"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/440 E., 2025/240 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacının mirasçısı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1 00... parsel sayılı arazinin 1979 yılından bu yana zilyedi olduğunu, taşınmaza birtakım muhdesatlar yaptığını, müvekkiline ait 11... parselden 30 yıl önce Belediyece yol geçirilmesi karşılığında kendisine 1 00... parsel sayılı taşınmazda kullanmakta olduğu 3000 m² alanlı kısmın ifrazen 1 00... ve 29 parsel olan taşınmazların verildiğini ve yaklaşık 35 yıl önce zilyetliklerinin devredildiğini belirterek, 1 00... ve 29 parsel sayılı arazinin davalı üzerindeki hissenin iptalini ve tapu miktarı üzerinden iptali ile müvekkil adına ifrazen ve müstakilen 3000 m² olarak tapuya tesciline karar verilmesini, olmadığı taktirde tapuya hisseli olarak tesciline karar verilmesini, ayrıca taşınmaz üzerindeki muhtesatların değerlerinin tamamının güncel değerinin tespiti ile davacıya ödenmesine ve ödeninceye kadar davacı lehine hapis hakkı tanınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.03.2016 tarihli kararı ile davacı tarafın davalı Belediye ile 06.08.1997 yılında takas yaparak dava konusu 1 00... parsel ile dava dışı 35 parseli kapsayacak şekilde anlaştığı, bu tarihten itibaren davacı tarafın zilyetliği kendisine devredilen parselleri toprak dolgusu yapmak ve sera olarak kullanmak suretiyle zirai faaliyette bulunduğu ve bu faaliyetinin aralıksız olarak devam ettiği, ayrıca eklemeli zilyetlik yolu ile kendisine devredilen zilyetliği nizasız ve aralıksız olarak ekonomik amaca uygun bir şekilde devam ettirdiği ve zilyetlik koşullarının oluştuğu ayrıca davalılardan Belediye tarafından sulhname ile taşınmazın devrinin taahhüd edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 1 00... parsel sayılı 2000 m² miktarlı taşınmazın davalı Belediye adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya dair istemin reddine, 29 parsel yönünden açılan davanın reddine, 35 parsel yönünden açılan bir dava bulunmadığından bu parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemece verilen 24.03.2016 tarihli kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.06.2020 tarihli 2016/22025 Esas, 2020/2743 sayılı ilâmında; "...Davalı vekilinin 1 00... parsele yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; öncelikle 36... parselin ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile tapu kaydının ve kadastro tutanağının dosyaya getirtilmesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı hususunun üzerinde durulması gerekir.
Diğer yandan; bilindiği üzere, mülga 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 70... .07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18/e maddesinde Belediye Meclisinin “…Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması halinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisi…” konularında karar vereceği düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra 5393 Sayılı Yasa'nın 34/g maddesinde de “…Taşınmaz mal satımına, trampasına ve tahsisine ilişkin meclis kararlarını uygulamak; süresi üç yılı geçmemek üzere kiralanmasına…” Belediye Encümeni tarafından karar verileceğini belirten hüküm uyarınca, Belediye Meclisi taşınmaz satımında Belediye Encümenine yetki verebilir. 1580 sayılı Kanun'un 70... . maddelerine yorum getiren gerek adli gerekse idari yargı kararlarında belediye taşınmazlarının satışına karar verme yetkisinin, belediye meclislerine ait olduğu ilkesi benimsenmiş ve yargısal uygulama istikrar kazanmış iken bu defa 13.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 Sayılı Yasa ile 1580 sayılı Belediye Kanunu iptal edilmiş ve 5393 sayılı Yasa'nın 18/e ve 34/g maddesi hükmü ile belediyeye ait taşınmazların satışı yine belediye meclisinin kararına bağlı kılınmış, meclisin kararı doğrultusunda belediye encümeninin tasarrufa yetkili olduğu benimsenmiştir.
Somut olayda, davacı vekilince dosyaya sunulmuş 06.08.1997 tarihli Belediye Başkanı ... ... tarafından imzalanan belgede her ne kadar, 1 00... parsel sayılı taşınmazda 3000 m² yerin ...’a verilmek üzere ayrıldığı, tapu işlemlerinin devam etmekte olduğu ve ileride kendisine tapunun verileceği belirtilmiş ise de, bahsi geçen belge az yukarıda ifade edilen usul izlenmeksizin belediye başkanının tek başına böyle bir tasarrufta bulunma yetkisi olmadığından satış, takas vs. niteliğinde değildir ve geçersizdir. Dolayısıyla 36 parsele ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru değildir.
Davalı vekilinin 1 00... parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece hükme esas alınan raporda 29 parselin değerinin belirlenmediği hâlde, davalı lehine hangi miktar üzerinden hesaplandığı anlaşılamayan 25.150,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "...dava konusu 1 00... parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan incelemede: davacı vekilince dosyaya sunulmuş 06.08.1997 tarihli Belediye Başkanı ... ... tarafından imzalanan belgede her ne kadar, 1 00... parsel sayılı taşınmazda 3000 m² yerin ...’a verilmek üzere ayrıldığı, tapu işlemlerinin devam etmekte olduğu ve ileride kendisine tapunun verileceği belirtilmiş ise de, salt belediye başkanının tek başına böyle bir tasarrufta bulunma yetkisinin olmadığı, belediye başkanının imzalamış olduğu belgenin usulüne uygun düzenlenmediği, 1 00... parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan değerlendirmede ise; gerek belediye ile yapılan takas neticesinde bu yerin davacı tarafa verilmediği, davacı tarafın bu taşınmaz yönünden herhangi bir zilyetliğinin bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Mirasçı ... temyiz dilekçesinde özetle;
1. Davalı ile takas işlemi yapıldığını, belediyece verilen resmî yazı bulunduğunu,
2. Takas işlemi yapıldığında taşınmazın tapusunun bulunmadığını, 2007 tarihinde belediye adına tescil edildiğini, taşınmazın tapusu bulunmadığından menkul hükmünde olduğunu, bu nedenle zilyetlik devri yapıldığını, taşınmazın 45 yıldır ailesince kullanıldığını,
3. Davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığını,
4. Kadastro Kanununun 13. maddesi gereğince; tapu dışı satış tarihinden itibaren 10 yıl geçmiş ise satışın geçerlilik kazanacağını,
5. Benzer durumdaki komşularına tapularının verildiğini, bu durumun Anayasadaki eşitlik ve mülkiyet haklarına aykırılık oluşturduğunu,
6. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, davalı Belediyenin başkanınca imzalanan 06.08.1997 tarihli belgeye ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı açılan tapu iptali ve tescil, muhdesat bedeline yönelik alacak, ödeme yapılıncaya kadar davacı lehine hapis hakkı tanınması istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birisinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, davacının muhdesat bedeline yönelik istemine ilişkin bir karar verilmemiş ise de bu aşamada temyiz eden tarafından itiraz konusu yapılmadığının anlaşılmasına göre; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı mirasçısı ...'ın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.