Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4705 E. 2026/311 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/469 E., 2023/466 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar bir kısım davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 16.02.1989 tarihinde ölen ...'ün tek saklı paylı mirasçısı olduğunu, mirasbırakanın düzenlediği Noterliği 24.11.1983 tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamesinin saklı payını ihlal ettiğini ileri sürerek vasiyetnamenin tenkisini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekilleri davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemeninin 16.07.2003 tarih ve 1989/588 Esas, 2003/767 Karar sayılı kararı ile mirasbırakanın tüm terekesinin belirlenerek davacının ihlal edilen saklı payının hesaplandığı, davalı Vakfın ise tercih hakkını nakit ödeme yönünde kullandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 27.010.756.000 TL'nin davalı Vakıf'tan alınarak 09.10.1997 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davacı mirasçılara ödenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Mahkemenin 16.07.2003 tarihli kararına karşı süresi içerisinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.03.2004 tarihli ve 2003/16905 Esas, 2004/3641 Karar sayılı kararı ile davacıya temlik dışı 9 26... parsel ile 1444 parselden düşen 22414 metrekarelik kısmın miras payı değerleri ve ev eşyalarından düşen miras payı değerleri düşülmeden yine net tereke hesabında .. hisse senetlerinin ölüm tarihindeki değerleri 4.869.000,00 TL olduğu hâlde 6.762.500,00 TL olarak hesaplanmak suretiyle sabit tenkis oranının yanlış belirlendiği, Medeni Kanun’un 506. maddesi ve 11.11.19 94... /4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince yapılacak hesaba göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen İkinci Karar

Mahkemenin 08.07.2009 tarihli ve 2004/728 Esas, 2009/369 Karar sayılı kararı ile bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda davalılar ... ile .. Bölge Müdürlüğü aleyhinde açılan davanın reddine, davacıların diğer davalı ... Vakfı aleyhine açtığı davanın kabulüne, 204.16 TL'nin 09.10.1997 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak mirasçılık belgesindeki miras payları oranında davacılara verilmesine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı

1. Mahkemenin 08.07.2009 tarihli kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 05.03.2013 tarihli ve 2012/9759 Esas, 2013/1721 Karar sayılı kararıyla; önceki bozma ilâmının gereklerinin yerine getirilmediği, sabit tenkis oranına göre bölünmezlik hususunda araştırma yapılmadığı, davalıya tercih hakkının yeniden sorulmadığı, eksik araştırma ile karar verildiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece İkinci Bozma Kararına Uyularak Verilen Üçüncü Karar

Mahkemenin 31.10.2023 tarihli ve 2022/469 Esas, 2023/466 Karar sayılı kararı ile dava konusu vasiyetnamenin mirasçı atama tasarrufu olduğu 743 sayılı Kanun'un 506. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, öte yandan davalı tarafından yapılan ödemeler nedeniyle davacı tarafın ihlal edilen saklı payı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece eksik inceleme ile karar verilerek delillerin takdirinde hataya düşüldüğünü, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

2. Bir kısım davacılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde; mirasbırakanın hisse senetlerine yönelik bilirkişi raporlarında hatalı değerlendirmeler yapıldığını, davalıVakfın uhdesinde bulunan hisse senetlerini eksik beyan ettiğini, hisse senetlerinin teslim tutanaklarının gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafından davacılara ödeme yapıldığı beyan edilse de kime hangi tarihte ödeme yapıldığının belli olmadığını, mirasbırakanın bankalardaki mevduatının hangi tarihleri kapsadığının araştırılmadığını, terekedeki taşınmaz değerlerinin faklı olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının müvekkilleri lehine bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur.

3. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, Mahkemece gerekçeli kararda yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, davalı tarafından yapıldığı iddia edilen ödemenin hangi tarihte yapıldığının, faizi bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, Mahkemece karar tarihine en yakın değerlerin esas alınması gerektiğini, mirasbırakanın hisse senetlerine ilişkin hatalı değerlendirmeler ile bilirkişi raporları düzenlendiğini ileri sürerek Mahkeme kararının müvekkilleri lehine bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tenkis istemine ilişkindir.

1. Bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığından bozma nedenlerine göre tarafların sair temyiz itirazları incelenmemiştir.

