"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/504 E., 2025/388 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı .. .. .. .. Sistemleri A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, maliki olduğu 584 sayılı kadastral parselin imar uygulamasına tâbi tutularak 75 69... sayılı imar parselinin davacı adına, 75 69... ve 3 sayılı imar parsellerinin davalılar adına paylı olarak tescil edildiğini, imar işleminin idari yargıda iptal edildiğini belirterek 584 sayılı kadastral parselin ihyasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 08.12.2022 tarihli kararında; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Dairemizin 25.04.2024 tarihli ve 2023/2058 Esas, 2024/2196 Karar sayılı ilamında; yasa değişikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulü gerektiğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirtmiştir.
3. Davalı .. Makina Plastik Boru Sistemleri A.Ş vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafından açılan dava reddedildiği halde davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmediğini, yargılama giderlerinin iadesine karar verilmediğini, bu hususların hatalı olduğunu dile getirmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastral parselin ihyası istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
6100 sayılı HMK'nın 326. maddesi gereğince kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm kurulan taraftan alınmasına karar verilir.
Somut olayda; imar uygulamasının davalıların eylemi dışında kamu gücü eliyle yapılmış olması ve davanın da reddine karar verilmesi nedeniyle zorunlu olarak davada taraf olan gerçek kişilerin, davanın reddi halinde davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaları mümkün değildir.
Öte yandan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (1) sayılı tarifenin (III) kısmının ikinci bendinin (a) fıkrası uyarınca davanın reddi halinde maktu harç alınacağı belirtilmektedir.
Bu doğrultuda Mahkemece davanın reddine karar verildiği halde tek bir maktu karar ve ilam harcı alınması gerekirken iki kere karar ve ilam harcı alınması da doğru değildir.
Ne var ki; bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebepler yönünden temyiz itirazının kabulü ile hükmün 3, 4 ve 6. bentlerinin hükümden çıkartılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
21.01.2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y
1. Dava kadastral parselin ihyâsına ilişkindir. Davacı vekili dava konusu taşınmazın imar uygulamasına tâbi tutulduğunu, imar uygulamalarının idari yargıda iptal edildiğini ve iptal kararının kesinleştiğini ileri sürerek kadastral parselin ihyâsını talep etmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince (İDM) davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizce 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'na 14.02.2020 tarihli ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 7. maddesiyle eklenen ek fıkra gerekçe gösterilmek suretiyle uyuşmazlığın idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiği belirtilerek davanın reddedilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulması yönünde hüküm kurulmuştur. İDM'ce bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş, anılan hüküm Dairemizin Sayın Çoğunluğunca da düzeltilerek onanmıştır.
3. Sayın Çoğunlukla aramızda oluşan uyuşmazlık 20.02.2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren ek fıkranın yürürlük tarihinden geriye yürütülüp yürütülemeyeceği, buradan hareketle anılan hükme dayalı gerekçe ile davanın reddedilip reddedilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
4. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı güvence altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre mülkiyet hakkı “ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını” kapsamaktadır (AYM, E.2022/105, K.2023/54, 22/03/2023, §19).
5. Anayasa’nın 36. maddesinde “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle hak arama özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri de mahkemeye erişim hakkıdır. “Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkının tanınması hak arama özgürlüğünün ön koşulunu oluşturur” (AYM, E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, § 21). Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28/4/2023 tarihli ve E. 2021/5, K. 2023/2 sayılı kararında da açıkça ifade edildiği üzere “Davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye mahkemeye erişim imkanının tanınması gerekir (YİBBGK, s. 23-24).
6. Öte yandan Anayasa'nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi uyarınca kanun hükümleri kural olarak yürürlüğünden sonraki olay ve olgulara uygulanabilir. Kanun hükümlerinin yürürlükten önceki olay ve olgulara uygulanabilmesi için bu hususta açık bir hükme yer verilmesi gerekir.
7. Davacı ile davalılar arasındaki uyuşmazlık .. Belediye Başkanlığı tarafından yapılan imar uygulamalarına dayalıdır. Davacı söz konusu parselasyon işleminin kendi taşınmazı yönünden idari yargı yerlerince iptal edilmesi üzerine eldeki davayı 08.07.2005 tarihinde açmış olup uyuşmazlığın dava tarihindeki mevzuata göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Buna göre söz konusu uyuşmazlıklarda idareye başvuru yolunu öngören ek fıkra 08.07.2005 tarihinde yürürlükte olmadığından anılan fıkra geriye yürütülerek davacının davasının adli yargıda görülemeyeceğine hükmedilmesi, hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.
8. Açıklanan nedenlerle anılan ek maddeye dayalı olarak idareye başvurulması gerektiğine ilişkin gerekçeyle İDM'ce bozmaya uyularak verilen ret kararının bozulması gerekirken Dairemizin Sayın Çoğunluğunun düzeltilerek onama kararına iştirak edilememiştir.