"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1655 E., 2024/1780 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mustafakemalpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/1097 E., 2021/677 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların kök muris ...'ın varislerden ...'ın, davalıların ise varislerden ... ..'ın mirasçıları olup kök muris ...'nın 24.02.1987 tarihinde ölümü ile taraflara intikal etmiş taşınmazlardan .. ilçesi, .. Köyündeki 1437 parseldeki miras hissesinin 1/4'ünün 2 milyon ETL bedelle davalıların murisi ... .. .. tarafından 02.12.1987 tarihli sözleşmeyle davacıların murisi ...'e satıldığını, hatta 01.04.1988 tarihinde de hisseyi tapuda devretmeyi vaadettiğini, fakat davacıların bugüne kadar devir yapmaya yanaşmadıklarını, 23.08.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı noter aracılığıyla davalılara gönderilen ihtarnameden de bir sonuç alamadıklarını belirterek; öncelikle davalılar murisi adına kayıtlı 1/4 hissenin iptali ile davacılar adına tescilini, tescil talebi yerinde görülmezse dava konusu taşınmazın 1/4 hissesinin dava tarihi itibariyle belirlenecek gerçek değerinin müspet zarar olarak davalılardan tahsilini, tescil ve müspet zarar talepleri de yerinde görülmez ise denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanacak menfi zararlarının yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili ve davalı ... aynı içerikle vermiş oldukları dilekçelerinde; sözleşmedeki imzaların gerçek olmayıp sözleşmede tahrifat yapıldığını, sözleşmenin ... tarafından imzalanmamış olup daktilo ile doldurulduğunu, .. .. ve ...’ın soyisimlerinin ise el ile daha sonradan yazıldığını, sözleşmeyi imzalayan ... ve ...’ın böyle bir sözleşmeyi hatırlamadıklarını ve imzaların kendilerine ait olmadığını, sözleşmenin geçerli bir hisse devir sözleşmesi olmadığı gibi paylı olarak tapuya kayıtlı taşınmazlarda miras payının devri sözleşmesi yapılamayacağını, zamanaşımı süresinin de dolmuş olup taşınmazın zilyetliğinin davacıların murisine devredilmediğini, şarta bağlı yapılan dava konusu sözleşmedeki bozucu şartın 01.04.1988 tarihinde gerçekleştiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Türk Medeni Kanununun 677. maddesi uyarınca, miras payının devrine ilişkin sözleşmelerde geçerlilik şartı yazılı şekil olup taraflar arasındaki sözleşmenin bu şekil şartına uygun yapıldığı, ancak sözleşme içeriği incelendiğinde, davacıların murisi ... ...'ın sözleşmeyi imzalamadığı; bu durumda devrin ivazsız olması hâlinde, yalnızca payını devredenin imzasının bulunması yeterli kabul edilebilecekse de, devrin ivazlı olması hâlinde sözleşmede her iki tarafın imzasının da bulunması gerekip sözleşmedeki imza eksikliği nedeniyle dava konusu sözleşmenin geçersiz olduğu, sözleşme geçerli olsa dahi davalıların murisi ... ... ... tarafından pay devrinin iştirakin çözülmesi hâlinde yapılacağı ve 01.04.1988 tarihine kadar ikrarlık verilmediği takdirde satış bedelinin davacılar murisine iade edileceğine ilişkin sözleşmeye bozucu şart getirildiği, bozucu şart gerçekleşmesi halinde geçerli bir hukuki işlemi sona erdirip hükümsüz hale getiren işlem olup somut olayda sözleşme geçerli olsa dahi, davalılar murisinin 01.04.1988 tarihine kadar tapu devrini gerçekleştirmemesi nedeniyle bozucu şart gerçekleşmiş olmakla bu tarih itibariyle davacı tarafça sadece ödenen bedelin iadesinin istenebileceği, dolayısıyla davacılar tarafından davalılara yönelik tapu iptali ve tescil talebinde bulunulamayacağı, müspet veya menfi zararın tazminine ilişkin olarak ise; bozucu şartın 01.04.1988 tarihinde gerçekleştiği ve davacı tarafın bedelin iadesini isteme hakkının bu tarihte doğduğu, bu tarihin üzerinden ise 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği..." gerekçesiyle; davacının tapu iptal tescil talebinin reddine, davacının müspet veya menfi tazminat talebinin ise zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; ödemeyi