"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1968 E., 2025/627 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 35. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/116 E., 2024/83 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; muris ...’nin davacı ...’nin 36 yıllık eşi olup 19.04.2022 tarihinde öldüğünü, geride mirasçı olarak davacı ile davalının kaldığını, davacı tarafından murisin terekesinin tespiti ve yönetimi amacıyla İstanbul 23. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/111 Tereke sayılı dosyası ile dava açıldığını, davalı vekilinin talebi üzerine muris ile davacının müşterek ikametgahında 14.04.2023 tarihinde murise ait tabloların tespiti amacıyla keşif icra edildiğini, keşif sırasında müvekkiline ait olan evde açıkta bulunan 40.400,00 USD ile kasadaki 7.900,00 USD olmak üzere toplam 48.300,00 USD paraya Tereke hâkimliği tarafından el konulduğunu, murisin ölümünün üzerinden 1 yıl geçtiğini, kasanın davacının kullanımında olduğunu ve keşif sırasında müvekkili tarafından açıldığını, evde açıkta bulunan nakit paraların da müvekkiline aidiyetinin aşikar olduğunu, müvekkilinin kira gelirleri mevcut olup kiracı ...'ın yıllık kira bedeli olan 31.843,37 USD parayı müvekkilinin ... hesabına yatırdığını, müvekkilinin de bu parayı bankada tutmak istemediğini, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar nedeni ile evinde tuttuğunu, kısaca Tereke hâkimliği tarafından el konulan paranın müvekkilin kira gelirinden elde edildiğini, davacının son bir senedir aile konutunda yalnız yaşadığını, kasanın davacının zilyetliğine geçtiğini ve anahtarlarının davacıda bulunduğunu, evindeki menkul nakit paraların davacıya ait olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle İstanbul 23. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/111 Tereke sayılı dosyasında 14.04.2023 tarihinde yapılan keşifte el konulan 48.300,00 USD’nin davacıya ait olduğunun tespiti ile davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen paraların, Tereke hâkimi nezaretinde yapılan tereke tespiti işleminde açılan murisin kasasında tespit edildiğini ve mirasın korunması amacıyla mahkeme kasasına alındığını, davalı Terek hâkimliğinin husumetinin bulunmadığını, dava konusu paranın murise ait olduğunu ve terekeye dâhil para hakkında istihkak davası açılamayacağını, davacının paranın iadesi talebinin İstanbul 23.Sulh Hukuk Mahkemesince reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davanın davalı olarak gösterilen İstanbul 23. Sulh Hukuk Mahkemesi Tereke hâkimliği bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı bakımından esastan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının eşi ... öldükten sonraki dönemde tapu ve banka kayıtlarının tetkikinde, davacının bilgisi dışında çok sayıda mal varlığının diğer mirasçı ... adına murisin sağlığında kayıt ve tescil ile devredildiğini öğrendiğini, ayrıca diğer mirasçı ...’in murisin şahsi/şirket banka hesaplarından, sahip olduğu şirketlerin hisseleri ve gelirlerinden ve terekeye ait taşınmazların kira gelirlerinden haksız kazanç sağladığı ve müvekkilinin miras hakkını ihlal ettiğinin tespit edildiğini, bu nedenle müvekkili tarafından terekenin doğru ve sağlıklı biçimde tespit ve muhafazasını teminen İstanbul 23. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/111 Tereke sayılı dosyası üzerinden ...’nin terekesinin tespiti, yönetim ve terekenin defterinin tutulması, bu terekeye ait kira gelirlerinin tereke adına açılacak bir banka hesabına yatırılması ve bu konuda tüm kiracılara ihtar çekilmesi, tereke temsilcisi atanması, bu hususta gerekli koruma önlemlerinin alınması ve uygulanması, tüm terekeye ait menkul ve gayrimenkul mal varlıklarının tespitine karar verilmesinin talep edildiğini,
2. Mahkemece tereke tespiti yapılan ".. Mah. .. Sok. No:../.. .." adresindeki evin müvekkili ile murisin sağlığında birlikte ikamet ettikleri yer ve kiralık olduğunu, murisin vefatının ardından da kira sözleşmesinin müvekkili ...’ye intikal ettiğini, davacının bu yerde ve tek başına oturmaya devam ettiğini, kira bedellerinin iki senedir davacı tarafından ödendiğini, sonuç olarak keşif tarihi olan 14.04.2023 tarihinde de söz konusu evin davacının tek başına ikametgahı olup evde murise ait hiçbir şahsi eşya bulunmadığını,
3. Davacının, murisin ölümünden bir yıl sonra, tek başına yaşadığı evde bulunan kendisine ait parayı tereke mahkemesine bildirmesinin bir anlamı ve hukuki karşılığının bulunmadığını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu 48.300,00 USD’nin davacının ikametgahında olup zilyetlik ve mülkiyet kurallarına göre davacıya ait olduğunu, mahkemenin aksi yöndeki görüş ve kararının hatalı olduğunu,
4. Davacının banka kayıtları ile sabit olan kira gelirleri, para çekme işlemleri, mevduat hareketleri ve bu işlemlerin dinlenen tanık beyanları ile örtüştüğünü, istihkak iddiasının haklılığının ortaya konulduğunu, Mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılmasını gerektiğini ileri sürmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; mirasçılar arasında adi istihkak talebine ilişkindir.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davacının iddiasını tanık dışında yazılı bir delille ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de dava konusu uyuşmazlık değerinin senetle ispat sınırında kaldığı, tanık dinlenmesi hususunda davalı tarafın açık muvafakatinin bulunmadığı, bu nedenle davacının tanık deliline başvurması ve dinlenen tanık beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ise de; davanın niteliği gereği, davacı iddiasını her türlü delille ispat edebilir.
Bu yönüyle İlk Derece Mahkemesince; davacının dosyaya sunduğu banka hesap hareketleri ve tanık delili birlikte değerlendirilmek suretiyle bir sonuca varılması gerekirken; yazılı şekilde davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile reddine dair hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.01.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.