"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/255 E., 2025/176 K.
Taraflar arasındaki muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tenkis davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 13.02.2025 gün ve 2024/4196 Esas, 2025/764 Karar sayılı ilâmı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin mirasbırakanı ..'ın 28 71... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın zilyetlik ve haklarını .. .. Noterliğinin 21.09.2984 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile satış göstermek suretiyle oğulları olan davalılar .. ve ..'a devrettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, davalıların .. Büyükşehir Belediye Başkanlığına başvurarak 25.03.1996 tarihinde taşınmazdaki 1/4'er payları adlarına tescil ettirdiklerini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binayı inşa ederek mirasbırakan anneleri ile birlikte yaşamaya başladıklarını, annelerine baktıklarını, davacıların ise ilgilenmediklerini, ölünceye kadar bakıp sahip çıkmalarının karşılığı olarak mirasbırakanın zilyetlik hakkını 250.000,00 TL bedelle kendilerine devrettiğini, taşınmazdaki işgalci sıfatlarının sona erdirilmesi için gereken bedeli ödeyerek taşınmazı satın aldıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 20.06.2013 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 20.06.2013 tarihli kararının süresi içinde davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.06.2014 tarihli ve 2013/21788 Esas, 2014/11292 Karar sayılı kararında belirtilen “...Mahkemece, taşınmazlar üzerindeki zilyetlikten ibaret olan hakkın devrine ilişkin gizli sözleşmede hiçbir şekil koşulu söz konusu olmadığından mülkiyet devir ve teslimle geçeceğinden tapusuz taşınmazın muvazaalı şekilde bağış yoluyla devir ve teslim edildiğine yönelik tapu iptal davasının dinlenme olanağı olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacıların muris muvazaasına ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. Tenkis taleplerine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Somut olayda Mahkemece yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırma yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemece, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.06.2014 tarihli ve 2013/21788 Esas, 2014/11292 Karar sayılı ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda 17.02.2021 tarihli karar ile "davacıların tapu iptali ve tescil istemi yönünden; Yargıtay kararında bozma hususu yapılmadığı için yeniden hüküm verilmesine yer olmadığına, davacıların tenkis istemi yönünden davanın kabulü ile 142.551,30 TL'nin davalılardan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, 142.551,30 TL'nin davalılardan tahsili ile davacı ...'a verilmesine" karar verilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
Mahkemenin 17.02.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14.06.2021 tarihli ve 2021/1916 Esas, 2021/3281 Karar sayılı ilâmında özetle; "... Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini, tenkis alacağına dair usulüne uygun olarak düzenlenmiş bilirkişi raporu alındığını söyleyebilme olanağı yoktur. Hâl böyle olunca, uzman bilirkişlerden usulüne uygun olarak düzenlenmiş, hükme ve denetime elverişli rapor ile; öncelikle sabit tenkis oranının belirlenmesi, mirasbırakanın davalı tarafa kazandırdığı malların (sabit tenkis oranına göre) değerinde azalma olmaksızın bölünüp - bölünemeyeceğinin tespit edilmesi, tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünemezliği ortaya çıktığı takdirde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 564. maddesindeki tercih hakkı gündeme geleceğinden bu hususun değerlendirilmesi, sabit tenkis oranı bulunmadan (tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmesinin mümkün olmadığı tespit edilmeden) seçimlik hakkın kullanılamayacağı, tercih yapılmış ise de bu tercihin sonuç doğurmayacağı nazara alınarak, doğru zamanda davalılara yeniden tercih hakkını kullanmaları için süre verilmesi, 11.11.19 94... /4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu taşınmazın karar tarihindeki veya karar tarihine en yakın tarihteki rayice göre değerini gösterir rapor alınması, bundan sonra ihlal edilen saklı payın bilirkişilerce tespit edilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
C. Bozmaya uyularak verilen karar
Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacıların tapu iptali ve tescil talebi yönünden Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14.06.2021 tarih ve 2021/1916 Esas, 2021/3281 Karar sayılı ilâmı dikkate alınarak yeniden karar verilmesine yer olmadığına, tenkis talebi yönünden davanın kabulü ile 2.515.086,25 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e, 2.515.086,25 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... ...'a verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Dairemizin 13.02.2025 tarihli ve 2024/4196 Esas, 2025/754 Karar sayılı ilâmı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacılar vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle;
1. Bozma kararı ile ilk hükmün tüm sonuçları ile birlikte ortadan kalktığını,
2. Mahkemece, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma kararında gösterilen esaslar dairesinde işlem yapılarak hüküm tesis edildiğini ve davalılar lehine usuli kazanılmış haktan bahsedilemeyeceğini,
3. Tenkis davasının hesap davası niteliği taşıdığını,
4. Lehlerine sonuçlanan 17.02.2021 tarihli kararı temyiz etmelerinde hukuki yarar bulunmadığını, beyan etmektedir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tenkis istemine ilişkindir.
Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dâhi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; usul kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir."
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilâmına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde, uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK'nun 21.01.2004 gün ve 2004/10-44 Esas, 19 Karar; 03.02.2010 gün ve 2010/4-40 Esas, 2010/54 Karar sayılı kararları).
Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 11.11.1994 tarihli ve 1994/4 Esas, 1994/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...Tenkis sonunda kurulacak eda hükmünde malın bölünebilirliği halİnde taksime karar verilecektir.
...Taraflardan birinin tercihine göre mal varlıklarında meydana gelen değişikliğin azalması ve çoğalması mahfuz hisse kuralının amacı ile bağdaşmamaktadır. Mahfuz hisse kuralı ile kanunun tayin ettiği mirasçıların muayyen oranda mal varlığına kavuşması amaçlandığına göre, bunun korunması zorunludur. Şu halde enflasyonist baskıların oluştuğu dönemlerde Medeni Kanun'un 506. maddesinde gösterilen Nakti, Medeni Kanun'un 454. maddesinde yer alan tasarruf nisabının belirlenmesi ile ilgili kurallarla belirlemenin, hakkaniyet ile bağdaşmadığı açıkça ortaya çıkmıştır. Şu hâlde taraflardan birinin amaç dışı zenginleşmesine yol açacak çözüm yollarından kaçınmak zorunludur. Çağdaş hukuk, tam karşılığı verilmeden elde edilen kazançları korumamaktadır. (B.K.21, 63, 63).
...Medeni Kanun'un 454. maddesinde yer alan hükmün yalnızca tasarruf nisabının belirlenmesine mahsusu olduğu, Medeni Kanun'un 506. maddesi uyarınca değerinde azalma olmasızın sabit tenkis oranına göre, bölünmesi mümkün olmayan bir mala ilişkin tasarrufun tenkisi gerekmesi halinde, bölünmezliğin belirlenmesinden sonra, aynı hüküm uyarınca kullanılan seçimlik hak ile taraflardan birinin diğerindeki nakit alacağının belirlenebilir ve muaccel hale geldiği; böylece 'vücudu nihayet bulmuş olan' (B.K.61) sağlar arası tasarruflarda davalının, ölüme bağlı tasarruflarda davacının haksız iktisabının oluştuğu, Medeni Kanun'un 506. maddesi uyarınca aynen teslim edilmeyen malın iadesi gerektiğinin (B.K.61) anlaşıldığı an olan tercih hakkının kullanıldığı andaki tam değerinin ödenmesinin haklar dengesine (B.K.43, M.K.4) uygun düşeceği kabul edilmiştir."
