Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

Dosya2025/939 E. 2026/187 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/71 E., 2024/210 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 13.01.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde duruşma talebiyle hükmü temyiz eden davalı vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ve davalının baba bir kardeş olduklarını, tarafların babalarından kalan bir kısım taşınmazlar için davalı ile davacı arasında 11.10.19 84... .11.1980 tarihli satış sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmelere istinaden davalının taşınmazlardaki hisselerini davacıya bedeli karşılığında devrettiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazları otuz seneden beri ekip biçmek suretiyle kullandığını ileri sürerek dava konusu taşınmazlardaki davalıya ait payların iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı, davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin ilk kararında; dava konusu sözleşme geçerlilik şartına uygun olmadığından davacının ödemiş olduğu bedelin iadesi yönünde talepte bulunabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin 13.06.2022 tarihli kararında, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

Dairemizin 22.01.2024 tarihli ve 2022/5291 Esas, 2024/376 Karar sayılı ilâmında; 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinde mirasçıların terekede bulunan taşınmazlar hakkında düzenleyecekleri sözleşmelerin açıkça adi yazılı şekle tâbi olacağının düzenlendiği, ancak terekeye üçüncü kişi konumunda olup mirasçı olmayanlara ilişkin miras payının devrine yönelik yapacakları sözleşmelerin ne şekilde düzenleneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, sözleşmelerin resmî şekle tâbi olacağına dair yorumun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 11. maddesine ayrılık oluşturacağı ve hakkaniyete uygun düşmeyeceği gerekçesiyle yazılı şekilde yapılan miras payının devri sözleşmesinin geçerli olduğu, davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği belirtilerek hükmün bozulmasına karar vermiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlâmına Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davanın kabulüne karar vermiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili; mirasçı olmayan üçüncü kişilere pay temlikine dair sözleşmelerin resmî şekilde yapılması gerektiği,

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1996 yılına ait bir kararında bu hususun açıkça belirtildiğini, sözleşmedeki imzaların davalıya ait olmadığını, bu hususta inceleme yapılmadığını, davaya dayanak yapılan senetlerin içeriklerinin birbiri ile örtüşmediğini, ikinci senette satışa konu parsellerin hangileri olduğu hususunun boş bırakıldığını, belirtmiştir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, miras payının devri sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 40.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§