Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

Dosya2025/2312 E. 2026/499 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1412 E., 2025/243 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2016/52 E., 2021/322 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... aleyhine, İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2004/12196 Esas sayılı dosyası kapsamında davacı adına kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, takibin başlatıldığı 25.06.2004 tarihinden günümüze kadar, davalı borçlu ...'in borca yetecek miktarda malvarlığı bulunmadığından davacının alacağını tahsil edemediğini, nitekim, davalı borçlunun borca yetecek miktarda malının bulunmadığının haciz tutanakları ile tespit edildiğini, icra dosyası kapsamında borçluya ait banka hesaplarına haciz konulmasının talep edildiğini, ancak bankalardan gelen cevabi yazılarda borçlunun hiçbir mal varlığına rastlanmadığının bildirildiğini, dosya hesabına göre; davalı borçlu ...'in 4.319.148,50 TL bakiye borç miktarı bulunduğunu, davacının, davalı borçludan olan alacağını yasal yollardan tahsil edemediğini, davalı borçlu ...'in babası ... ... 03.11.2015 tarihinde öldüğünü, davalı borçlunun babası ... .... kalacak mirastan 3/8 oranında miras payı bulunduğunu, muris adına kayıtlı olan gayrimenkullere haciz işlemi uygulandığını, taşınmazların toplam değerinin yaklaşık 14.500.000,00 TL olarak tespit edildiğini, davalı borçlu ...'in babasından kalan mirasın borca batık olmadığının açık olduğu, davalı borçlu ...'in, davacının kendisinden olan alacağını tahsil etmesini engellemek ve davacıya zarar vermek amacıyla mirası reddettiğini, davalı borçlunun mirasın reddi talebinde, mirasın borca batık olduğuna ilişkin bir iddiası da bulunmadığını, borçlu davalının güvence de vermediğini ileri sürerek davalı borçlunun mirası reddinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, murisin 2002 yılı itibarıyla toplam 1.100.000,00 ABD Doları borçlu olduğunu, mirasın reddinin haklı ve hukuka uygun olduğunu, davalının alacaklıdan mal kaçırma amacı veya kastı bulunmadığını, davacının alacağına dayanak olarak gösterdiği icra takibinin kesinleşmediğini, davalı ile murisin, murisin ölümünden önce ilişkilerinin bozulduğunu ve iletişimlerinin kalmadığını, bu nedenle davalının murisin talebi üzerine reddi miras talebinde bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı borçlunun murisinin terekesinin borca batık olmadığı, davalı borçlunun ret tarihi itibarıyla tespit edilen malvarlığının borcunu karşılamaya yeterli olmadığı, davalı borçlu tarafça davaya konu borcun ödenmediği, davalı borçlu tarafça davacı alacaklı tarafa yeterli güvence de gösterilmediği, davalı borçlunun mirasçının alacaklılarına zarar verme kastı ile hareket ederek mirası reddettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından borçlu mirasçı hakkında “aciz vesikası” alınmamış olmakla birlikte, icra dosyası üzerinden yapılan haciz girişimlerinde davalının borca yeter malvarlığının bulunmadığının tespit edildiği, Mahkemece, davalının şahsi malvarlığının mirası ret tarihi itibarıyla borcu karşılamaya yeterli olmadığının tespit edildiği, davalı borçlu tarafından da yeterli güvence gösterilmediği, keza davalı tarafça da mirası ret tarihinde mal varlığı bulunduğuna ilişkin bilgi veya belge de sunulamadığı, ancak mirasın reddinin iptali davasının eda davası olmaması, tespit hükmünde olduğu ve yapılan mirası ret işleminin iptaline ilişkin olması nedeniyle harç ve vekalet ücretinin maktu olarak alınması gerekirken nispi harç ve vekalet ücreti takdirinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin sair istinaf nedenlerinin reddine, harç ve vekalet ücretine ilişkin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının harç ve vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı borçlu .... ilk olarak 2015 yılında babasının öldüğünü, davalının babasının mirasını reddedttiğini, sonrasında, annesinin öldüğünü, davalı borçlunun anneden gelen mirası kabul ettiğini, dolayısıyla yargılama sırasında borçluya annesinden intikal eden taşınmazlara ilişkin kıymet takdiri yapılması gerektiğini, Mahkemenin alacaklının alacağı için yeterli güvence bulunup bulunmadığı hususunun tespitinde hataya düştüğünü, davalı borçlunun babasının mirasını reddederken annesinin mirasını reddetmemesinin davalının kötü niyetli ve alacaklıdan mal kaçırma amacıyla hareket etmediğini kanıtladığını, annesinden intikal eden mallar ile de alacaklının alacağının güvence altına alınmış olduğunu, murisle davalı borçlunun arasının ölmeden önce bozulduğunu ve murisin telkinleri doğrultusunda davalı borçlunun mirası reddettiğini, alacaklılara zarar verme kastının olmadığını, davanın esasını etkileyen taşınmazların değerlerinin tespitine yönelik açık hatalar dikkate alınmadan yapılan hesaplamalar sonucu murisin malvarlığının değerinin çok üzerinde hesaplandığını, murisin borçlarının tam ve doğru bir şekilde hesaplanmadığını, murisin ölüm tarihi itibarıyl yüklü miktarda vergi borçları da bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, mirasın reddinin iptali istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§