2. Diğer temyiz itirazlarına gelince; her ne kadar Mahkemece bozma ilamına uyulsa da gereği yerine getirilmeksizin bir karar verilmiştir. Nitekim, önceki bozma ilamlarında dava konusu vasiyetnamenin 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 506. Maddesine göre tenkis incelemesi yapılması gerektiği vurgulanmasına rağmen, Mahkemece dava konusu vasiyetnamenin mirasçı atama tasarrufu olduğuna yönelik bir gerekçeyle sonuca gidilmesine katılabilme olanağı yoktur. Mirasçı nasbına yönelik koşulların düzenlendiği 743 sayılı Kanun'un 463. maddesinde " Muris, terekenin tamamı yahut şayi bir cüzü için bir veya bir kaç kimseleri mirasçı nasbedebilir. Terekenin tamamı veya şayi bir cüzünü almak üzere bir şahsı tayin eden her tasarruf, mirasçı nasbı hükmündedir." hükmünü düzenlemiştir. Bu bakımdan vasiyetnamedeki irade beyanının mirasçı atama olarak nitelendirilebilmesi için mirasbırakanın mirasının tamamını veya belirli oranı belirtmesi suretiyle tasarrufta bulunması gereklidir. Somut olayda ise dava konusu 19/02/1988 tarihli vasiyetname içeriğinde mirasbırakanın davalı Vakıf'ın kurulmasını vasiyet ederek, vasiyetnamenin beşinci sayfasında davalı Vakıf'a vasiyet ettiği malları 13 madde olarak saymak suretiyle her bir muayyen malı tek tek belirlemiş, vasiyetnamenin ilerleyen sayfalarında ise davalı dışındaki kişilere de muayyen mal vasiyetine ilişkin tasarruflarda bulunmuş olmakla tasarruf içeriğinin terekenin tamamını veya belirli bir oranını kapsamadığı görülmektedir. Bu bağlamda vasiyetnamedeki tasarruflar 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 463. maddesinde düzenlenen koşullarla birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu olayda kanunun öngördüğü şekilde mirasçı nasbını içeren bir tasarrufun bulunduğu söylenemez. Dolaysıyla Mahkemece Kanun'un olaya uygulanmasında yanılgılı bir değerlendirmede bulunulduğu gibi, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamında belirlenen muayyen mal vasiyetinin tenkisine ilişkin gereklerin değerlendirmeye alınmaksızın bir karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3. Öte yandan Mahkemece, vasiyetnamenin mirasçı atamaya ilişkin olduğunu değerlendirilmiş ancak bu değerlendirmeyle çelişkili olacak bir gerekçeyle de davacıların ihlal edilen saklı payının karşılandığına ilişkin değerlendirme yapılması suretiyle sonuca gidilmiş olması somut olaya uygun düşmemiştir. Vasiyetnamenin, muayyen mal vasiyetini içerdiğine yönelik bir şüphe bulunmamaktadır. Bu bakımdan da uyuşmazlık, Mahkemece hesaplanan ihlal edilen saklı pay yönünden hesaplanan tenkis alacağına göre davacıların saklı payının karşılanıp karşılanmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu bakımdan öncelikle muayyen bir malın tenkisine ilişkin vasiyetnameye ilişkin hükümler çerçevesinde tenkis alacağının, Mahkemece nasıl hesaplanacağına ilişkin değerlendirme ile sonuca ulaşmak lazım gelecektir.

4. 743 sayılı Kanun'un 502. maddesine göre, "Mahfuz hisselerinin baliğ olduğu miktarı alamıyan mirasçılar, tasarruf nisabını tecavüz eden teberruun tenkisini dava edebilirler" hükmü düzenlenmiştir. Buna göre tenkis davası, mirasçıların saklı paylarını elde edememiş olması hâlinde açılabilir. Saklı payın zedelenip zedelenmediği ise mirasın açıldığı tarihteki terekenin durumuna göre belirlenir. Dava konusu olayda mirasbırakan ... 16.02.1989 tarihinde öldüğüne göre terekedeki değerleri bu tarih itibariyle belirlemek suretiyle 743 sayılı Kanun'un tasarruf nisabına ilişkin hükümlerin düzenlendiği 454, 4 55... . maddelerine uygun olarak mirasbırakanın tasarruf nisabına göre davacıların saklı payının ne kadarının ihlal edildiğinin belirlenmesi gerekir. Ancak bu belirleme yapılırken tasarruf nisabına ilişkin hesabın ölüm gününe göre yapılması nedeniyle de daha önceki Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin bozma ilâmları kapsamında bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin gözetilmesi gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır. Nitekim, Yargıtay 2. Hukuk Dairesince net terekeye yönelik hesaba ilişkin değerlendirmelere göre saklı payın hesaplanarak tenkis alacağına hükmedilmiştir. Mahkemece verilen ikinci kararın da temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince önceki bozma ilâmının kapsamı dışında kalan kısımların usuli kazanılmış hak kapsamında kaldığı gerekçesiyle incelenmediği belirtilerek, önceki bozma ilâmının gereklerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bu suretle, tenkis alacağının belirlenebilmesi için öncelikle tasarruf nisabının ve buna bağlı olarak tespit edilecek saklı payın bozma ilâmları kapsamında usulüne uygun olarak hesap edilmesi gereklidir.