Dairemizin 2022/5207 Esas, 2023/947 Karar ve 20.02.2023 tarihli kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 11.11.1994 tarih ve 1994/4 Esas, 1994/4 Karar sayılı kararında bölünmesi mümkün olmayan bir mala ilişkin tasarrufun tenkisi gerektiğinde tercih hakkının kullanılmasından sonra nakit alacağın belirlenebilir ve muaccel hale geldiği aksi yorumun davalının haksız zenginleşmesine sebebiyet vereceği, aynen teslim edilmeyen malın iadesinin gerekmesi halinde tercih hakkının kullanıldığı andaki tam değerin ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir. Buradan hareketle tenkis alacağının hesaplanmasında; taşınmazın vasiyet alacaklısının tercih hakkını kullanarak malın kendisinde kalmasını, tasarruf edilebilir kısmı nakit olarak ödemek istediği halde taşınmazın değeri üzerinden tasarruf edilebilir kısmın bulunması gerekir. Dolayısıyla tercih hakkı ile bu bedelin muaccel olacağı da dikkate alınarak Mahkemece bozma öncesinde taşınmazlar üzerinden hesaplanan rayiç değer ile birlikte bozma sonrası gayrimenkulün değerlenmesi nedeniyle tenkis alacağının yükseleceği de kuşkusuzdur. Tenkis alacağının da tercih hakkı ile muaccel olacağı ile birlikte taşınmazın tasarruf edilebilir kısmını ödemek isteyen davalı lehine de usuli kazanılmış hakkın da gündeme gelmeyeceği açıktır..."
Dairemizin 28.10.2021 tarihli ve 2021/3319 Esas, 2021/2431 Karar sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir; " ...Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 743 sayılı Medeni Kanun'un 506. maddesindeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz..."
Somut olayda, Mahkemenin her bir davacı için 142.551,30’ar TL tenkis bedeline hükmettiği 17.02.2021 tarihli kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, davacılar vekili tenkis miktarına itiraz etmemiştir. Bozma ilâmına uyularak verilen mahkemenin 11.06.2024 tarihli kararı ile; davacıların tapu iptali tescil talebi yönünden Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14.06.2021 tarih ve 2021/1916 Esas, 2021/3281 Karar sayılı ilâmı dikkate alınarak yeniden karar verilmesine yer olmadığına, terditli talebi yönünden davanın kabulüne, 2.515.086,25’er TL tenkis bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararın bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece; bir kısım davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, "...Mahkemenin 17.02.2021 tarihli kararı ile davalılar aleyhine her bir davacı için 142.551,30'ar TL tenkis alacağına hükmedilmiş, Mahkeme kararı sadece davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş ve bozma ilâmına Mahkemece uyulmuştur. Bu durumda hükmü temyiz etmeyen davacılar yönünden davalılar aleyhine hükmedilecek alacak miktarı 142.551,30'ar TL'yi geçemez. Mahkemece, önceki hükmü temyiz eden davalılar aleyhine olacak şekilde davacılar lehine 2.515.086,25'er TL'ye hükmedilmesi usuli kazanılmış hakkın ihlâli niteliğinde olup yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş,..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de, tenkis bedeli, usulüne uygun sabit tenkis oranının belirlenmesini müteakip; tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde doğacak olan tercih hakkının kullanılması ile muaccel olacaktır.
Hâl böyle olunca, (14.06.2021 tarihli) bozma kararı öncesinde muaccel olmuş bir tenkis bedelinden söz edilemeyeceği için, davalılar lehine usuli kazanılmış hak da oluşmayacaktır.
Açıklanan nedenlerle; Mahkemesinin 11.06.2024 tarihli kararının usul ve kanuna uygun olduğu gözetilmek suretiyle, onanmasına karar verilmesi gerekirken, bozulmuş olması doğru görülmediğinden, davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin KABULÜNE,
Dairemizin 13.02.2025 tarihli ve 2024/4196 Esas, 2025/764 Karar sayılı bozma ilâmının kaldırılmasına, Mahkeme kararının ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan karar düzeltme harcının istek hâlinde iadesine,
Alınması gereken 171.805,54 TL onama harcının bir kısım davalılara yükletilmesine, peşin alınan harcın bundan mahsubuna,
21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.