Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5095 E. 2026/258 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/471 E., 2025/575 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Tüketici Mahkemesi

SAYISI : 2024/165 E., 2024/420 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılan 17.05.2021 tarihli sözleşme ile .. ili, .. ilçesi, .. - .. Mah. 1126 18... parsel sayılı taşınmazda kain 13 numaralı mesken niteliğindeki bağımsız bölümün müvekkiline satıldığını, satış bedelinin sözleşmede belirtilen şekilde davacı tarafından ödendiğini, bakiye 300.000,00 TL'nin tapu devri sırasında ödeneceğinin belirlendiğini, sözleşmede bağımsız bölümün 28.02.2022 tarihinde davacıya teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, belirlenen tarihte bağımsız bölümün teslim edilebilir durumda olmasına rağmen tapu devrini gerçekleştirmemek için davalı tarafından teslim girişiminde bulunulmadığını, davalıya ihtar çekildiğini, davalı tarafından tapu devri için davette bulunulmadığını, müvekkilinin bakiye bedeli depo etmeye hazır olduğunu iddia ederek dava konusu 1126 18... parsel sayılı taşınmazda bulunan 13 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline olmazsa dava konusu bağımsız bölümün dava tarihindeki güncel değerinin (belirsiz alacak) belirlenerek işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usule aykırı olduğunu, sözleşme resmî yazılı şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu, taraflar sözleşme imzalamış iseler de anlaşmazlık yaşadıklarından sözleşmeden şifahen döndüklerini, davalının davacıya tahsil ettiği bedeli iade edeceğini beyan etmesine rağmen iş bu davanın açılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın usul ve esastan reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... taraflar arasında yapılan 17.05.2021 tarihli sözleşme ile davacıya 13 numaralı bağımsız bölümün satıldığı, sözleşmenin 5.1 maddesi gereğince teslim tarihinin 28.05.2022 olduğu, taşınmaz satış bedelinin 925.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, davacının 625.000,00 TL ödeme yaptığı, bakiye satış bedeli olan 300.000,00 TL'nin ise tapu devrinde yüklenici firmaya ödeneceğinin sözleşme ile kararlaştırıldığı, mahkememizce yapılan keşifte binanın tamamlanma oranının %100 olduğu ve bina uygulama projesine göre iskana engel bir durumun tespit edilmediği, davalının usulune uygun olarak taşınmazı devir ve teslim borcunu yerine getirdiğine dair dosyada delil bulunmadığı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 41. maddesi gereğince sözleşmenin adi yazılı olması nedeniyle geçersizliğinin, sonradan tüketici aleyhine ileri sürülemeyeceği nazara alınarak tarafların sözleşme ile bağlı olduğu kabul edilip, davacının sözleşme kapsamında bakiye borcu olan 300.000,00 TL'nin Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı öncesi depo edildiği, alınan ek rapor ile bilirkişi tarafından tespit edilen bakiye bedel tutarı olan 413.513,51 TL'nin depo ettirildiği, davacının üzerine düşen taşınmaz bedelini ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiği tapu iptali ve tescil isteminin şartlarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne,

.. ili, .. ilçesi, .. - .. Mahallesi, 1126 18... parselde bulunan 13 No.lu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, karar kesinleştikten sonra depo edilen miktarın tüm nemaları ile birlikte davalıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince tapu iptali ve tescil isteminin kabulü yönünde karar verilmesinin hukuka uygun olduğu, ancak dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri 2.200.000,00 TL olarak belirlendiği, bu değer üzerinden eksik harç alınması doğru görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu nedenle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

1. Bölge Adliye Mahkemesince usuli kazanılmış hakka aykırı karar verildiğini, eksik istinaf harcının tamamlanması için geri çevirme kararı verilmesi yerine müvekkil aleyhine harç miktarında değişiklik yapılması ve davacı lehine vekâlet ücretinin arttırılmasının doğru olmadığını,

2. Davacının talep arttırım talebine aykırı karar verildiğini,

3. Belirsiz alacak davası açılmasının usule aykırı olduğunu,

4. Bilirkişi raporuna itirazının dikkate alınmadığını,

5. Davacının müvekkile gönderdiği ihtarnamenin bila tebliğ iade edildiğini, ihtarname sürecini tamamlamadan, ihtarnameye olumsuz cevap alınmamasına rağmen iş bu davanın açılmasının haksız olduğunu,

6. Davacının bakiye ödemeyi yapmaktan kaçındığını, devrin gerçekleşmesine davacının kusurlu hareketleri ile neden olduğunu, hâl böyle iken davanın kabul edilmesinin doğru olmadığını,

7. 6502 sayılı Kanun'un 44. maddesinde konutun alıcıya teslim süresinin 48 ayı geçemeyeceğinin düzenlendiğini, sözleşme tarihi ile dava tarihi arasında 13 ay bulunduğunu, teslimde gecikme için davacının sözleşme gereğince kira bedeli talep edebileceğini,

8. Dava konusu bağımsız bölümün dava tarihindeki değerinin 2.200.000,00 TL olarak belirlendiğini, davacı satış bedelinin 625.000,00 TL'sini ödediğinden 1.575.000,00 TL'nin depo ettirilerek tapu iptali ve tescil kararı verilebileceğini,

9. Sözleşmenin davacı lehine yorumlandığını,

10. Davacı dava değerini 2.200.000,00 TL'ye arttırmış, İlk Derece Mahkemesi davayı 1.038.513,51 TL üzerinden kabul ettiğinden aradaki değer farkı üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini,

11. Kararın usul ve Kanun'a aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1. Uyuşmazlık, yükleniciden (yap-satçı) bağımsız bölüm alan tüketicinin açtığı tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat istemine ilişkindir.

2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3. Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusu üzerine tarafın istinaf başvurusunun usulden/esastan reddine karar verebilir veya ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden hüküm kurabilir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeni karar verilmesi hâlinde aleyhine karar verilen tarafın hükmü temyiz hakkı bulunmaktadır.

Taraflardan birinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmaması hâlinde kamu düzenine aykırılık yok ise diğer taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır.

Somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2024 tarihli kararı ile davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmiş, davacı lehine 199.391,89 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davayı kabul etmiş, 302.000,00 TL üzerinden vekâlet ücretine hükmetmiştir.

Ancak İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 199.391,89 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi üzerine davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmamıştır. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yalnızca davalı taraf istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bu durumun davalı lehine kazanılmış hak oluşturduğu, bu miktardan daha fazla vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gözetildiğinde davacı lehine 199.391,89 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.

Bu husus, kararın bozulmasını gerektirmiş ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2. Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün sonuç kısmının B-4 bendinde yer alan “302.000,00 TL” ifadelerinin hükümden çıkarılmasına, yerine “199.391,89 TL” ibaresinin yazılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 370/2. hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.01.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§