5. Tereke; mirasbırakanın ölüm tarihi itibari ile sahip olduğu ve mirasçılarına intikal edebilen mal, hak, alacak ve borçların tümüdür. Miras bırakanın tasarruf özgürlüğünün belirlenebilmesi için terekenin ölüm tarihindeki değerinin tespit edilmesi ve kanunda belirtilen değerlerin eklenip çıkarılmasıyla net terekenin hesaplanması ve bu değerden saklı paylar toplamının çıkarılması gerekir.

6. Mirasbırakanın mevcut mal ve haklarına, yukarıda belirtilen değerlerin eklenip çıkarılması sonucunda farazi bir tereke değeri elde edilmiş olur ve ortaya çıkan bu değere tenkise esas tereke adı verilir. Belirtmek gerekir ki; tereke değerinin hesaplanmasında yapılan bu eklemeler ve çıkarmalar varsayımsaldır, yani kâğıt üzerinde yapılan bir hesap işlemidir. Gerçek anlamda terekeye fiilen bir değerin dâhil olması veya terekeden çıkması söz konusu değildir.

7. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılıp parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. Tasarrufun saklı payı ihlal edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Ayrıca sabit tenkis oranı hesaplanırken de bu rakam esas alınır.

8. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada ise dosya kapsamında alınan 13.01.2015 tarihli bilirkişi raporunda net terekenin hesaplanmasında terekenin aktifinde yer alan değerlerin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bozma ilâmına uygun olarak hesaplandığı, ... A.Ş.'nin değerlerinin 48.690.000 ETL olarak alındığı, sonuç olarak net terekenin 2.990.367.227,24 ETL bulunduğu ve bu değer üzerinden davacının saklı payının hesaplandığı anlaşılmıştır. Diğer yandan yine bozma ilâmına uygun olarak temlik dışı terekeden gelen 9 26... parsel sayılı taşınmaz, vasiyet lehtarlarından olan ...'ün mirasbırakandan önce ölmesi nedeniyle terekeye dönen 14 41... parsel sayılı taşınmazlar ile .. ve .. köyünden yer alan 169, 171, 42, 205, 263, 9 25... parsel sayılı taşınmazlardan gelen payların davacının saklı payından düşülmesi suretiyle yapılan hesapta davacının ihlal edilen saklı payının 64.614.735,09 ETL olduğunun, davalıya yapılan kazandırmanın ise 2.747.852.987 ETL olduğu hesap edildiği, bu suretle sabit tenkis oranın ise 64.614.735,09 ETL/2.747.852.987 olduğu hesaplanmıştır. Bulunan bu değere göre dava konusu taşınmazların bölünemeyeceği de tespit edilmiştir. Bu aşamada öncelikle sabit tenkis oranın açıklanması gerekir. Uygulamada mirasbırakanın ölüm gününe göre bulunan tenkis oranına, sabit tenkis oranı denilmektedir. Özellikle tenkis konusu kazandırma bölünemeyecek bir mal ise, tenkisin aynen yapılması mümkün değildir. Bu durumlarda tenkis, 743 sayılı Kanun'un 506. maddesinde düzenlenen "Kıymetine noksan gelmeksizin taksimi kabil olmayan muayyen bir mal vasiyet edilip te işbu vasiyet tenkise tabi olursa; lehine vasiyet yapılan kimse, dilerse tasarruf nisabı miktarını nakden alır dilerse tenkisi lazımgelen miktarın kıymetini verip o malı talep eder." hükmüne göre hesaplanacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki 743 sayılı Kanun'un 506. maddesinin uygulanmasına yönelik olarak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 11.11.1994 tarih ve 1994/4 Esas, 1994/4 Karar sayılı kararında bölünmesi mümkün olmayan bir mala ilişkin tasarrufun tenkisi gerektiğinde tercih hakkının kullanılmasından sonra nakit alacağın belirlenebilir ve muaccel hâle geldiği aksi yorumun davalının haksız zenginleşmesine sebebiyet vereceği, aynen teslim edilmeyen malın iadesinin gerekmesi halinde tercih hakkının kullanıldığı andaki tam değerin ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 506. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.19 94... /4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca sür'atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.

