"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/556 E., 2022/902 K.
SUÇ : 6136 sayılı Kanun'a aykırılık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.01.2022 tarihli ve 2021/269 Esas, 2022/33 Karar sayılı kararıyla; sanık hakkında 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun'un (6136 sayılı Kanun) 12/1. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43/1, 52. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis ve 12.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 29.03.2022 tarihli ve 2022/556 Esas, 2022/902 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin çıkartılarak sonuç cezanın 5 yıl hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Cumhuriyet savcısının temyiz istemi;
Sanık hakkında fiili kesinti olması nedeniyle 6136 sayılı Kanun'un 12/1. maddesinin iki kez uygulanması gerektiğine dair sanık aleyhine temyiz talebinde bulunmuştur.
2. Sanık müdafiinin temyiz istemi;
Sanığın suç işleme kastının olmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın atılı suçu işlemediğine, hukuka aykırı delillerle karar verildiğine, yeterli delil olmadığına, gerekçeli kararının eksik ve hatalı olduğuna ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya kapsamına göre; sanık hakkında edinilen istihbari bilgiler doğrultusunda iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirine başvurulduğu, bu kapsamda sanığın tanık C.Y. ve tanık S.Ö.'ye farklı tarihlerde silah satışı yapmak suretiyle atılı suçu işlediği iddia edilen olayda;
6136 sayılı Kanun’un 12. maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için yer verilen seçimlik hareketlerden biri, “Kanun kapsamına giren ateşli silahları satmak, satmaya aracılık etmek veya bu amaçla bulundurmak” fiilleridir. Açıklanan seçimlik hareketlerden “satma”, "satım akdi" niteliğinde olup; tarafların karşılıklı irade beyanları doğrultusunda bir eşyanın mülkiyetinin el değiştirmesidir. Sanığın, 14.11.2020 tarihinde alıcı C.Y.'ye 1 adet silah sattığı ve silahı teslim ettiği, bu olaydan sonra 18.12.2020 tarihinde alıcı S.Ö.'ye 1 adet silah sattığı ve silahı teslim ettiği bu olayların görevli polis memurlarınca yapılan teknik takip sonucu belirlendiği, soruşturmanın devamında ise sanığın ikametinde 09.04.2021 tarihinde yapılan aramada ise birden fazla silah, fişek ve silah parçalarının ele geçirildiği sanığın bu suretle 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçunu işlediği anlaşılmıştır.
Sanığın farklı zamanlarda farklı kişilere silah satması şeklinde gerçekleşen eylemlerin, bireysel nitelikte tek bir silah satma eylemi olarak vasıflandırılamayacağı kuşkusuzdur. Bunun ötesinde, sanığın gerçekleştirdiği her bir silah satım eyleminin farklı zamanlarda, farklı kişilere ve farklı şekillerde gerçekleştiği hususu, eylemin vasıflandırılmasında dikkate alınmalıdır. Bu cihetle, gerçekleştirilen fiillerin, 6136 sayılı Kanun’un 12/1. maddesinde tanımlanan kanuna aykırı şekilde silah satma fiili ile korunan, ''izinsiz silahların yayılmasının ve toplumun silahlanmasının önlenmesine ilişkin'' hukuki yararı birden çok defa ihlal ettiği tartışmasızdır. Öte yandan Dairemizin yerleşik içtihatlarında, aynı Kanun’un 13. maddesinde düzenlenen silah taşıma veya bulundurma fiillerinin, taşıma veya bulundurma hareketlerinin nitelikleri gereği süreklilik arz ettiği ve bu nedenle teselsülü bünyesinde barındırdığı, bu suçlar yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına elverişli olmadığı kabul edilmektedir. Ancak, Kanun’un 12. maddesinde düzenlenen ''silah satma suçu'' bakımından ise aynı durum geçerli değildir. Gerçekten, satım akdinin gerçekleşmesi suretiyle oluşan “silah satma” seçimlik hareketi, alıcı ve satıcı arasında icap ile kabulün gerçekleşmesi ve silahın teslim edilmesi ile tamamlanan ani bir suç niteliğindedir. Bu itibarla, bir kez dahi olsa satım akdinin tamamlanması ile silah satma suçu gerçekleşmiş olacaktır. Açıklanan nedenlerle, silah satma suçu niteliği gereği süreklilik arz etmeyen ve bünyesinde teselsülü barındırmayan bir suç olup, bu suç yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını engelleyici bir halde bulunmamaktadır.
Türk Ceza Kanunu’nun 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suçun oluşabilmesi için, bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden çok fiilin bulunması, bu fiillerin her birinin aynı suçu oluşturması ve aynı suçun birden çok defa işlenmiş olması gerekmektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği ve doktrinde de benimsendiği üzere, zincirleme suç hâlinde ortada birden çok fiil ve birden çok suç mevcuttur. Ancak bu birden çok suç, tek bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirildiğinden, ceza politikası gereği bu suçlar için tek ceza verilmekte, bununla birlikte verilecek ceza belirli bir oranda artırılmaktadır. Bu itibarla, hukuka aykırı şekilde yasak nitelikteki silahların satılması eylemlerinin, öncelikle bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususu her somut olay bakımından belirlenmeli; sonucuna göre failin eylemlerinin zincirleme suç kapsamında mı değerlendirileceği veya tek bir suç mu ya da birbirinden bağımsız ayrı suçlar mı oluşturduğu hususu gerekçeleriyle birlikte ortaya konularak, sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında, inceleme konusu davada sanık hakkında istihbari bilgi, iletişimin tespiti tutanakları ve akabinde yapılan fiziki takipler, cep telefonunda kayıtlı bulunan değişik silahlara ait fotoğraf kayıtları, tutanak mümziilerin beyanı, sanığın ev aramasında ele geçirilen suç eşyalarının niteliği ve kriminal raporlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın farklı zamanlarda, farklı kişilere yönelik olarak gerçekleştirdiği birden çok silah satma fiillerinin, eylemleri arasında fiili ve hukuki kesinti olmaması nedeniyle iki ayrı suç olarak kabul edilemeyeceği; ancak 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinde belirtilen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 29.03.2022 tarihli ve 2022/556 Esas, 2022/902 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca bozma sebebine göre, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2026 tarihinde karar verildi.