Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5107 E. 2026/275 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1120 E., 2024/1846 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/441 E., 2024/120 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra davacının adli yardım talebi kabul edilerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, muris ... ile .. .. Noterliğinde 02.08.20 19... yevmiye numaralı mirastan feragat sözleşmesi yaparak muristen intikal edecek miras haklarından bedeli karşılığı feragat ettiğini, murisin .. ... Noterliği 02.08.20 19... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vasiyetname ile alt soyu (aynı zamanda davacı ...'in oğlu) ...’i %25 paylı mirasçı atadığını, ancak davacının, dava konusu ... yevmiye numaralı mirastan feragat sözleşmesini yapmak için davalılar tarafından (muris ile anlaşarak) tehdit edilip korkutulduğunu, iradesinin sakatlandığını, davacının ailesi tarafından yalnız bırakıldığını, ona destek olunmadığını, mirastan feragat etmesi hâlinde alt soyuna mirastan pay verileceği vaadi ve aksi hâlde miras mallarının elden çıkarılacağı tehditleri üzerine mirastan feragati kabul etmek zorunda kaldığını, davacıya bir bedel ödenmediğini ve alt soyuna da miras haklarının verilmediğini ileri sürerek, .. .. Noterliğince düzenlenen 02.08.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı mirastan feragat sözleşmesinin iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, .. .. Noterliğince düzenlenen 02.08.20 19... yevmiye numaralı mirastan feragat sözleşmesinin usulüne uygun düzenlenmiş geçerli bir sözleşme olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan bedelin de davacıya ödendiğini, davacının alt soyunun zaten atanmış mirasçı olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen tehdit, korkutma ve hile iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; "...Davaya konu mirastan feragat sözleşmesinin 02.08.2019 tarihinde noterlikçe düzenlendiği, davacının vekili aracılığıyla 09.01.2022 tarihinde açmış olduğu davada 02.08.2019 tarihli düzenleme şeklinde vasiyetnamenin açılıp okunmasını talep ettiği, eldeki davanın ise 06.12.2023 tarihinde açıldığı, feragat sözleşmesinin ve vasiyetnamenin açılıp okunması davasının açıldığı tarihten itibaren 6098 sayılı (TBK’nun 39/1 (818 sayılı BK 31/1) maddesi uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılmadığı, bir yıllık sürenin hak düşürücü nitelikte olması ve kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle davanın süre yönünden reddi..." gerektiği gerekçesiyle; hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; adli yardım talepli temyiz dilekçesinde;

Yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, şöyle ki, uyuşmazlık konusu sözleşmeyi imzalaması için muris ve davalılar tarafından tehdit edilip korkutularak psikolojik rahatsızlıkları da bulunan müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, bu iddialarının mahkemece değerlendirilmeyerek ilk celsede davanın reddedildiğini, ailesinden destek göremeyen müvekkilinin bir süredir arkadaşlarının dükkanlarında, köhne yerlerde konakladığını, tanık beyanları da alınmamakla uyuşmazlığın tam değerlendirilmediğini, müvekkilinin böyle bir taahhütname imzaladığını hatırlamadığını, müvekkilinin eline hiçbir zaman geçmeyen bu parayla ya da başka bir gelirle lüks bir hayat sürmediğini, beş parasız şekilde sefalet içinde aylar geçirdiğini, geçici işlerde çalışarak hayatını idame ettirdiğini, ailesinin tehditleri sebebiyle sabit bir ikamet de edinmediğini, kendisini gizleyerek farklı şehirlerde çevresinin yardımlarıyla geçinmeye çalıştığını, murisin sağlığında feragat etmesine ve vefatı sonrasında ise tehdit ve korkutma yoluyla müvekkilinin hiçbir hukuki hamle yapmamasına sebep olunduğunu, müvekkilinin halen tedavi gördüğünü, bilhassa dava konusu olayların geçtiği o dönem yaşadığı travmatik olaylar nedeniyle psikolojisinin alt üst olduğunu, ölüme bağlı tasarruflarda bir irade sakatlığı meydana geldiğinde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 5 04... . maddelerinin birlikte dikkate alınması gerektiğini, ayrıca Türk Borçlar Kanununda düzenlenen irade sakatlıkları hâllerinin 4721 sayılı Kanun'un 5. maddesi gereğince kanunun izin verdiği ölçüde ölüme bağlı tasarruflarda da uygulanacağını, özellikle korkutulan kişinin cinsiyeti, karakteri, psikolojik sağlığı ve bilgi düzeyi dikkate alınarak korkutmanın mevcut olup olmadığı, etkisinin devam edip etmediğinin hâkim tarafından değerlendirilip bir karar verilmesi gerektiğinden bu davanın süresi içerisinde açıldığının kabulü gerektiğini, feragat sözleşmesi düzenlenmeden önce tam teşekkülü bir hastaneden rapor alınmadığını, aynı dönemde müvekkilinin tedavi amacıyla ... Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniğinde muayene olduğunu, mirastan feragat etmesi karşılığında müvekkiline bir ödeme yapılmadığını, müvekkili adına banka hesaplarındaki o döneme ait hareketlerde bir meblağ girişi olmadığının sabit olduğunu, müvekkilin oğlu ...'e mirastan %25 pay bırakıldığı belirtilmiş olsa da mirasın intikalinin veya bir taşınmaz devrinin gerçekleşmediğini, davalı tarafça bir takım küçük meblağlar üzerinden yapıldığı iddia edilen ödemelerin sözleşmenin ifası gibi gösterilmek istendiğini, mirası reddetmediği takdirde hem ailesi hem çevresince dışlanıp zorluk çekeceğini anlayan müvekkilinin babası ve diğer aile fertlerinin tehditlerine boyun eğdiğini, en azından evladının mirastan pay almasıyla sıkıntı çekmeyeceğini düşünen müvekkilinin mirastan feragati kabul ettiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık; sağlığında muris ile davacı arasında imzalanan mirastan feragat sözleşmesinin irade sakatlığı (tehdit) bulunduğu iddiasıyla iptali istemine ilişkindir.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§