9. Yukarıda açıklanan uyulması gereken adımlara aykırı olacak şekilde Mahkemece, gerekçeli kararda yetersiz ve denetime elverişsiz 27.01.2023 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle davacının ihlal edilen saklı payının 108.356.975,15 ETL olduğu, dava devam ederken ise davacıya 106.837.278.300,00 ETL ödeme yapıldığı belirtilerek, davacının saklı payından fazla aldığına dair gerekçe oluşturmuştur. Ne var ki, Mahkemece öncelikle yapılan ödemelerin kalem kalem neler olduğuna, ödemelerin hangi tarihlerde yapıldığına ilişkin hiç bir değerlendirmede bulunulmadan sonuca gidilmiştir. Üstelik, Mahkemece ihlal edilen saklı payın ölüm günündeki değerlere göre hesaplanması yanında, davacıya yapılan ödemelerin hangi tarihlerde yapıldığının dosya kapsamında anlaşılamamaktadır. Dolayısıyla, enflasyon karşısında paranın değerinin azaldığı dikkate alınmadan, ölüm gününden sonra yapılan ödemelerin, ölüm günündeki değerleri karşılayıp karşılamadığının değerlendirmesi yapılmaksızın, davacının saklı payın karşılandığına ilişkin gerekçenin ise matematiksel olarak da yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.

10. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 11.11.1994 tarih ve 1994/4 Esas, 1994/4 Karar sayılı kararında bölünmesi mümkün olmayan bir mala ilişkin tasarrufun tenkisi gerektiğinde tercih hakkının kullanılmasından sonra nakit alacağın belirlenebilir ve muaccel hâle geldiğinden hareketle tenkis alacağının hesaplanmasında; malın vasiyet alacaklısının tercih hakkını kullanarak malın kendisinde kalmasını, tasarruf edilebilir kısmı nakit olarak ödemek istediği hâlde malın değeri üzerinden tasarruf edilebilir kısmın bulunması gerekir. Dolayısıyla tercih hakkının kullanılması ile tenkis alacağının da muaccel hâle geleceği dikkate alınması gerekir. Bu halde, Mahkemece yapılması gereken iş, tercih hakkının da bölünemeyeceği gözetilerek, tercih hakkının kullanıldığı tarihteki değerler üzerinden davalıya yapılan kazandırmanın tümünün sabit tenkis oranı ile çarpımından gelen naktin bulunması, bu değer esasen davalının, ödemesi gereken tenkis alacağı olmakla birlikte, bunun yanında, davalının, tenkis alacağına esas olarak ödediği bir miktar var ise, ödenen miktarların kalem kalem, ödeme tarihleri ile birlikte denetlenebilir ve açık şekilde tespit edilip, ödenen bedellerin paranın satın alma gücündeki değişimler gözetilerek tercih hakkının kullanıldığı değere ulaştığı miktarın hesaplattırılması, bu suretle bulunan değerin davalının ödeyeceği tenkis alacağından mahsup edilmesi gerekir. Bu yapılacak mahsupla birlikte tenkis alacağı karşılanmış ise saklı payın karşılanmış olması nedeniyle davanın reddi, karşılanmadı ise kalan kısım yönünden alacağa hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

11. Ayrıca, 2013/392 Esas sayılı dosyanın 08.11.2022 tarihli celsesinde davacılar ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ...yönünden tefrik edilerek eldeki dava olan 2022/469 Esas sayılı dosyada yargılamasına devam olunduğu, yine aynı celsede ise davacı asiller, ..., .., .., .., ..., .., ..., .. yönünden 24.03.2022 tarihli celsede 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150/1 hükmü gereğince işlemden kaldırılma karar verildiğinden dosyanın 3 aylık yasal süre içerisinde yenilenmediği gerekçesiyle davanın bu davacılar yönünden açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu suretle, 08.11.2022 tarihli aynı celsede ... hakkında hem tefrik kararı verilmiş, hem de açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Öte yandan 2013/392 Esas sayılı dosyada haklarında davanın açılmamış sayılmasına karar verilen ..ve ...'nin tefrik kararı nedeniyle eldeki davada karar başlığında gösterilmeleri de doğru değildir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§