yapan davacılar murisinin imzasının bulunmamasının sözleşmeyi geçersiz kılmayacağını, imzanın bulunmadığını ileri sürmenin dürüstlük kuralına aykırı olacağını, zira üzerine borç alan kimsenin imzasının aranması gerektiğini, tapuda ferağ yükümlülüğü olanın ise sözleşmede imzasının bulunduğunu, bozucu şartın gerçekleştiği gerekçesiyle tescil talep edilemeyeceği şeklindeki gerekçenin hatalı olduğunu, zira geçerliliğin bozucu şarta bağlanmadığını, cezai şartın söz konusu olduğunu, ferağ verilmediği takdirde sözleşmenin fesholunacağının sözleşmede yazılı olmadığını, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmiş olması hâlinde o sözleşmeye geçerlilik tanınması gerektiğini, öte yandan 01.04.1988 tarihinde sözleşme bedelinin de iade edilmediğini, hem parayı alıp hem de tapuyu devretmeyen davalının kendi eksik ediminden kendi lehine netice çıkartamayacağını, zilyetliğin devredilmiş olması sebebiyle zamanaşımının da işlemeyeceğini, zamanaşımının işlemeye başlama tarihinin ise satış bedelinin verildiği tarih olmayıp sözleşme geçersiz olsa da satıcının rıza ve ihtiyarı ile taahhüdünü her zaman getirebileceği göz önüne alınarak bunun ifasını beklemek durumunda bulunan alıcı için zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarihin ancak taşınmazın tapuda ferağ ümidinin ortadan kalktığı veya ifanın imkansız hâle geldiği tarih itibariyle olabileceğini, ferağ imkanı bulunan her durumda eğer zilyetlik devredildiyse zamanaşımının işlemeyeceğini, zamanaşımının başlangıcının ise sözleşme ya da temlik için kararlaştırılan tarih değil tapuda ferağ ümidinin kalktığı tarih olup ihtarnameye cevap verilmemesi üzerine davacıların ferağ ümitlerinin kalmadığını belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Miras payının devri sözleşmesi 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 677. maddesinde düzenlenmiş olup anılan hükme göre; "Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır..." Buna göre; açılmış miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği için adi yazılı şekil yeterli olup resmî yazılı şekil koşulu aranmamaktadır. Hatta Yargıtay, açılmış miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği için sadece devredenin imzasının bulunmasını da devrin geçerli olması için yeterli saymaktadır. Bir başka deyişle sözleşme; tek taraflı irade bayanı şeklinde olsa da ve sadece devredenin imzasını taşısa da sonuç doğuracaktır. Sözleşmede, alıcının imzasının bulunmaması sonuca etkili değildir. Ancak; sözleşmede parmak izi ya da mühür kullanılması hâlinde, parmak izi ve mühür usulüne uygun şekilde onaylanmalıdır. (Ömer Uğur Gençcan, Miras Hukuku, Ankara 2020, s.1350-353.)
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa bakıldığında; dava konusu .. ili, .. ilçesi, .. Mahallesi, 1437 parsel sayılı tarla nitelikli taşınmaz tarafların ortak murisi ... adına tapuda kayıtlı iken ölümü üzerine tapuda intikal işlemi yapıldığı, 02.12.1987 tarihli miras payının devri sözleşmesinin tarafları olan satıcı ... ile alıcı ...'in ise kayıt maliki ...'ın elbirliği hâlinde mirasçısı oldukları tapu kayıtlarının incelenmesi üzerine anlaşılmıştır. Elbirliği mirasçıları arasında 4721 sayılı Kanunun 677. maddesine dayalı olarak "miras payının devri sözleşmesi" yapılması olanaklıdır. Ne var ki sözleşmede, satıcının imzası var ise de alıcının imzası bulunmamaktadır. Bu hâli ile sözleşme, terk taraflı irade beyanı şeklinde olsa da ve sadece devredenin imzasını taşımakta ise de bu husus sonuca etkili olmayıp diğer unsurları içermesi koşuluyla anılan sözleşme hüküm ve sonuç doğuracaktır. Hâl böyle iken, yukarıda yazılı açıklamalara aykırı olarak sözleşmenin tek yanlı irade beyanı niteliğinde olup buna bağlanacak bir sonuç bulunmadığı gerekçesiyle Mahkemece tescil isteminin reddine karar verilmesi doğru olmayıp hatalı hukuki değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.