Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5691 E. 2026/363 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/250 E., 2025/79 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların ortak murisi ... tarafından davaya konu taşınmazların davalılara muvazaalı şekilde devredildiği, buna yönelik açılan muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasının kabul edilerek kesinleştiğini, taşınmazların kullanılarak davalılarca gelir elde edildiğini ileri sürerek, faize ve davaya ilişkin bilirkişi raporundan sonra dava değerini ıslah etmek üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL ecrimisil bedelinin murisin ölüm tarihinden bu yana yasal faiziyle davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili, asıl davadaki talebini ıslahla 179.665,99 TL'ye yükseltmiştir.

Davacı vekili birleştirilen davada; Bismil 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/53 Esas sayılı davada talebin 179.665,99 TL olduğunu, bilirkişilerce ecrimisil miktarının 371.938,10 TL hesaplandığını, bakiye kalan 192.272,11 TL yönünden ek dava açtıklarını ileri sürerek, asıl dava ile birleştirilmesini ve 192.272,11 TL bakiye ecrmisilin hak kazanılan her yıla ait bedelin o yıl sonundan işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalıların kötüniyetli olmadıklarını, ayrıca dava tarihinden geriye en fazla 5 yıl için talepte bulunulabileceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemece 21.10.2015 tarihli kararı ile, dava tarihinden geriye 5 yıl için ecrimisil talebinde bulunulabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 130.61,80 TL ecrimisil tazminatının dava tarihi olan 30.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma İlâmı

Mahkemenin 21.10.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.03.2020 tarihli, 2020/2024 Karar sayılı ilâmıyla; kararın onanmasına karar verilmiştir.

Davacı vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.12.2020 tarihli ve 2020/7777 Karar sayılı ilâmıyla; murisin ölüm tarihi esas alınmak suretiyle hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden geriye doğru beş yıl için hesaplanan ecrimisile hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemenin İkinci Kararı

Mahkemece 10.03.2022 tarihli kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne, asıl davada 179.665,99 TL ecrimisil tazminatı talebinin kabulü ile kabul edilen alacağa 5.000,00 TL ecrimisil tazminatı bedelinin dava tarihi olan 30.10.2014 tarihinden, bakiye kısmının ise ıslah tarihi olan 08.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan 1/2 oranında ayrı ayrı tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen dava dosyası olan Bismil 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/595 Esas sayılı dava dosyası yönünden ise 192.272,11 TL ecrimisil tazminatı talebinin kabulü ile kabul edilen alacağa her dönem sonundan itibaren yasal faize hükmedilmesine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma İlâmı

Kararın davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 07.02.2023 tarihli ve 2023/703 Karar sayılı ilâmı ile bozma ilâmına Mahkemece uyulmakla davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan murisin ölüm tarihinden itibaren ecrimisil bedeline hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bozma öncesi ve sonrası alınan ziraat bilirkişi raporları arasında açıkça çelişki var iken, Mahkemece bu çelişki giderilmeden veya son rapora neden üstünlük tanındığı gerekçeleriyle belirtilmeden eksik inceleme ve açıklama ile davanın kabul edilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Verilen Son Karar

Mahkeme, karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararında; birleştirilen dava yönünden; asıl davanın belirsiz alacak davası türünde olduğu, belirsiz alacak davasında alacağın tamamının dava konusu yapıldığı ve belirsiz alacak davasına konu edilen alacaklar bakımından ek dava açılamayacağı, asıl davanın birleştirilen ek dava bakımından derdestlik teşkil ettiği gözetilerek birleştirilen davanın derdestlik nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-(ı), 115/2 hükümleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği, asıl dava yönünden; davacının toplulaştırma öncesinde 2, 9 ve 10 numaralı kök parsellerdeki hisselerinin toplamının 170.933,72 m² olduğu, toplulaştırma sonrasında ise yeni parsellerdeki hisselerinin toplamının 163.975,72 m² olup buradaki azalmanın sebebinin toplulaştırma çalışmalarında köyün tamamından kesilen yasal DOP (Düzenleme Ortaklık Payı) gibi değerlere göre oluşturulan endeks değerlerinden kaynaklandığı gerekçesiyle 166.213,00 TL ecrimisil bedelinin her bir ecrimisil döneminin bitiminden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A.Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleştirilen dava hakkında usulden ret kararının bozma ilâmına aykırılık teşkil ettiğini, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağından ek dava açıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ecrimisilin şartlarının oluşmadığını, kötüniyetli olmadıklarını, 5 yıl ile sınırlı ecrimisile hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davada ecrimisil istemine ilişkindir.

1. Asıl dava yönünden yapılan incelemede; Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen asıl davaya ilişkin Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. Birleştirilen dava yönünden yapılan incelemede; 6100 sayılı Kanun'un 109. maddesinde; kısmi dava, alacağın yalnızca bir bölümü için açılan dava olarak tanımlanmaktadır. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir kimsenin kısmi bir dava açıp açmadığı ancak dava dilekçesinden, davacının talep sonucundan anlaşılır. Davacının davasını açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesine gerek yoktur, alacağın yalnız bir kesiminin dava edildiğinin anlaşılması yeterlidir. Özellikle davacının "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak" veya "şimdilik alacağın belirli bir miktarını dava ettiğini" belirterek açtığı davalar kısmi dava niteliğindedir. Kısmi dava açılması hâlinde davaya konu edilmeyen kısmın ayrı bir davayla talep edilmesi veya aynı davada ıslah yoluyla dava konusuna dâhil edilmesi mümkündür. (Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı; 16.05.2019 tarihli ve 2016/22-1166 Esas, 2019/576 Karar sayılı kararı; 2019/22-223 Esas, 2019/491 Karar sayılı kararı)

Yapılan açıklamalara göre somut olaya bakıldığında, asıl davada; davacı tarafından taşınmazların haksız kullanımları nedeni ile fazlaya ilişkin ve ıslah hakları saklı tutularak şimdilik 5.000,00 TL'nin davalılardan tahsilinin istendiği, davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğunun belirtilmediği, yargılama devam ederken alınan bilirkişi raporu üzerine dava değerinin 179.665,99 TL olarak ıslah edildiği anlaşılmaktadır. Bu hâli ile, asıl davanın kısmi dava olduğu tartışmasızdır.

Bu hâlde Mahkemece, birleştirilen dava yönünden değerlendirme yapılarak bir hüküm tesis edilmesi gerekirken asıl davanın belirsiz alacak davası olduğu gerekçesiyle ek dava mahiyetindeki birleştirilen davanın derdestlik nedeni ile reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan asıl dava yönünden aşağıda yazılı Mahkeme kararının ONANMASINA,

Temyiz olunan birleştirilen Bismil 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/595 Esas sayılı dosyadaki Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Birleştirilen dava yönünden peşin yatırılan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§